GIRGIRINA DEMOKRASİ, GIRGIRINA AŞK...

12 Şubat 2010 15:16 / 195 kez okundu!

 


Adam, içinde ölü bir yılan olan kavanozu arabanın motor kapağı üzerine koydu. Üzerini kirli bir bezle örttü.
Çevresine küçük sabun paketlerini serpiştirdi. Birer ikişer toplanan meraklılara, " birazdan Amazonlarda yakalanmış, bir lokmada koyun yutan canavarı göreceksiniz" diyerek başladı konuşmasına.

Elini canavarın kavonozunun üzerine koyup, arada örtüsünü kaldıracakmış gibi yaparak uzun uzun anlattığı macera oldukça fazla bir kalabalığı topladı arabanın çevresine. Önce gelenler bir an önce açsa da görsek diye düşünürken, yeni gelenler hem itiş kakış önlere geçmeye çalışıyor hem de "ne varmış, ne varmış" diye soruyorlardı.

Biri "itmeyin kardeşim ya, açıcak adam birazdan hepimiz görcez" dedi.
"Bir lokmada dana yutuyomuş namuzsuz" dedi bir başkası.
"Nerde, nerde?" Diye sordular.
"İşte orda, örtünün altında, açıcak şimdi" dedi kara kafalı bir çocuk.
"Bizim köyde de vardı bunlardan" dedi orta yaşlı adam.
"Nerden biliyon, sen bunu gördün mü ki ?" diye sordu bir genç irisi.
"Yok, daha açmadı ki" dedi orta yaşlı adam.
"Ne konuşuyon o zaman, bilip bilmeden."Biz de açtı sandık" diye homurdandı bir kaç kişi.
"Hiç" dedi genç irisi."Bunların yüzünden açmıyo adam, kızıyo."
"Şiişt, açıyo açıyo" diye bağırdı yüzü boyalı genç kız"

Kalabalıktan gülüşenler oldu, kız daha bir kızardı.

Canavarın sahibi, yeterince kalabalık olduğunu düşündüğünde macerayı kesip sattığı sabunların marifetlerini anlatmaya başladı. "Sivilceleri üç günde yok eden, cildi gençleştiren, sedefe, egzamaya, mayasıla, basura, erken boşalmaya iyi gelen, tıbbın arayıp bulamadığı bu sabunu biraz sonra üstünü açacağı canavarın memleketinden hiç üşenmeden bulup halka hizmet olsun" diye getirmişti.

Kalabalık kızgınca sesler çıkardı. "Sabun almadan açmıycan mı diye seslendiler."
Biri "bak açcaksan ver bir tane" dedi.
"Açıcaz kardeşim sözümüz söz" dedi adam.
"Alalım o zaman dedi bir kaç kişi."
"Ya, satıcıymış masal anlatıyomuş bir saatten beri" diye söylene söylene uzaklaştı bazıları.
"Açmıycaktın ne tutuyon bizi" diye sövdüler az uzaklaşınca.
Ellerini ceplere, cüzdanlara atıp sabun parası çıkarmaya çalışanlardan bazıları "yandım anam cüzdan yok, param gitti" diye haykırdılar.
"Şu gidenler çarpmıştır" dedi biri. Hep beraber arkalarından koştular.

Canavarın sahibi bir sigara yaktı, dağılan kalabalığın arkasından. Yılanlı kavanozun örtüsünü okşadı, sabunları düzeltti. Yeni gelip "abi ne var o örtünün altında" diyenlere, "bir lokmada koyun yutan canavar" dedi. "Bekleyin açıcam birazdan." Yeni bir kalabalık toplanmaya başlamıştı bile...

*********

Bir iş yemeği sonrasıydı. Saçları alemlerde ağarmış müdürümüz, "hadi çocuklar dedi sizi pavyona götüreyim."

Masadakiler hemen atladılar teklifin üzerine. En gençleri benim. Ürktüm...

Ürkmem doğal. Filmlerde görmüşüm. Öyle kadınlar filan, son meteliğine kadar sövüşlüyorlar adamı. Hesap fazla geldi ödeyemedin dayak cabası.

Fakat yanımdakilerden tecrübe fışkırıyor.

"Yok, masaya kadın falan çağırmayacağız." "Birer bira, çerez tamam." "Maksat ortamı gör, biraz müzik, eğlence o kadar." Eh kafalar da çakır keyif, rahatladım biraz.

