TARİHİME DÜŞTÜĞÜM NOTLARDAN... İSKİLİPLİ MEHMET ATIF

25 Kasım 2018 15:49 / 567 kez okundu!

 

 

İskilipli Mehmed Âtıf Hoca ile celladı (!) CHP'li Ali Çetinkaya’nın kesişen hayatları yakın tarihinin yüz kızartan bir başka hikayesidir.

Cumhuriyet döneminin üzerindeki tozu öteledikçe ortaya hep ölüm, katliam, acı, sürgün yani çoğunlukla hep felaket çıkmasının bir başka trajik hikayesi...

Lakin hep aynısını yaşatıyor zaman bizlere... Ne güneş balçıkla sıvanabiliyor ne de yalanın, yanlışın iktidarı sonsuza kadar sürüyor.

Öyle de böyle de yapılan haksızlıklara maruz kalmış isimlerin özellikle bilinenlerin kederli hayatları aradan yıllarda geçse bir şekilde çıkıyor ortaya.

 

****

 

TARİHİME DÜŞTÜĞÜM NOTLARDAN...

İSKİLİPLİ MEHMET ATIF

 

 

İskilipli Mehmed Âtıf Hoca ile celladı (!) CHP'li Ali Çetinkaya’nın kesişen hayatları yakın tarihinin yüz kızartan bir başka hikayesidir.

Cumhuriyet döneminin üzerindeki tozu öteledikçe ortaya hep ölüm, katliam, acı, sürgün yani çoğunlukla hep felaket çıkmasının bir başka trajik hikayesi...

Lakin hep aynısını yaşatıyor zaman bizlere... Ne güneş balçıkla sıvanabiliyor ne de yalanın, yanlışın iktidarı sonsuza kadar sürüyor.

Öyle de böyle de yapılan haksızlıklara maruz kalmış isimlerin özellikle bilinenlerin kederli hayatları aradan yıllarda geçse bir şekilde çıkıyor ortaya.

Atıf Hoca, Milli Mücadele karşıtı bir beyanname verdiği yolundaki suçlamalar hakkında Vakit gazetesinde bir yalanlama yazısı yayınlar. Fakat bildiriyi desteklemediğini ilan etmesine rağmen, cumhuriyet döneminin o yok edici kasırgasından kurtaramaz kendisini.

Aradan yıllar geçse de kendisin de yazılar yazdığı Alemdar Gazetesinin 11 Nisan 1920 tarihli nüshasında Atatürk hakkında idam kararı yayınlanması unutulmamıştır.

Çoğuna göre Atıf Hoca'nın tutuklanmasında ve idamında, idamını istercesine Atatürk hakkındaki idam kararını yayınlayan Alemdar'da yazı yazmasının etkisi vardır. Onlara göre İskilipli’nin başına gelenler, o eski idam isteğinin bir rövanşıdır.

Bazıları için ise hocanın yazdığı kitapların zindana atılmasına ve alelacele asılmasına neden olduğu söylenir.

Gerçekten de özellikle Üçüncü eseri “Frenk Mukallitliği -Batı Taklitçiliği- ve Şapka” gerçekten de devleti bir taklit üzerine şekillendirmeye koyulan ulus-devletçi Kemalistleri epey öfkelendirmiştir.

Hoca'nın diğer eserleri gibi bu eseri de devrin idaresini rahatsız edecek cinstendir ve bu yüzden kendisinden defalarca bu tür yazılar yazmaması da üslubunca istenmiştir.

Tabiatı gereği dinlemez İskilipli bu tehditkar uyarıları...

Düşüncelerin paylaşılmasından ötürü tüm baskı ve tehditlere karşı çok fazla bir şey yapılmayacağını düşünür.

Lakin yanılır...

26 Aralık 1925'te arkadaşları ile beraber gözaltına alınır.

Bir ay gibi kısa bir sürede de hakim önüne çıkarılır. 26 Ocak 1926 Salı günü Ankara İstiklal Mahkemesinde yargılanmasına başlanmıştır bile.

Savcı, ortada elle tutulur bir suç bulamadığının delili olacak şekilde İskilipli Atif Hoca için ancak 3 yıl gibi kısa bir hapis cezası isteyebilir.

Lakin ertesi gün, mahkeme reisi meşhur Kel Ali (Ali Çetinkaya), bu ceza İstemi karşısında müdafaa yapmaya bile gerek duymayan Atıf Hoca'yı idama mahkûm eder.

İskilipli zindanda belki serbest kalacağını düşünürken bir gün içinde 3 yıl hapis cezasından idama mahküm edilmiş biri oluvermiştir.

İnanması güç kararlar, tavırlar bundan sonra ard arda gelmeye başlar.

İnsan onurunu yaralayacak rezillikler yaşanır. Mesela ‘Hoca'nın lehinde şahitlik yapacaklar var' sözlerine dahi zerre itibar etmez dönemin en sıkı Hitler hayranlarından olan Kel Ali Efendi.

Hatta vicdan, ahlak, adalet duygularını yerle bir edercesine 'Gerekirse idamdan sonra dinleriz' bile diyebilir.

Hem de insanlığın utanç tarihine adını yazdıran bir başka devlet büyüğü(!) olacağını bile bile, inatla.

Bu kadar soytarılığın, yalanın, kirli hesabın, kahpe tezgahın olduğu durumda zavallı İskilip'li Hoca ne yapabilir ki?

Çaresiz, bir hafta sonra Ankara Samanpazarı Meydanı'nda asılacağı güne kadar kalan vaktini Kel Ali gibi gücün zalimleştirdiği sefilleri Rabbine havale ederek geçirir...”

 

Baki MURAT

25 Kasım 2011

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.