YAZMAZ AĞRISINA YATAYDIM…

02 Ekim 2018 00:59 / 1497 kez okundu!

 

 

Yazmak gripal enfeksiyon gibi bi şey.

Netâmeli, kimine göre gereksiz bir eylem.

Zaten alt yapınız yoksa (bunun meali, bir koleje gitmediyseniz, beyaz yahut koyu beyaz Türk değilseniz, yabancı diliniz/dilleriniz ve akademik kariyeriniz yoksa, cebiniz boşsa, üst katlarda ve bürokraside kadrolu yakından mahrumsanız, sınıf arkadaşlarınız makam ihsan edilen ayrıcalıklılar, kapı komşunuz bahtı açıklardan değilse, sosyal sınıflar arasında bir üstüne hoplama uyanıklığınız yoksa, yazma işine kalkışmanız başlıbaşına abesle iştigal…Gidin sakız içine manii, nane şekerciye şiir yazın, kalbi aşkla coşunca dili tutulanlar için aşk mektubu yazın, yeter ki haddinizi bilin…

 

****

 

YAZMAZ AĞRISINA YATAYDIM…

Yazmak gripal enfeksiyon gibi bi şey.

Netâmeli, kimine göre gereksiz bir eylem.

Zaten alt yapınız yoksa (bunun meali, bir koleje gitmediyseniz, beyaz yahut koyu beyaz Türk değilseniz, yabancı diliniz/dilleriniz ve akademik kariyeriniz yoksa, cebiniz boşsa, üst katlarda ve bürokraside kadrolu yakından mahrumsanız, sınıf arkadaşlarınız makam ihsan edilen ayrıcalıklılar, kapı komşunuz bahtı açıklardan değilse, sosyal sınıflar arasında bir üstüne hoplama uyanıklığınız yoksa, yazma işine kalkışmanız başlıbaşına abesle iştigal…Gidin sakız içine manii, nane şekerciye şiir yazın, kalbi aşkla coşunca dili tutulanlar için aşk mektubu yazın, yeter ki haddinizi bilin…

Yazmak edimi, arzusu, hadsizliği, virüsü beklemedik an ve yaşınızda gelir vurur, salgındır, kırılırsınız, geçti sanırsınız, geçmez, ertesi yılın yazmak yani grip virüsü farklıdır, öncekine benzemez, ne aşı çare olur, ne bedenin dayanma gücü…Hastalığı geç kaparsanız yandınız, kırkında kızamık olmaya benzer, bir aşkta bir de bu ileri yaşta yazma illetine tutulmakta ex olma garantidir.

Farmaton yahut Prozac hapı yutulsa, çare olur mu, bilmiyorum, denemedim, ama, yazmak derdine duçar olan zaten hapı yutmuş demektir.

Vurgunu bağışıklık ve düşünme sisteminizden yersiniz, ilkin kalb harabolur, sonra sindirim sistemi, kemik yapısı sonra yıkılır…

Kendiniz harabolmakla kalmayıp, yakın çevreniz ve giderek genişleyen dış halka kişilerini de üzersiniz.

Peki bu marifet ne işe yarar?

Hiçbir işe…

Sütü ekşitir, yemeği bozar, milletin ayarını bozar, yazmak.

Durduk yere düşman edinirsiniz, yazarak. Kendinizi bulunmaz Hint kumaşı sanmanıza yol açar, kurdeşen yapar, damar sertliği zaten çantada keklik.

Size de yazık, kağıt kaleme de, durduk yere size düşman olmak zorunda kalanlara da…

Kökten sürme hısım düşmanlar, yani onlardan farklı düşündüğünüz için sizi düşmanı sayan en yakınlarınız dışında, bir de sonradan olma düşmanlar edinirsiniz.

Çekse piştovu, salsa kurşunu billahi daha iyi, çözüm ani, kesin ve net, yazma heveslisi pert.

