SOLCU GÜZİDE TEYZE VE GÜYA SOLCU CHP…

11 Kasım 2020 16:59 / 1119 kez okundu!

 

 

“Güya de” dedi, kendi dedi valla, ben şey’tmedim…

Siz hiç geçmişinizi kutulara tıktınız mı?

Ben tıkmışım, sonra kutulara sığmamış, valiz ve çantalara koymuşum, hikaye, deneme, kişi ve yer tarihleri, yemek tarifleri, geleneksel ve gelir geçer herne varsa, maniiler, deyişler bunun içinde…

Yazmak için bir Ayşe yetmez, beş ömür gerek, bu da olamayacağına ve yolun sonu da pek ırak olmadığına göre (biz kavilleştik üstâdımla, en az on, en çok yirmi yıl daha ömür için, hoş, ağanın eli tutulmaz, yirmi üç de olabilir, 90 sonrası olsa da olur olmasa da, koy çuvala vur duvara o dönem…) hadi bâri oturup ayıklayalım  evrakları gâri dedik…

 

****

 

SOLCU GÜZİDE TEYZE VE GÜYA SOLCU CHP…

 

“Güya de” dedi, kendi dedi valla, ben şey’tmedim…

Siz hiç geçmişinizi kutulara tıktınız mı?

Ben tıkmışım, sonra kutulara sığmamış, valiz ve çantalara koymuşum, hikaye, deneme, kişi ve yer tarihleri, yemek tarifleri, geleneksel ve gelir geçer herne varsa, maniiler, deyişler bunun içinde…

Yazmak için bir Ayşe yetmez, beş ömür gerek, bu da olamayacağına ve yolun sonu da pek ırak olmadığına göre (biz kavilleştik üstâdımla, en az on, en çok yirmi yıl daha ömür için, hoş, ağanın eli tutulmaz, yirmi üç de olabilir, 90 sonrası olsa da olur olmasa da, koy çuvala vur duvara o dönem…) hadi bâri oturup ayıklayalım  evrakları gâri dedik…

Bir valiz yazıyı elden geçirip,ancak üç sayfacığını atmaya kıyınca, olmayacağını anladık. Ama şu ana kadar bir valizden üç poşet atılacak kağıt çıktı, yavaş yavaş hafifleyecek gibi görünüyor geçmiş yükümüz, ömrümüz…(İşbu yazı da araştırma ve tez kişilerine tüyo vermek olsun, biz bu dünyada olalım olmayalım, arşivimiz ve yaşıyorken gönlümüz araştırmak isteyenlere açıktır.)

Güzide teyzemiz doksanı aşarak öbür tarafa göçtü. Bildik bileli yaşlı görünen, dal gibi, mantolu, eşarplı, çok konuşan, akıllı, görgü göreseli bir hanımdı. Ömrü CHP üstüne kuruluydu, hem kadın kollarında siyasete hem evinde o görkemli Tarsus mutfağını dört başı mâmûr ortaya getirir, gık’ı çıkmazdı ama partisi sözkonusu olunca susmak bilmezdi. Hatun işlerine bigâneydi, ne örgü, ne dikiş nakış, gazete kitap okur, sözlü tarihçilik eder, Allahına kadar siyaset yapar, bandırma, bumbar ilminde ordinaryüslük ederdi. Tarsus’tan göçerayak evinin yapı işinin ortasında yaptığım röportaj kayıptı, şimdi kırk yılın yükünü yıkıp, belge ayıklarken, neyse ki röportajı buldum, bu defa da fotoğrafı kayıp…

“1338 doğumluyum, bugün için 68’imdeyim. Siyasetle ilgim 54 yılında başladı. DP’nin ikinci devresi CHP’nin bir kadınlar kolu kurulmasıyla, eleştiriler çıktı meydana ve memlekette Mersin’de kurulan bir chp kadın kolu Tarsus’a da intikal edince, Tarsus (chp kadın kolunun) kurucusu olduk ve yönetime seçildik…”

Hep çoğul konuşuyor, dikkat buyurunuz. Bu yönetim ne kadar sürüyor?

