YUNANİSTAN'I KİMSE HAFİFE ALMASIN

15 Eylül 2020 15:39 / 1376 kez okundu!

 

 

"Akdeniz'de Yunanistan ve Fransa'nın başını çektiği bir oyunun içine çekilmek istiyoruz. Yunanistan, bilerek ve tasarlayarak bugün yine her zaman yaptığı gibi gerek Avrupa Birliğine gerekse dünyanın geri kalanına Türkiye'nin hak gasp ettiği algısını yaratıyor. Yunanistan bu davranışlarıyla bir kez daha tipik bir mahalle çıngarı olduğunu gösteriyor."

 

****

YUNANİSTAN'I KİMSE HAFİFE ALMASIN

Akdeniz'de Yunanistan ve Fransa'nın başını çektiği bir oyunun içine çekilmek istiyoruz.

Yunanistan, bilerek ve tasarlayarak bugün yine her zaman yaptığı gibi gerek Avrupa Birliğine gerekse dünyanın geri kalanına Türkiye'nin hak gasp ettiği algısını yaratıyor.

Yunanistan bu davranışlarıyla bir kez daha tipik bir mahalle çıngarı olduğunu gösteriyor.

Her türlü yalanı söyleyecek, her iftirayı atabilecek potansiyeli var Yunanistan'ın.

Yalandan kendini yerlere atıp, penaltıyı kapan sahtekar futbolcular gibi rol yapma konusunda kimse eline su dökemez.

Bu konuda o kadar başarılı ki yakın tarihinde hiç savaşmadan tam beş kez topraklarını büyütme başarısı gösteren bir ülke Yunanistan. Yani sahtekarın önde gideni...

Her gün en akıllı geçinenleri bile oyuna getiren bizim memleketin telefon dolandırıcılarının piri...

O yüzden sakın yok "tükürüğümüzle boğarız", yok "eti ne ki budu ne olsun" gibi sözlerle onu küçümserken kendimizi rehavete düşürmeyelim.

Aksine onun derdi, planı, hesabı bizim böyle düşünmemiz üzerine kurgulu...

Türkiye'nin gerek Akdeniz'de gerekse Ege'de haklılığına karşın son zamanlarda sürekli diyaloğu, masaya oturmayı, hakkı-hukuku telaffuz ediyor olması Yunanistan'ın bütün karakterlerini yan yana getirdiğimde çok iyi bir söylem değil. Çünkü Yunanistan haktan hukuktan, komşuluktan, diyalogdan bahsedenin çabuk tava geleceğini biliyor. Bizden ne koparmışsa bu taktikle koparmış zaten, tarihe bakın görürsünüz.

Yani bu diyalog ve barışçı ağız bizim adımıza hiç olumlu bitmeyecek bir tehlikeyi barındırıyor, aman dikkat..

Türkiye, tarihsel olarak sırtını 20 milyon kilometre kare toprağa hükmetmiş bir imparatorluğa dayayan bir ülke. Yani fırdöndü maraba Yunanistan'a göre ağalık geninde, karakterinde var...

O yüzden Yunanistan gibi ayak oyunlarını bilmiyor, bilse bile yapmıyor, kendine yakıştırmıyor.

Alavere dalıvere olsun diye konuşmuyor bu açıklamaları yaparken. Hak-hukuk, komşu hakkı dediğinde öyle düşündüğü için söylüyor, yalan söylemiyor, rol yapmıyor...

Yunanistan ya da diğerleri gibi çıkar için, aklındakini elde etmek için yapmıyor...

Diyeceğim dürüst bir ülkeyiz biz.

Binlerce yıl devlet olma geleneğinin ağırlığını taşıyoruz.

Küçük oyunlarla rakibimiz de, düşmanımız da olsa halt etmeyi kendimize yakıştıramıyoruz.

İşte bu sebepten dolayı kalpazanlarla aşık atamayız.