O loş, acayip ışıklı, bayıltıcı parfüm kokulu yerin kapısında bizi karşılayan garsonlar boş zamanlarında jimnastik sporuyla uğraşıyor olmalıydılar. Hoş geldiniz diye eğilirken burunları ayakkabılarına deyiyordu neredeyse. "Dilerim çıkışımız da böyle olur" diye geçirdim içimden. Sahnenin hemen önündeki bir masaya yerleşir yerleşmez çerezler, meyvalarla donatılıverdi masa. Bu ne hızdı? Yoksa herşey hazır bizi mi bekliyorlardı? Bizim müdürün "ağa" pozisyonunda olduğunu hemen kavramışlar sahnede şarkı söyleyen orta yaşlı, güzelce hanım dahil "hoşgeldin" demeyen kalmamış, kendisini hindi gibi kabartmışlardı. O görmüş geçirmiş munis adam gitmiş yerine üç sandalyede birden oturan bir dev yerleşmişti.

"Donatın masayı, canınız ne isterse söyleyin çocuklar" sözleri ne kadar yakışıyordu ona!

Fakat sahnenin tam karşısındaki bir masada, arkasında ayakta duran iki koruması ile oturan "dev"i fark ettiğimde gözümde bizim müdürün hiç bir kıymet-i harbiyesi kalmadı desem yalan olmaz.Tanrım! O ne heybetli, ne ciddi duruştu öyle. Kır saçları, omuzunda paltosu, elinde tesbihi, yere çakılı bakışlarıyla önünde diz çökmüş "nereden sevdim o zalim kadını" şarkısını söyleyen solistin tek sahibi, tek efendisi o olmalıydı...

Nitekim oydu... Solunda esas duruşta bekleyen şef garson "dev"in hafif bir kaş işaretiyle hareketlendi, tüm garsonlarla beraber sahnenin etrafına şampanya şişeleri dizdiler önce... Sonra sepetlerle gül yaprakları döktüler. Bir sepet de "zalim kadının" başından aşağı boca etmeyi unutmadılar. Sonra onlarca şişe şampanyayı teker teker patlatıp "zalim kadının" ayaklarına döktüler. "Zalim kadın" bunlara karşılık koynundan çıkardığı bir mendili usulca "dev" in masasına, rakı bardağının yanına bıraktı. Tüm bunlar yaşanırken hep önüne bakan, duruşunu bozmayan "dev" usulca uzandığı bardağı bir dikişte içti ve eski haline geri döndü.

Allah sizi inandırsın gözlerim doldu. Ahh ah... Aşk buydu işte.

"Seni seviyorum" dediğimde, bana "ama senin hiç birikimin yok ki " diyen kadını ben de "dev"in sevdiği gibi sevseydim masama koca memelerinin arasından çıkardığı bir terli mendil koyar mıydı acaba?

Masada garsonların burnuna dayadıkları altı aylık maaşımıza denk hesap pusulasının şokunu yaşayan müdürümüze "gidelim burdan abi, bu dev gibi sevdanın yanında kara çalı gibiyiz biz" dedim, gözyaşlarımı zor tutarak...



Timur UGAN
5 Şubat 2010

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
       Facebook'ta Paylaş       
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.

REKLAM
Anket

12 Eylül referandumunda oyunuz nedir?

(bu ankete sadece üyeler oy verebilir)

Evet  

Hayır  

Boykot  

Katılmayacağım  

Bilmiyorum  

 

Üçüncü Köprünün İsmini Siz Seçin

(Üçüncü köprünün adı ne olmalı? - Sözlük yazıları – 6)

Mimar Sinan Köprüsü  

Bizans Köprüsü  

Avrasya Köprüsü  

Anadolu Köprüsü  

Avrupa Köprüsü  

 

Firuz Kutal
Son Fotoğraf
Zanzibar / Pazar Arvo Part - Aya İrini/07.06.2010 Krakow 2009 - Pervin Mısırlıoğlu E. Kocaman - Timur Ugan\'ın köpeği Zanzibar / Kumsal - medcezir Mardin, Midyat, Hasankeyf ve Nusaybin - Mart 2010 Mardin, Midyat, Hasankeyf ve Nusaybin - Mart 2010 27 Yetmez ama EVET - 5 Eylül 2010,Tepekule/İzmir
Üye İstatistikleri
Son Üye ilknur_cabuk
Toplam 1596 Üye
Üye Girişi
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Üye Ol / Şifremi Unuttum
Spiritüalİzmir
KONUK DEFTERİ
Konuk Defteri