Ama öbür türlüsü, yiv’siz hançer yemekten beter, kan içinize akar, iç kanama da bir çözüm aslında…

Yazı meraklısını bekleyen tehlikeler türlü türlüdür:

a) Kendisi

b) Aile üyeleri ve yakın hısımlar

c) Farklı düşünenler

d) Hadsiz ve bilgisizler

e) Erkek milleti

f) Kadın milleti

g) Cahil ve cahil kalmakta ısrarcı kesim

h) Yayınevi ve gazete yayın yönetmenleri

ı) Elti, kayınbirader, görümce, çatlak komşu tayfası

E, bunca düşman bolluğunu garantileyen yazma işi, virüsü, nüzülü nasıl gelir bulur sizi?

Siz teşne’sinizdir, ondan…Siz gider onlara çarparsınız aslında.

Hangi durumda mayına basarsınız peki?

Sizin gibi düşünmeyenler okuduğunda…

Sizin düşüncenize düşman olanlar, okusa da okumasa da…

Kındırık bir yayın kapısı bulduğunuzda tam girerken, kapıyı içerden örten hasüt yahut yukardan kızgın yağ dökenleriniz varsa…

Masanız yoksa, yani satış sıfıra yakınsa, yahut yayıncıya şerefiye parası ödeyecek dermanınız yoksa.

Siyaseten doğru düşünüp yazıyorsanız…

Böyle olduğunuza vehmediyorsanız…

Memlekette baştacı edilmeniz için yeter şart olan 70 zeka düzeyinin bir tık bile ötesine geçme bahtsızlığına uğramışsanız…

Ajanla çalışmak kadersizliğinizse, hele ajanınızın zeka düzeyi eğitilebilir, eteği mini, kendi gösterişli kadınsa…

Her şeyi ciddiye alıyorsanız, yalnız bu bile sizin ciddiye alınmamanıza sebep…

Lay lay lom ekolüne girmemekte ısrarcı, eli kalem tutan herkese ‘canım, güzelcim, baharların, eserlerin çok, satın alıp okuyanların daha da çok olsun’ demiyorsanız, diyenlere de ‘o senin kalbinin güzelliğinden canımcım, seni kocaman öptüm, eserlerimizle yaşayalım inşallah…’ yazmıyorsanız.

İmza günleri okurla bol resim çektirip, okuru kendinize o istese de istemese de çekip, sarılıp öperek hısımlık oluşturmuyorsanız, kasanın başında kaç sattım, kaç sattım diye sorup durmuyorsanız, malum inek süt içmez, bunu unutup, başkalarının yazdıklarını okuyup kendi sinirinizi bozuyorsanız, en ve benzersiz olduğunuzu düşünmeye ara vermiyorsanız, size bahis oynayacak yayıncınız bile yokken, kitap/yazı yazmayı aralıksız sürdürüp, ‘halik bilmezse balik bilir bir gün’ saf’ıysanız, mayına bastınız demektir.

Nasıl kurtulursunuz?

Belki yazmak illeti sizden yaka silkerse…Yoksa ebedi mahkûmsunuz.

Yaptığınız benzetmelere, yazdığınız deyimlere gıcık olup ince ayar vermek isteyen velinimetleriniz olacaktır, bunların eksik tahtalı aklından ve küfr’ünden, akıl öğretmesinden kurtuluşunuz yoktur.

Dünya sizsiz de döner, yazsanız ne yazar, yazmasanız ne yazar? Edebi ve siyasi cemaatiniz yoksa ha varsınız, ha yok, yani tümden yoksunuz. Onların da sicil notu önemli, âmirim bilir diyen tayfadansanız işiniz iş, aksi halde cemaatte de maraza çıkartırsınız, üstelik en özgürlükçüyüm diyen cemaat en katı ve aklı kendine göre olanıdır.

Canınıza can, gittikten sonra ruhunuza rahmet, hevesinize rüzgar olsun…

 

Ayşe KİLİMCİ

02.09.2018

 

Son Güncelleme Tarihi: 02 Ekim 2018 17:13

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.