“Kadın kollarındaki vazifem, bu dönemdeki ihtilala kadar sürdü.(ihtilal dediğinin 27 Mayıs darbesi olduğunu sanıyorum, yok, ona devrim demesi gerek, Cemal aganın ihtilaline, devrim demediğine göre, 12 Mart 12 Eylül arasından söz ediyor büyük olasılıkla…) Daimi delege olarak Evren zamanında biz başkanken kapatıldık…(Epey uzun süre) Ama biz sonuna kadar devam ettik. O zamandan bu zamana kadın kolunda başarıyla en fazla oyu alır, çıkardık. Öğrenim mi, eski orta mektepten terk. 1928’de ilk yeni harflerin çıktığı sene okula giren (birkaç) kişidenim. Tam Atatürk devrimcisiyim yâni. Kendini mi, evet gazi hazretlerini gördüm. Atatürk Tarsus’a geldiğinde benim babam…Tam ticaret ortamları yeni kuruluyordu, yönetim kurulundaydı. Milliyetçilik, Atatürkçülük bize nerelerden gelme, bak…

Tarsus Fransız işgalindeyken, babam memlekete çete, yani kuvvacı olaraktan, 9 kişi (içinde)

Bu kişiler içinde, hatırımda kaldığına göre Bahazâde Kemal efendi, Posbıyık Hasan efendi, bunlar hep Tarsus’un belli başlı kişileri ha…Sonra eski tarihçilerden Hidâyet efendi, Çiğdem Hâfız reis, Köşker usta Zabit, Hacı Osman efendi…Bu, memleketi savunan çetelere, yani mücahitlere her gün bir evin, bir kişinin evinde askerin iaşesini, üst baş ve yiyeceğini temin eden…Çetelere sivil elbiseyi temin eden kurucuların içindeydi benim babam…”

Kardeşleri de kendi gibi siyasetin ortasında mı, yoksa işinde gücünde mi?

“Yalnız biri girer ama (o da) benim kadar değil. Ben (sormadın ama, merak ettin) 1944’de evlendim, 21 yaşında. Siyasi hayatım, ben evlendikten sonra başladı. Evli bir hanımdım, başladığımda ama bir siyasi sıfatımız en başından beri vardı, memlekette…”

Bugün gidip sorsanız nâm-ı diğer Solcu Güzeyde kim, diye, herkeş bilir, mahallesini, evini gösterir. Hâfızası her zaman çok güçlüydü, o nasıl oluyordu, anlamazdık. Gidereyak bile her şeyi hatırlıyor, aktarıyordu, yazık ki pek azına tanık olduk, tek yazılı belge de işbu röportaj…

“Hafızam güçlüdür çok şükür, aslı çıkmadan önceki en eski İstiklal marşını da, ondan sonrakini de, sonrakini de bilirim. Dur bakayım,….şehitlerin kanıyla aldı vatan toprağın/ bunun için al oldu milletimin bayrağın…(Buradaki istiklal marşlarını porte çizip notasıyla kayda aldıydım ama onca yıldan ve ev göçürdükten sonra…Geriye notalar uçuştu, söz kaldı, belki sonraki bavullarda çıkar…) İlk mektebe gittiğimin ilk acılardaki ilk istiklal marşı:…Kızıl bir dağ kovuğunda ay yıldızı alarak/ Yere düşmüş bir bulut oldu bize al bayrak…” Evet…”Al bayraktan gördüğümüz Türk ırkının kanıdır…halis…, bak biliyordum ya unutmuşum, kaç yıl geçti, kolay değil…Ama bir İstiklal marşımız daha varıdı, “Varlığının karşısında var mı bize yan bakan?/Dost olmayan bu millete layık değil ey hilal!” Bu marş (ama), kısa devre sürdü. Ondan sonra, varlığının karşısından sonra, üç yıl (mektepte) şunu okuduk, bu da başka istiklal marşımızdı:” Şehitlerin karşısındayız” olanı okuduk, 1, 2, 3, 4.sınıflarda…Varlığının karşısındayız çıkarken, onu bir yıl okuduk okumadık, korkma sönmez geldi…(müziğiyle söylerken sonuncu marşın bir öncesini, bende’niz de notalarını kaydeder ve bilahare  kaybederken) kesiyor, “efendim,” diyor, “Kadın kolları artık yok, bugün için yok ama kadınların siyasette yer alması, laik, demokratik düzen içinde kadının ötekilere omuz vermesi olmalı, doğrusu…Bak, bizim taşıyıp getirdiğimiz Atatürk mirasını götüremiyor şimdikiler…(Kadın ve gençlik kollarını kapatmakla kalmadı, bizim çocukların paşası, sonradan ergeneral Evren, partileri de kapattı, demokrasinin de kapısına kilit astı. Kadın kolları faslında bitiş, o bitiş.)

