ForumPolitikitiraf.izmir  Yeni Konu 

CEHENNEMİ YAŞAYAN KOMŞU

25 Nisan 2018

habibtaskin

CEHENNEMİ YAŞAYAN KOMŞU Adı Satılmıştı. Böyle ad olur mu demeyin olur. Savaş, Allah verdi gibi adlarda piyasa da fazlasıyla vardır. Erkek evin reisi anlayışıyla yola çıkan babalar, doğan erkek çocuklarına böyle enteresan adlar verirler. Bir yandan övünürler. Nede olsa erkektiler. Satılmış, Savaş, Allahverdi, aynı mahallenin, sokağın çocuklarıydı. Üçü çok iyi anlaşıyorlardı. Oynanan oyunları kendileri belirliyordu. Gözlerine kestirdiği çocukları, yani yaşıtlarını, bir aşağısı ve yukarısı fark etmiyordu; güzelce dövüyorlardı. Mahşerin üçlüsü nam salmıştı yerleşim biriminde. Anne, babalar mahşerin üçlüsünden yaka silkiyorlardı. Yaka silkmeyenler üçlü koalisyon arkadaşlığı yapanların babaları ve anneleriydi. Babalar sözbirliği etmişçesine: “Erkek çocuk dayak yemez. Cengâverdir, gözü pektir.” Uluorta söylerlerdi. Bu söylemler karşısında mahallede ve sokakta dengeler ve psikolojiler altüst olmuş, moraller sıfırlanmıştı. Üç silahşorların sokağı eski yerleşim birimiydi. İki katlı ve tek katlı tuğladan örme sıvalı, kireç boyalıydı. Birçoğunun duvarlarında kireçten eser yoktu. Evlerin arkaya bakan bahçeleri vardı, küçük ve büyüktü. Üç kafadar her zamanki gibi bir araya gelerek konuşmalarıyla geleceklerini belirlemeye çalışıyorlardı. Kendilerine büyükleri tarafından sorulan klasik sorunun yanıtını bulmaya çalışıyorlardı: “Büyüyünce ne olmak istersin?” Satılmış ilk sözü aldığında, öne çıkmış göbeği ile arkaya fırlamış götünü hafiften oynatarak, ellerini konuşmanın ritmine göre ayarlayarak: “En büyük yönetici ben olacağım. Her şey benden sorulacak, benden izinsiz kuşlar bile uçamayacak. Sonracıma eeeee… Televizyonda bir amca vardı, ağzını bir açıp, kapatıp tükürükleri fıskiyeden su fışkırır gibi çıkıyordu. Ateşi almış patlayacak duruma gelmiş gibiydi. ‘Herkesin olan yeri tek ya da toptan nasıl satarsınız?' dedi. İlk önce emlakçı Hasan amcaya çatıyor sandım! Sonradan anladım ki, ortağına çatıp duruyor. Kanlı, bıçaklı olmuşlardı. Bir karar verdim: Okuyup büyük adam olacağım ve çevremde ne varsa ölü ve ya diri hepsini satacağım. Satıcılıkta güzel para var.” Savaş ve Allahverdi Satılmış'ı kutladılar. Satılmış şiştikçe hindi gibi kabardı, nereye sığacağını bilemedi. Sıra Savaş'a geldi. İnce, uzun boyu ile bir ayağı hafiften önde, iki kolu hafiften hareketli, sanırsınız birazdan koşacak. İkisine bakarak nihayet konuya girdi: “En güzel ticaret ölüler üzerinden yapılır.” Satılmış ile Allahverdi hipnoz olmuşçasına ona bakınıyor, ağızları açıktı. Sanki kuş yuvasıydı. Savaş onlara bakarak: “Ölü demek para demektir. Silah ve bomba fabrikası açacağım. Bunları insanlar üzerinde yine insanlar deneyecekler. Bu deney sayesinde birçok canlı telef olacaktır. Ben de paracıklarıma kavuşacağım.” Satılmış ile Allahverdi onu kutladı. Kendisinin daha akıllı olduğu hissine kapılarak neredeyse gökyüzüne uçacaktı. Sıra Allahverdi 'ye geldiğinde, kısacık boyu ile kendisini ağırdan alıyordu. Satılmış