TRAVMANIN NEDENİNİ BİLEMEMEK, BAŞ EDEMEMEK

11 Ekim 2021 22:02 / 381 kez okundu!

 

 

Uzun yıllar yattığı hapishanelerde ezilmeyen, deneyimini gelişime dönüştüren, kendini aşmasını bilen; şiddet karşıtı, sivil haklar savunucusu, yazar kardeşimiz Aytekin Yılmaz artık hem İzmirli hem de izmirizmir.net ailemizin yeni yazarı oldu. Kendisine "aramıza hoş geldin, İzmir'in rengine renk kattın" diyoruz.

 

***

TRAVMANIN NEDENİNİ BİLEMEMEK, BAŞ EDEMEMEK

Travmalara maruz kalmak kötü bir şeydir, ama daha kötüsü bu travmanın nedenini bilememektir. Türkiye toplumu kısırdöngü bir cenderenin içinde debelenip duruyor. Hem sol hem de çoğunluk Kürt mahallesi bu travmaya yol açan şeyin reel siyasette AKP hükümeti olduğunu düşünüyorlar. Peki iktidarda AKP değil de, CHP olsaydı, Kürt sorununda ve canımızı yakan bu savaşta durum farklı mı olurdu? Mesela CHP Kürt sorunu ve PKK savaşı/şiddeti konusunda AKP den hangi konuda farklı düşünmektedir? Ya da bu konuda savaşa son verip, barışı sağlayabilecek ne gibi bir projesi bulunmaktadır? Buradan baktığımızda pek ümit var olamıyoruz. Bunun temel sebebinin geniş anlamda hem devlet, hem de toplum olarak maruz kaldığımız travmanın gerçek sebebinin ne olduğunu bilememekten kaynaklanıyor. Eğer travmanızın ne olduğunu bilemezseniz onunla baş da edemezsiniz. 40 yıldır ülke PKK ile bir savaş içinde ama adını koymamak için her yol yöntem deneniyor. Eskiye göre bugün PKK’nin gücü ve eylemleri azalmış gözüküyor. Ama uzun sürmüş bu savaşın yıllar içinde biriktirdiği sıkıntılar ve yıkımlar orta yerde duruyor. Ülke insanı PKK savaşı yorgunudur. Kürtler bu çatışmalı süreci daha yoğun yaşadılar. Bazıları çatışmalarda çocuklarını, bazıları evini köyünü kaybetti ama buna rağmen PKK yorgunu olduklarını halen daha dillendiremiyorlar. 

Bu ülkede 1980 doğumlular hayata gözlerini açtıklarında kendilerini Kürt dağındaki savaşın içinde buldular. Bu nedenle de 40 yaş altı kuşak günlük hayatı çatışmalardan operasyonlardan ibaret sanıyor. Çatışmasız hayatın nasıl bir şey olduğunu bilmiyorlar. Daha korkunç olanı ise içinde yaşadıkları ortamın bir savaş ortamı olduğunu bilmemeleridir. Ülkenin Z kuşağı üzerine değerlendirme yapacak olanların bu gerçeği atlamamaları gerekiyor. Son 40 yılda çatışmalarda iki taraftan toplamda 100 bine yakın insanımızı yitirdik. Yüzbinlerce insan yıllarca hapishanelerde kaldı. Dört milyondan fazla insan şehrinden köyünden göç etmek zorunda kaldı. Bu savaş, son yüzyılda Ortadoğu’nun en uzun süren savaşıdır.  

Bu ülkede geniş anlamda bugün yaşanan travmanın nedeni yaklaşık 40 yıldır (1984) Kürt dağında süren, sürdürülen savaştır. Bu savaş ülkenin hem ekonomisini hem de enerjisini heba etti. Ülkenin sosyolojik/psikolojik ve demografik ayarlarını bozdu. Travmamızın/rahatsızlığımızın nedeni de burasıdır. Eskiden askeri vesayet bir gitsin her şeyin düzeleceğine inananlar, şimdi de AKP bir gitsin her şeyin daha güzel olacağını düşünüyorlar. Muhalefetin hükümet nefreti, sorunları ele alışları ve gerçeklikle kurdukları ilişki biçimi pek umut vermiyor. Travma da tam böyle bir şeydir zaten. Yani travmaya yol açan şeyi bilememek ve onunla baş edememektir. "Ne kadar çok kutuplaşma o kadar çok iktidar" anlayışıyla siyaset yapan bir hükümetle barışın/çözümün de bir yerinde değiliz. 

Biz Travmanın üçüncü kuşağıyız. Savaş uzun sürdüğü için çatışmayla bir arada yaşamak normalleşti. Son 40 yılda çatışmalarda çok insanımızı kaybettiğimiz için, arada çatışmalarda duyduğumuz üç-beş insan kaybını artık kimseler pek dert etmiyor. Bir savaşın yapmak istediği ilk şey de budur, ölümleri sıradanlaştırmak. Bir savaş, ölümü sıradanlaştırdığı yerde amacına ulaşmış demektir. 

Neyi yapmamalıyım?

Eğer bir yerde savaş çatışma varsa ne yapmam gerektiğini değil de neyi yapmamam gerektiğini biliyorum. Yıllar önce yeminli şiddet karşıtı olmaya karar vermiş biri olarak, başlamış bir savaşı durdurmaya gücüm yetmeyebilir ama bir yazar olarak yazılarımda kitaplarımda teşhir edebilirim ve hiçbir zaman savaş çığırtkanlığı yapmamalıyım. Eğer engel olamıyorsam daha da büyümesine neden olmamalıyım. Her ne yapmam gerekiyorsa meşru legal zeminde kalarak yapmalıyım. Özgürlük mücadelesi denilen şey, başkalarının varlığına kast ederek, onların özgürlüğüne son vererek kazanılacak bir şey değildir. Her zaman her yerde ölümlerden sonra özgürlük değil mezarlık gelir. Sorunların çözüleceği yer gizli/illegal zeminler değil, meşru legal zeminler olmalıdır. 

Aytekin YILMAZ

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Diğer AYTEKİN YILMAZ Yazıları
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.