ForumPolitikitiraf.izmir  Yeni Konu 

SOMA HALKI VİCDANLARINIZI VE İNSANLIĞINIZI NEREYE GİZLEDİNİZ?

16 Mayıs 2017

habibtaskin

SOMA HALKI VİCDANLARINIZI VE İNSANLIĞINIZI NEREYE GİZLEDİNİZ? Olmadı Soma olmadı. 301 can, emekçi insan üç yıl önce karaelmas diyarında canını verdi. Asgari ücret karşılığında emeklerinin karşılığını alamadan, iş ve can güvenliğinden yoksun olan işyerinde, yapılan uyarıları dikkate almayan patron ve adamları, AKP'si sayesinde resmen ölüm geliyorum dedi. Kapitalizm ‘sömürü' işçinin posasını çıkartıncaya kadar uğraşır, işi bitince de kapının önüne koyar. Fazla saat çalışıma işgücü ve asgari ücret bunun anlamı işçinin kanını emmektir. Genel olarak tüm işkollarında durum böyledir. Yasalar ve adalet patronlardan yanadır. Patron parasına ve olanaklarına güvenir. Bu olanaklar devleti oluşturan iktidar ve bakanlarıdır. İşçiler birbirleriyle, halkla dayanışmasına güvenir. 13 Mayıs 2015 yılında Alp Gürkan'ın sahibi olduğu Soma Holdinge bağlı olan Soma Kömür İşletmeleri Anonim Şirketinde 301 madenci, emekçi göz göre göre ölüme gönderildi. 162 işçi yaralanmıştı. Türkiye'de adalet işine göre işliyor. Soma Holdingin hatırı sayılı patronu vardır. AKP ile içli dışlıdır. Adalet nedir ki? “İktidara göre şekillenir.” Dava her şeyiyle ortadadır. 301 can yaşamını yitirdi. Madende ihmal var mı? Var. Çok basit! Suçlular cezasını çekmelidir. Bu adalet denilen yargı, kem küm yapmamalıdır. Vicdanları varsa cezalarını onaylamalıdırlar. Ankara'ya bakıp, karar vermemelidirler. Üçüncü yılında bir teklif ile arkadaş grubuyla Soma'ya gittim. Yerinde görmek daha farklıdır. Hele hele o anneleri, dul kalan kadınları ve çocuklarını görmek apayrı bir duygudur. Tarif edilemez, görmek gerekir görmek. Madenci yakınları adalet istiyor adalet. Fazla bir şey istemiyorlar. Ama bu adalet denilen adaletsizlik onları yaralıyor. Yüreklerinde isyan ateşi canlı tutuyor. Soma'ya ilk geldiğimizde polis otobüsümüzü durdurdu. Kimliklerimiz gerekli yere bildirildi ve yolumuza devam ettik. Alana girerken arandık. Bu ön aramaydı. Dinlenme molası ve saatini bekledikten sonra yürüyüş koluyla alana yürüdük. Bir aramadan daha geçtik. En önde madenci eşleri ve aileleri vardı. Küçük çocukları da yanlarındaydı. Madencilerin yanında ÇHD'den iki avukat vardı. Konuşmalarda davanın başından sonuna kadar destek vermişler, yanlarından ayrılmamışlar. Dayak yemelerinden, kolu kırılmasına kadar onurlu bir duruşu madenci ailelerle sergilemişlerdi. Ne mutlu onlara… Onların arkasında siyasi partiler, kurumlar ve onurlu basın vardı. Bu kurumlarda onurlu bir duruş sergileyerek üç yıl boyunca madenci ailelerini yalnız bırakmamışlardı. Ne mutlu böyle bir ülkede aydınlık yüzlerin oluşu. İlgimi iki şey çekti: Soma halkı madencilere destek vermeyişlerini yadırgadım. Soma halkından olanlar vardı ama azınlıktaydı. Dışarıdan desteğe gelenler yeterli değildi. Daha çok katılım ve destek olmalıydı. Soma halkı katledilen emekçi işçilerine karşı gözleri görmeyeni, kulakları duymayanı, dili olmayanı oynuyor. Oynamaya devam ediyor. Soma halkı vicdanınız rahat mı? Madenci ailelerin yürüyüşünde kenardan sessizce bakanlar, suça ortak olanlar oradaydınız. Madenci eşleri, anneleri konuşurken suratları kızararak izleyenler, pencere, balkondan, kaldırımın ötesinden bakanlar; yüzünüzdeki ifade pişmanlık ve korkaklığın ifadesiydi. Korkmayın! Ölenler sizler için öldüler. Evlerinizde, işyerlerinizde üşümeyin diye öldüler. Yakınınız olabilir. Akrabanızda, ya da hiçbiri. Ama ölenler birer candı ve Soma'da katledildiler. Korku duvarını yıkın. Madenci ailelere sahip çıkın. Sanmayın ki iş kazasında senin çocuğun kurtulacak. Anaların ve kadınların çığlığını duydunuz. Bu çığlık yaşadığınız sürece sizlerden de hesap soracaktır. Sustuğunuz için. Ey Soma halkı… Hüseyin Habip Taşkın 14.04.2017
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.

Bu tartışmayı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0