AÇ KALMAYA GÖRSÜN İNSANLAR...
07 Şubat 2010 18:26 / 453 kez okundu!
Maliye Bakanımız İngiliz vatandaşı. Çevre Bakanımız, “İngilizlerin baskılarına karşı koyamadıklarını” söylüyor. Turgutlu Çaldağ’da nikel madeni yağmasını yapan şirket de İngiliz. Maliye Bakanımızın kraliçesinin paraları bu şirkete yatırılmış. 14 Yılda 1.2 milyar dolar yatırılacak. Aynı sürede, dünya nikel fiyatlarına bağlı olarak, en az 25 milyar dolar kazanacaklar.
Böylece, Çevre Bakanımız karşı duramadığı için, Maliyemizi emanet ettiğimiz Bakanımız’ın kraliçesi ekmek parasını Turgutlu’dan kazanacak. Ama bu ekmek parasının Turgutlu halkına bedeli ne olacak?
Bunu anlatmaya gidiyoruz düzenlenmiş panelde. Turgutlu’nun çok değerli ve nikel madeni sever, bakanına sadakatla bağlı sayın Kaymakamı, konuşmamı uygun görmüyor. Ben de sorular kısmında soruyorum:
Bu maden İngiltere’de olsaydı bırakın işletmeyi, aklınıza işletme düşüncesi gelebilir miydi? Genel Müdürce verilen yanıt:” Tabii ki hayır!” ama söz konusu Türkiye ve Turgutlu olunca, sömürgeciler için sorun yok.
15 Milyon ton sülfürik asit kullanılacak. Bunun için de 1 milyon ton/yıl kapasiteli sülfürik asit fabrikası kurulacak. Peki asit sisi, kükürt, yok edilecek ormanlar, elden çıkacak ve bir daha tarım yapılamayacak araziler, tüketilen ve kirletilecek su miktarı ne olacak? Yanıt yok.
Esasında yanıt vermelerine de gerek yok ki. Şirketin Yönetim Kurulu üyelerinden birisi Ankara ve İstanbul’da İngiliz Büyükelçiliği yapmış bir zat. Ana dili kadar Türkçe biliyor. Türk politikacı ve bürokratlarla arası çok iyi. Bir diğer Yönetim Kurulu üyesi de OECD tarafından, RÜŞVET VEREREK haksız rekabete neden olmaktan suçlanmış ve yargılanmış. Yani; etkin, saygın ve bu tür işlerde becerikli kişiler. Bizim gibi yurdunun, insanının, yaşamın sürdürülmesi derdine düşmüşlere yanıt mı vereceklerdi yani?
Biz yanıtımızı üzerime atlayarak, yakama sarılan işçimizden alıyoruz. “Ne diyorsun sen ulan? Açtım ben aç!!! Haftada elli liraya tuğla kesiyordum fabrikalarda. Hem de günde kaç saat. Sigorta yok, birşey yok. İki çocuk, karım aç yatıp kalkıyorduk. Allah razı olsun bu şirket geldi de, para yüzü gördük. Karım hastalandı, sigorta baktı. Yok vatanmış, toprakmış, ağaçmış! Sen ne diyorsun yahu? Etmişim toprağına, ağacına, tarımına! Kimin ağacı, toprağı varsa onlar düşünsün. Etmişim vatanına!”
Ne demiş güzelim Bertolt BRECHT? “İnsanlar aç kalmaya görsünler, inançlarını bile yerler.”
Ankara’da Tekel direnişe katılan işçi ne diyor? “Buraya geldiğimde günde beş vakit namaz kılıyordum. Şimdi günde beş vakit komünistim!” doğru yolu bulana ne denebilir ki; sevgiyle kucaklanır sadece...
Ertuğrul Barka
06.02.2010



