ForumPolitikitiraf.izmir  Yeni Konu 

İŞLER KEBAP

26 Haziran 2018

habibtaskin

İŞLER KEBAP İşleri kebap olanlar var. Bir avuçta olsalar, isteklerini her başa gelene yaptırıyorlar. Kendilerini yöneticilerin üstünde görüyorlar. Kolları uzun mu uzun? Dev yaratıklar olmasalar da, doğanın içine edenler tayfasındandırlar. Ceremesini de çeken insanlar ve hayvanlardır. İşleri kebap olmayanlar çoğunlukta olsalar da, işleri kebap olanlar tarafından ablukaya alınıp, istedikleri gibi bir oyana bir buyana top gibi yere çarpılmaktadır. Asortiks, işleri kebap olanlar sınıfına aittir. Gelecekten yana kaygısı olmayan, istediğini kafasına koyduğu an yapan bir kişiliğe sahiptir. Viskisinden bir yudum daha aldığında gülümseyerek, gerildi. Biriyle konuşuyormuşçasına: “Bu yer benim. İstediğimi alır, istediğim zamanda satarım. Güç bende.” Masasına doğru yöneldi. Başını sallayarak ceylan derisinden yapılma koltuğuna oturdu. Gözlerini yumdu ve gülümsemeye başladı. Çok geçmeden yerinden fırlayarak ayağa kalktığında, sandalyesi neredeyse yıkılacaktı. Kapıya doğru hızlandı. Kapıyı açar açmaz Sekreterikse: “Müdürikse haber ver odama gelsin.” Demesiyle kendisini pencerenin yanında buldu. Viskisini yudumluyordu. Gözlerini bir noktaya sabitledi. Kaşlarını çatarken, suratını buruşturdu. Diliyle yılanın kıvrılması gibi alt ve üst dudağını zevk alırcasına yaladı. Sekreteriks içeriye dosyalarla girdiğinde, masaya doğru ağırdan kıvırta kıvırta ilerledi. “Günaydın Asortiks.” Olduğu yerden arkasına bile dönüp bakmadan: “Günaydın Sekreteriks.” “İş bitirici dosyalar geldi. Yapı izni onaylanmış. İstersen birlikte göz atalım?” Asortiks hiç oralı olmadı. Sekreteriks bozulsa da işi pişkinliğe vererek oradan sırıtarak ayrıldı. Sekreteriks göğüslerini hafiften oynattı. Bugün bayram değildi, nedense birkaç düğmesi daha aşağıya doğru açıktı. Dolgun memeleri emanetti Asortikse. Asortiks bu, ne zaman cömertçe sunulan göğüslere dalış yapacağı belli olmazdı. Sekreteriks ona öfkeliydi: “Sersem! Gösteririm ben ona…” diye söylendi. *** Müdüriks ile konuşurken cam kenarında, eliyle ileriyi gösteriyordu. Dağ iri cüssesiyle ağaçlarıyla, bitkileriyle ben buradayım diyordu. Asortiks ciddileşerek: “Yapı izni onayı da geldi. Sağ olsun aracılarımız. Her yerde bir aracımız var. Para önünde, hediye, yemek, tatil karşılığında diz çöken zavallılar. Asıl iktidar benim. Başkenttekiler gelip geçicidir. Seçim zamanı her seçime giren partikslere yem vermemiz gerekse de, karşılığını alıyorum. Burada ufak tefek işleri Küçük Başkaniksi ve adamları, adamlarının adamları hatırımız için değil elbet, karşılıklı menfaattarımızdan dolayı hallediyoruz. Bir an önce fabrikamızı oraya konduralım. Bazı bozguncu, sütü bozuk gazetecilerden, basından uzak oluruz.” Müdüriks'in suratı hafiften değişti. Kendini toparladığında: “Her işi ince ayrıntısın kadar düşünmüşsünüz. İyi ki sizin gibi zeki birisiyle çalışıyorum. Yalnız efendim bir sorun var?” dedi ve sustu. Asortiks suratını ona çevirdiğinde dövecekmişçesine pis pis bakındı: “Konuşsana dilini mi yuttun?” Müdüriks'in ayakları neredeyse yerden kesilecekti. Neyse ki kendisini toparlar toparlamaz: “ Şu anki fabrikamızın bahçesine yıllar önce gömdüğümüz, işe yaramaz Akürüklerleri babanızın emriyle yerine getirmiştik. Başımıza bela olan kendini doğaya, hayvana, insana adadıklarını söyleyen ne mal oldukları belli olmayan çapulcular ortalığı karıştırıyorlar.” Asortiks'in midesi ağrımaya başladıysa da, konuşmaya başladı: “Bunların alayı bozguncudur. Çalışmadan avantaya konan acayip yaratıklardır. Sana daha önceden de emir vermiştim! Ne gerekiyorsa, kiminle hallediyorsan hallet.” Sustular ve birbirlerine bakınırken Asortiks: “Bu fabrikayı babam açarken gerekli evrakları aldı. Ben istediğimi istediğim yere babam gibi gömerim. Kimse benden hesap soramaz!” Müdüriks hafiften gülümsedi: “Bizim idarecilerimizden yana sorun hiçbir zaman olmadı. Çapulcu takımının nereden haberleri olduysa gösterdiğiniz yere fabrika yapılacağından protestolara başladılar.” Asortiks sandalyesine oturduğunda Müdüriks ayakta bekliyordu: “Onlar bağırıp dursa da, o fabrika oraya yapılacaktır. Ben işçi çalıştırıyorum. Ekmek veriyorum. Sana gelince tekrarladığım gibi, engelleyeceksin bir tilki zekâsıyla adımını at! Yıllardan beri her türlü karışık işlerimizi de görüyorsun. Karşılığını fazlasıyla alıyorsun.” Müdüriks onun konuşmasını dinledikten sonra biraz düşündü. Asortiks'te düşüncelere dalmıştı. Öylece epeyce kaldılar. Müdüriks karşısında oturan güçlü adama bakıyordu. Babasını ve onu güçlü hale getiren gizli ellerden biriside kendisiydi. Yapılan kirli işler aralarında bir sır olarak kaldı. Aileden biriydi. Aklından nelerin geçtiğini tahmin etmeye çalışıyordu. Müdiriks sessizliği bozarak: “Efendim! Fabrikamızı yapacağımız yerde iki derenin birleştiği ağıza denk geliyor. Akürüklerler için kullandığımız sıvı ister istemez dereye akacaktır. Orada dere boyunca bize yakın olan iki köy vardır. Çapulcular köylüleri kışkırtıyor. Aldığımız duyumlar bu yöndedir. Ben de ekiplerimizi köy kahvehanelerine yönlendirip, bir zarar verilmeyeceğini ve işçi alımı için köyden insanlar alınacağını duyurdum. Köylüler şu anda ikiye ayrılmış durumdadır.” Asortiks gülmeye başladı. Anında ciddileşerek: “Sen işini bilirsin. Babam bu fabrika için sana çok güvenirdi. Daha fazlasını yapmalısın. Anlıyorsun değil mi?” Müdüriks başını salladı. Odadan çıkıp gitti. Asortiks yerinden kalkarak odanın içinde volta atmaya başladı. İşlerinin iyi gideceğini düşünmeye başladı. Nede olsa bürokratları, emrinde sayısız iş yaptıracak adamları vardı. İki derenin geleceği şimdiden karanlıktı. Ya köyler, orada yaşayan tüm canlılar? Hiçbiri Asortiks'in umurunda değildi. Hüseyin Habip Taşkın 10.06.2018
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.

Bu tartışmayı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0