dayanamayarak ellerini havaya kaldırdı ve o an her yeri oynamaya başladı: “Aslan parçası konuşsana!” Havalara iyice giren Allahverdi'nin dili çözüldü: “İkiniz benim arkadaşımsınız. Ben sizi birleştiren olacağım. Bir şirket kuracağım. Bu şirket aile şirketi olacak ve birlikte alıp, satarken her şeyde daha güçlü olacağız.” Allahverdi arkadaşları tarafından kutlanmanın tadını çıkarıyordu. O gün hiç kimseye bulaşmadılar. Büyük adamlar gibi havalı dolaştılar, sokak aralarından geçerken yüzler gülüyordu. Akşam hava kararmadan evlerindeydiler. Babaları da gelince, akşam yemeğinden sonra konuşmaya başladılar, babaları sevinçten çocuklarını kucaklayıp yanaklarından öptüler. Babalar mutluydu. Çünkü çocuklarının kafaları ticarete çalışıyordu. Ticaret olsun da çamurdan, kandan olsun hesabıydı. Ticaret adamı olacaklar kendilerini farklı yere koydular. Etraftakilere tepeden bakmaya başladılar. Sağa, sola sataşmaları ise devam ediyordu. Üç kafadar okul çıkışında eve gitmeyip sokakta dolaşırlarken televizyonda duydukları savaştan söz ederken Satılmış gayet ciddi olarak: “Ne güzel bombalar yağıyordu uçaktan. Yeryüzüyle birleşince tozu dumana katıyordu.” Savaş büyük adam pozlarında: “Orada yaşayanlar kimdir acaba?” Allahverdi konuya dalış yaptı: “Ne önemi var! Ölen ölsün. Sen gelecek paraya bak! Zengin olmak için acımayacaksın. Allah bize bunları veriyorsa değerlendireceğiz. Yoksa gücenir. Öyle değil mi?” Başlar sallandı onaylarcasına. Günler haftaları kovalarken Savaş nereden bulduysa el tabancasını ortaklarına gösterdi ve göğsünü gererek konuşmasına başladı: “Biz ortak olduğumuza göre silahımızda olmalıdır. Ayağımıza dolanacak kılçıklara gerektiğinde gözümüzü kırpmadan tetiğe basacağız. Mermi namlıdan her çıkışta cuv cuuuuvvv yapacak.” Ortaklar bu işe sevindiler ama Satılmış sırıtarak: “Karşıdan geleni görüyor musunuz?” İki ortak gelene bakarken öfkeyle sesleri yükseldi: “Barış.” Üçü birden: “Allah Allah” Diye bağırmalarıyla koşmaya başladıklarında Savaş Barış'a bir el ateş etti. Kurşun ıskaladığında Barış önde jet hızıyla kaçarken arkasından kurşunlar yağıyordu ki, aniden yere tökezlendi. Ensesinde namluyu hissediyordu. Gürültüyle birlikte Özgür ne olduğunu anlayamadı. Çevresine şaşkınca bakıyor, yatağından yere battaniyeyle nasıl düştüğünü anlamaya çalışıyordu? Her yeri terden sırılsıklam olmuş, sanki yağmurlu havada kalmış gibiydi. Yerden kalkarak yatağın üzerine oturdu. Üçlü koalisyon yapan çocukları düşündü? Aklına televizyonu açmak geldi. Odaya geçer geçmez duvar dibinde bulunan masanın üzerindeki televizyonu açtı. Ne görsün? Üçlü koalisyon komşunun bahçesinde uçuyor ve gökyüzünden misketlerini boşaltıyor yeryüzüne. Cehenneme dönüyor toz bulutlarıyla komşu. Hüseyin Habip Taşkın, 10.02.2018 Bu öykümü yıllardır Ortadoğu'da yaşayan, inim inim inletilen, acılar çektirilen tüm halkların dramını dile getirmek için yazdım. Savaşa Hayır.
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.

Bu tartışmayı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0