Onların ayak üstü attıkları 40 taklayı biz atamayız.

Yalana, dolana bulaşmadan işimizi görmek istiyoruz...

Bütün bunları Yunanistan da en az bizim kadar iyi biliyor.

O yüzden eminim biz masa, hak-hukuk, diyalog dedikçe Yunanistan sevinçten göbek atıyor.

Çünkü bu lafları eden bir ülkeye kendi isteklerini daha rahat kabul ettireceğini düşünüyor kalpazan ülke.

Bu yüzden Türkiye bence çok fazla hak-hukuk, diyalog, masa dememeli.

Biraz sert olmalı ya da hiç iplememeli, cevap dahi vermemeli Yunanistan'a...

Çünkü karşımızdakiler çakal. Akbaba...

Şeytana pabucunu ters giydirecek denli oyunda uzmanlar...

İkna etme, oyuna getirme, hipnoz etme yetenekleri var...

Yapacağımız tek şey söylemlerimizi biraz değiştirmeliyiz.

Hatta tıpkı Yunanistan gibi bizler de sürekli istemeli, iddia etmeliyiz. Üstelik bunu yaparken sahtekar Yunanistan gibi yalan söylememize gerek yok. Gerçekten olması gerekeni, hakkımızı olanı isteyeceğiz.

Yine Akdeniz'e yoğunlaşırken asla Ege'yi gündemden düşürmemeliyiz. Yunanistan'ın asıl taktiği bence bu.

Zaten biz Akdeniz'i konuşurken kaptıkaçtı davranıp, irili ufaklı bütün adaları silahlandırması bunun işareti.

Bu yüzden;

Türkiye Akdeniz'de Münhasır Ekonomik Bölge sınırındaki adaların kıta sahanlığını Yunanistan kendini yırtsa da asla gündemine almamalıdır. Çünkü aldığı anda elimizdeki önemli bir anlaşmayı kendi ellerimizle yaralarız -ki kalpazan Yunanistan'ın tuzaklarından biri bu.

İkincisi Türkiye sürekli Yunanistan'ın ortaya attığı bir iddianın yanlışlığını ispatlamak gibi bir konuma kendini sokmaktan artık vazgeçmelidir.

Çünkü bu da bir başka tuzak ve Yunanistan'ın en iyi bildiği şey rakibini tuzağa düşürmek.

Dediğim gibi bunun yerine Türkiye'de tıpkı Yunanistan gibi sürekli iddia etmelidir. Hatta fiziki olarak uluslararası yasalara aykırı davranan Yunanistan gibi adalara dönük ivedilikle adımlar atmalıdır.

Arada derede kalan adalara asker çıkarmalıyız, silahlandırmalıyız.

Hatta kıyımıza yakın belli başlı adaları ada halkına hiç bir zarar vermeyecek şekilde ablukaya almalıyız.

İsrail denen haydut devlet ablukayı yasal hak olarak yıllardır kullanırken biz güvenliğimizi tehlikeye sokan burnumuzun dibindeki bu adaları neden boş bırakıyoruz?

Bunu yaparsak ablukaların ada halklarını şımarık ve yalancı Yunanistan yönetimine karşı öfkelendirmesi bile mümkü .

Evet, Yunanistan, türlü numaralarla gözüne kestirdiği kargaların ağzından peynirleri kapan işinin ehli bir tilki.

O yüzden çok ama çok dikkat edelim.

Ve eğer bir gün masaya oturursak, sadece onların iddialarının doğru olmadığını göstermek için değil, aksine belirlediğimiz ve kesinlikle geri atmayacağımız kendi istek listelerimizi onlara ve dünyaya kabul ettirmek için oturalım.

Unutmayalım, itin itlikten puştun puştluktan vazgeçmeyeceğini bilerek söyleyeceğimiz her söz, atacağımız her adım bizi daha sağlıklı ve yararlı sonuçlara ulaştıracaktır.

Baki MURAT

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.