MAHŞERİN 4. ATLISI

29 Nisan 2020 17:02 / 981 kez okundu!

 

 

"KOVID-19 korkusuyla evlere hapsolduğumuz karantina günlerinde 5G kablosuz teknoloji ile koronavirüs salgını arasında bağ kurulması korkularımızı artırıyor. Dünyayı teslim alacak yeni yetme bir teknolojinin bizi ne tür kötülüklerle baş başa bırakacağını kestirmek zor çünkü"

 

****

 

MAHŞERİN 4. ATLISI

 

KOVID-19 korkusuyla evlere hapsolduğumuz karantina günlerinde 5G kablosuz teknoloji ile koronavirüs salgını arasında bağ kurulması korkularımızı artırıyor. Dünyayı teslim alacak yeni yetme bir teknolojinin bizi ne tür kötülüklerle baş başa bırakacağını kestirmek zor çünkü.

Neyi, ne zaman ne kadar araştırdıkları ve tahlil ettikleri her daim muamma. Bir kesime sorarsanız bütün teknolojiler gibi 5G’nin de sağlığa direkt bir etkisi yok. Tabi ki onların hesaplı açıklamaları tedirginliğimizin azalmasına yetmiyor. Yetmediği için de dünya çoktan 5G ile ilgili ete kemiğe bürünmüş tepkilere şahit oluyor. Korona ile ciddi sıkıntı yaşayan İngiltere’nin Birmingham, Liverpool ve Merseyside bölgelerinde 5G kablosuz baz istasyonları kundaklanıp ateşe verildi bile.

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Her biri, Beşinci Nesil denilen 5G kablosuz teknolojisinin bundan sonra daha fazla tepkilere maruz kalacağının işareti. Kuşkusuz tepkilerin dozunu, korona türü virüslerin biyolojik silah hesabıyla dünyaya yayıldığı kuşkularının boyutları belirleyecek…

Bir yandan 5G karşıtları, öte yandan birçok sektörde kullanılan hâlihazırdaki teknolojiyi çok ileri boyutlara taşıyacağı için heyecandan uyuyamayanlar.

NASIL BİR DÜNYA BİZİ BEKLİYOR?

Sahi 5G ile birlikte bizleri gerçekten nasıl bir dünya bekliyor?

İtiraf etmeli ki, her yeni olanı süratle eskiten bir çılgınlığın ortasında teknolojiye temkinli duranların, teknoloji bağımlısı olanlara göre az sayıda kalmaları gelecek dünyanın korkunçluğunu anlatmaya hep engel oluyor. Bu yüzden doğruyu söylemek gerekirse, nicedir sonu meçhul her teknolojinin yayılma ve yaygınlaşma hızı karşısında temkinli olanlar epey geriden başlıyor mücadelelerine.

Hayatı olumsuz etkileyen teknolojiler karşısında genel hakikatimiz bu. O yüzden ihtişamlı teknolojilerin güçlü mahalle baskısından kurtulabilmek ve günah işlememek günbegün zorlaşıyor. Görünen o ki, insan sağlığına dönük tehditleri öncekilere göre daha yaygınlaştıracak 5G teknolojisi de benzer zayıflıklarımızı kullanarak, aynı sinsiliklerle sızacak hayatımıza.

KİM SIRTINI DÖNEBİLİYOR?

Bırakalım beyinleri dijital haplarla dumura uğramış sıradan insanları; tıptan medyaya, tarımdan inşaata, savunmadan gıdaya hangi sektör, ürkütücülüğü ayyuka çıkmış teknolojilere sırtını dönmeyi becerebiliyor? Saniyede 1.25 Mb hızla 1 Gb’lık bir dosyayı 14 dakikada indirirken üfleyip püfleyen gazeteci meslektaşımız aynı işi 5G ile sadece 8 saniyede yaptığında ödeyeceğimiz bedelin sizce ne kadarını aklına getiriyor?

Sağlığımızı tehdit edeceği konusunda ön bilgiye sahip olsak da, nicedir tahripkâr her teknoloji karşısında kendini günaha kaptırmaya meyilli âdemoğlu ürkekliğiyle duruyoruz ya, iş orada bitiyor.
Hele de 5G ile gelinecek noktanın, “kullanmayıveririm olur” tercihinde bulunmanın mânâsızlaştığı bir nokta olduğu ortadayken. Çünkü 4G’ye kadar internet bağlantı hızını artırmaktan ibaret olan bir teknoloji, 5G ile öyle bir yere ulaşacak ki gerçekten hiçbir şeyin aynı olmayacağı kesin.