“Şimdi şöyle, bizde devamlı sermaye hâkim, bildiğim kadarıyla, sermayenin altında millet sermayenin bilincine ulaşamıyor, onun dizgininden millet çıkamıyor. Millet bilinci gelişemiyor.

Gelen iktidarlar daima baskıyla yönetiyor, yâni demokrasimizin gelişmesi için milletin çok aydın olması gerekiyor, çekirdekten yetişmesi gerekiyor, yanı sıra kendilerini cumhuriyete lâyık ve laik yasalar çıkıyor, bunu herkes hoş karşılamıyor. Bizim aile yapımız çok demokrat olduğundan…Mülkiye, bugünkü siyasal ve Darülfünun mezunu bizim büyüklerimiz hep, misal kayınbabam mıstantik, sorgu hakimi, eniştem emniyet âmiri, İstanbul’un, hepsi okumuş, en geride kalan bizimkiler, 12 kardeşimle ben. Kayınbabamı 57 yaşındayken fırında yakmış Ermeniler, Hacın’da…

(Bu hikayenin sebep faslını bu yazıyı yazarken gelen telefondaki bilir kişiye sorunca öğreniyorum, Mustantiğin güzel Ermeni kızlarına meyletme suçundan ceza kesildiğini anlatıyor…)

4 oğul bir baba askere alınmış, en küçükleri Nazmi (amca) öksüz kalmış, büyük kardeşleri büyütmüş onu, terzi olmuş, usta erkek terzisi, diğerleri okumuş ama o da takım dikme ustası olmuş, ud çalmış, saz çalmış…Tanıma onuruna eriştim neyse ki.

“Sekiz kız…Sultan Hamit gününün yetiştirmesi olarak…16 kişi bunlar, Feke’ye kaçıyor, orada hepsini yakmışlar, esaret bu…Hürriyetin kıymetini bilin…Kaynım, iki gözleri mâlül, 17 sene Rusya'da  esarette, ana babaya hasret, Rus hududunda Van’dan Çaldıran’a…

İşbu söyleşi, 1990 öncesi söylediğidir: “Şimdiki iktidarlar millete bir kafa sakatlığı tebelleş etti, onlar milleti oyalıyor. N’aapmalı? Örgütlenmeli. Kadın örgütü son belediye seçiminde ben kurdum, tahsil de diploma da bir yerde önemsiz kalıyor, çok çalışacak örgüt lâzım, örgüte kuvvetli, atılımlı insan şart. Atılım yapanlar var, ama, öncülük eden az. Bugünkü mesuliyetler ağır, lider olmak kolay değil…Bak, kimler geldi gitti, oylar düştükçe ayrıldı. Ben hep oylamanın birincisi, ikincisi geldim. Güzel konuşan başkalarıydı, ama, yerliler beni bilir, seçer. Ben esnaf karısıyım, başkanlığa müsait zaman ve yerim yok dedim. Maammer hanımı başkan yaptık, meclis üyesi yaptılar beni, parayı yatırıyoruz dediler, hayır dedim. Necla’nım, Maammer hanım, sonra baktık Meyrem istekli, Karamemetlerini de inkar edemeyiz. Yerime Meyrem’i seçtirdik, yeter ki biri lider olsun. Şimdiki lider İnönü etrafında toplanılsın, şimdi şöyle, bak kızım…Ben Sodep Halkçı Parti birleşmesi için de çok koştum, komite başkanlığına getirdiler, Berber Cahit, sağolsun ama, genç, atak birisi olsun dedim, Handan’ı getirdim. Şule vardı, Canatan’ın hanımı vardı, Ali Boltaç’ınki, Mesaadeti düşürmek için ben aday oldum, peki, o vakit, peki deyince ismim yetti, Mesaadet’i düşürdük. Bu parti ne benim ne senin, burası CHP, sen kalırsın ben gene partiliyim, birbirimizi tebrik edeceğiz. Ben karakter düzgünlüğüne önem veririm. Bu durum şimdi de parti için güncel. Hizipçilik yapmadan birleşmeli…(Gelse de rahmetli görse şimdiki hizipleşmeyi ve partisini…) İki kardeş birbirine cephe almış, Reisçi İnönü’cü, olmaz.

Biz ailecek bu yolu…zamanından beri iliğimize işlemiş bir milliyetçilik vardır, İnönücü ve devrimci CHP’nin. Biz halis demokrat olan…Sosyal demokrat ve devrimci olanız, bu aşamayı aileden bugüne kadar 35 yılını harcayan Güzeyde hanım ve çocukları olarak, evlatlarıyla beraber, buradayız, İnönü saflarında, halbuki evladın biri ayrı…

Kimden almışız bu cesareti? Güzeyde hanımdan almışız. Her zaman birlikten yana değil misin? Sen necisin? Sen bilmiyor musun, S.D.Halkçı partiliyim ama öbür evladım bilmiyor bunu. Neyse öbür çocuk da birlikten yana, ‘düşündüm’ diyor, ‘doğrusu budur, partiye şey gelmesin, birlik olsun.’

Bölünmekten acı çekeriz, varlık yokluk kavgası bu artık, biz 35 arabayla taradık, turladık bu memleketi, bizi birinci kazandıran kadınlarımız. Konuştuğumuz zaman halk kadınları, yoksul kadınlarla, aydınlardan bile vermeyenler olduğunu biliyoruz, fakat biz oyun deposuna gittik, bunun için her zaman gezmek, söylemek, konuşup uğraşmak  ve elele vermek gerek, vatandaşın içine girmek gerek…

Elele verilirse aşılmayacak heç bir şey yoktur, elele ver, artık korkma!

Bu böyle, ama, kanunlarımız müsâit değil, eziyorlar demokrasi bak, işlemiyor işte…Bunun için, demokrasi sürsün için biz en dar zamanlarda bile korkmadıydık.

Kadınlar isterse demokrasiyi işletir…”

Partisinin kadınlarının, o il başkanından genel başkan yardımcısına kadar konuştum sanan ve ağzını her açtığında inci mercan saçan hanımefendileri göremeden gitti…Neyse ki umutlu gitti, şimdi dönüp gelse, yahut partisinin halleri orada kendine mâlum olsa ne olurdu, bir düşünün…

9 Eylül 2014, anlamlı gününde 92 yaşında dünya değiştirdi, Tarsus Chp kadınlar kolunun ezel ebed mührü, solcu Güzide teyze, ama, âşığı olduğu partisi kafayı değiştirmek şöyle dursun, daha da geriye düştü…Mâlum oluyordur mutlak ve toprağından inciniyordur, altı ok da bizi dürtmeyi, incitmek şöyle dursun, kanımızı içimize akıtmayı sürdürüyor, benimki de laf mı yâni, ne umuyon bacından, bacın ölüyo acından…Aaah ah, bir ah’ı bile hak etmeyen altı ok, yenilmelere doyamayan muhalefet…

”O oklar dönsün de dilinize ve dibinize girsin inşallah, e mi!” diyor solcu Güzide teyzemiz, ben duyuyorum valla…(fekat onlar söyler, işitmez, şıkırdım durur, dibe vurur, söyleneni duyar gibi yapar, zerre anlamazlar, görür gibi durur fekat kördürler…Ayar ve akortlar bozulunca türkü çığırılır mı, çığırılmaz, istediğin kadar heves et, sen de heves et, hariçten dostların da, ejnebi partililerin de heves ve ateş etsin, olmaz, türkü çığırmanın yolu yordamı halktan geçer, halt’tan değil, ses soluk yok, tezene kırık, olmuyor netekim, sittin sene olacağı da yok, kapatın dükkanı gidin!” diyor, ben diil, solcu Güzide teyze diyor…

Bu fakir de rahmet okuyacak ama hangisine? Solcu Güzeyde teyzeye mi, güya solcu partisine mi?

Allaaam sen beterinden koru, diycem ama beterin beterini ve papazı bulduk zaten, vazgeçtim susuyorum, ne soruyorum ne söylüyorum…

 

Ayşe KİLİMCİ

11.11.2020

 

Son Güncelleme Tarihi: 17 Kasım 2020 17:57

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.