Öte yandan hız, akla ziyan 5G teknolojisinin cazibelerinden en önemlisi bile değil. Hatta internet dünyasının âşinâ olduğu “gecikme” veya “tepki süresi” kavramıyla kıyaslandığında arka planda kalıyor. Gecikme süresiyle alakalı yavaşlık aslında insanlara pek yabancı da değil. Bilim adamlarına göre herhangi yeni bir durum veya olayla karşılaştığımızda verdiğimiz tepkinin süresi ortalama 300 milisaniye. Bu milisaniyelik gecikmeler olduğundan mesela trafikte kazalara sebep oluyoruz.

GECİKME SÜRESİ 1 SANİYE OLACAK

5G teknolojisine dönersek bu gecikme süresi artık sadece 1 milisaniye. Yani insanın tepki süresinin tam 300’de biri. Ürkütücü bir şey bu. İnternetin kullanılacağı her durum için artık “gerçek zaman” diye bir kavramdan bahsediliyor. Yani oturduğunuz yerden dünyanın öbür ucundaki bir makineyi sıkıntısız kullanmak ya da bir görüntünün ulaşmasında gecikme veya yavaşlama yaşamamak mümkün olabilecek.

Düşük gecikme imkânı, yapay zekâların kullanıldığı akıllı yollar, sinyaller, tabelalar, cihazlar ve diğer araçlarla aralarında anlaşabilen sürücüsüz otomobillerin, traktörlerin, iş makinelerinin yaygınlaşması anlamına geliyor. Teknolojinin sahiplerine göre biz kullanıcılar için mutlu olmamız gereken şey ise kaza kavramının hayatımızdan çıkacak olması.

Tuhaf bir mutluluk hissi sizi de sarıyor mu?

Bununla da bitmiyor 5G’nin düşük gecikme yeteneğinin yararları(!) Mesela uzaktan ameliyatlar da mümkün hâle geliyor. Çin’de bu türden uzaktan müdahale denemeleri çoktan yapılmaya başlanmış bile.

Her teknolojiyi öncelikle iyi yönleriyle hayatımıza sokanların 5G için de üzerinde fazlasıyla durdukları en vurucu konu bu zaten. Sağlık hizmetlerine muhtaç ülkelerdeki insanlara etkilerinden bahsediyorlar bol bol. Sanırsınız her biri Kızılay’ın Vefa ekibinden. Bu sebepten ötürü acil müdahale gerektiren durumlarda binlerce kilometre ötedeki işin uzmanına gitmeden ameliyatın yapılabileceğini bilmek insanları tedirginlikten öte rahatlatıyor.

HİS SİMÜLASYONU GÜNDEMDE

Bu arada “doktor hastayı, hasta doktoru hissetmeden de muayene mi olur” diye teknolojinin ehli keyifliğine kapılanları mutlu edecek çalışmalar da bir yandan sürüyor. 5G teknolojisinin emrine sunulacak suni doku çalışmalarıyla doktor uzaktan önündeki sentetik dokuya dokunurken hastasını, hasta da doktorunu hissedebilecek. Bu teknolojinin bununla kalmayacağı ve tüm duyuların benzer şekilde simüle edilebileceği konuşuluyor.

Peki, şimdi nasıl bir his sarıyor bedeninizi?

Bitmedi. 5G ile artırılmış gerçeklik ya da sanal gerçeklik gibi teknolojiler giriyor hayatımıza. Yani bundan sonra insanlar evleri, arabaları, elbiseleri, ayakkabıları, beyaz eşyayı, koltuğu, masayı artırılmış gerçeklik sayesinde herhangi bir dükkâna gitmeden görecek, bakacak, deneyecek ve satın alabilecek. Bu korona ile etkinliği birden tavan yapan sanal dükkân ruhsuzluğunun 5G ile bütünüyle hayatın bir parçasına dönüşmesi demek.

5G’nin bir diğer albenisi ise bağlanabilirlik sayısı. Bu bir bağlantı noktasına kaç cihaz bağlanabileceğiyle ilişkili. Mesela mevcut sistemle bir ağa 10 cihaz bağlanabiliyorken 5G ile bu rakamın binleri bulabileceği söyleniyor. Bağlanma sayısındaki artışın önemi elbette yüzlerce ‘şey’in internet ağı ile birbirine bağlanmasına imkân verecek olmasından. Böylece insanın kullandığı her araç, eşya, alet, edevat birer akıllı cihaza dönüşüp birbiriyle haberleşecek, iletişim halinde olacak.

Yani “akıllı” evler, şehirler, fabrikalar, arabalar, eşyalar, aletler, oyuncaklar çağı başlıyor.

Şimdi bu kadar akıllının ve ruhsuzun arasındaki trafikten insan aklının ve ruhunun nasıl etkileneceğini düşünün. Hele de bütün bu göz kamaştıran teknolojik imkânların ağır bedellerinin olacağına dair ciddi endişeler varken.

AĞIR BEDELLERE HAZIR OLUN

Bu kadar şatafatlı bir teknolojinin ağır bedelleri ne ola ki?

5G’nin mevcut alt yapıyla değil, kendine uygun yeni bir alt yapıyla çalışacak olması biz insanlar için zurnanın zırt dediği nokta. Çünkü 5G için kurulacak iletişim ağı, teknolojiye uzak dursun durmasın herkesi adeta kaldırıp radyasyon dolu havuza atmak gibi bir şey.

Evet, bu baş döndürücü yüksek hız ve düşük gecikmeli internet hizmetinin bedeli aşağı yukarı herkesin bütün ömrünü radyasyon içinde geçirmesi olacak. 5G için eski baz istasyonları yerine “mini hücre” denilen ufak ve sık bağlantılar gerekiyor. Bu da etrafımızda daha sık baz istasyonu antenlerinin olması demek. Yani bütün o kazasız trafikler, uzaktan ameliyatlar, artırılmış gerçeklikle alışveriş yapmalar, eşyaların sağladığı konforlar için mini hücrelerin evlerimizin, okullarımızın, kreşlerimizin, hastanelerimizin dibinde olmasından başka çâre yok.

Kötü olan bundan kaçış da yok. “Dava ederiz”, “evin, okulun yakınına baz istasyonu istemiyoruz diye protestolar düzenleriz” deseniz de nafile. Çünkü 5G teknolojisi isteyen ülke her türlü izni, onayı otomatik olarak vermek zorunda. Radyasyon yayan binlerce mini iletişim hücresinin tam ortasında bir deney faresi gibi yaşamanın nasıl bir şey olacağını düşünebiliyor musunuz?

UZAKTAN KONTROL MÜMKÜN OLACAK

5G’nin eşyaları birbirine bağlayan bağlanabilirlik özelliğine daha yakından bakalım. 5G teknolojisinin birlikte çalışacağı diğer alan nano-teknoloji. Bu teknoloji epeydir koronavirüsünden daha küçük yapay partiküller üzerinde çalışıyor. Sayısız yöntemle insanların, hayvanların, börtü böceklerin bedenlerine yerleştirilmesi düşünülen nano partiküllerin birçok sağlık problemine neden olacağı çoktandır gündemde. Fakat 5G ile ortaya çıkacak tehlike, nano partiküllerin istenildiği anda aktif edilebilecek ‘şey’lere dönüşebilecek olmaları. Yani insan dâhil doğadaki bütün canlılar 5G ile birlikte uzaktan kontrol edilebilen birer ‘şey’ olup çıkacaklar.

İnsanın uykularını kaçıracak bir şeytanlık değil mi bu?

5G teknolojisinin alt yapısında kullanılacak her türlü cihaz ve yazılımın büyük oranda ithal edilecek olması da ülkeler için karabasanın başladığı ayrı nokta. Teknolojik üstünlüğü ele geçiren firmalar, alt yapısını kurdukları ülkelerin her türden elektronik ortamdaki hareketlerini izleyebilecek. Bu tehlike bırakın teknolojik imkânları sınırlı ülkeleri, ABD gibi sözde teknoloji devi ülkeleri dahi korkudan titretiyor.

Çünkü 5G ile birlikte siber güvenlik artık sadece kişisel bilgilerin çalınması ya da kamu-özel kuruluş ve firmaların hacklenmesinden ibaret değil. Şeylerin internetinin kullanıma sokulduğu bir dünyada, alt yapıları yapan firmaların istihbarat birimlerinin emrine amade ettikleri imkânlarla artık istenirse uzaktan uçaklar düşürebilir, suikastlar yapılabilir, arabaların direksiyonları kilitlenebilir, evdeki bir aletin saldırısına uğranabilir.

İnşallah gösterişli bir teknolojiyle ilgili bütün olumlu düşünceleri dağıtacak kadar soru dolmuştur kafanıza. Dolsun… “5G, hayatımıza mutluluk katacak bir teknoloji mi, yoksa nefes aldığımız her an soluğunu ensemizde hissettirecek Mahşerin 4. Atlısı ölüm mü?” sorusunu bilhassa aklınıza kazıyın. Çünkü cazibeli makyajın altında “Ölüler diyarına hoş geldiniz” yazan bir teknolojinden sonra “nasıl yaşanılır” sualinin cevabı bu soruda gizli.

 

Baki MURAT

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.