Sevgili Einstein

18 Mart 2018 22:37 / 547 kez okundu!

 

 

Aşkın, matematik ve fiziğin, müzik ve öteki sanatların, barışın, dostluğun, buluşların filizlendiği o büyülü küre, onlar yüzünden yuvarlanıp gidecek sonsuz kara. Ruhunuzu sıkmak istemezdim, ama, sizden sonraki dünya böyle…Hawkıng de anlatacak size zaten. Bu halden kurtuluşun formülü, izafiyet teoriniz yahut öteki buluşlarınızdan bin kere zor, haklısınız…

 

******

 

 

Sevgili Einstein,

 

Dünyanın sizi anmadığı gün yok, ama, bu hafta daha çok andık, sizin doğum gününüzde, sizden sonraki en ünlü fizikçi ve matematikçi Hawking öldü, ondan andık. Yahudi asıllı Alman teorik fizik bilimcisiniz.

Tarihin gördüğü en büyük buluşçu, düşünürsünüz, ama, doğrusunu söylemek gerekirse ne bulduğunuzu anlamak  pek kolay değil…Uzay, zaman, enerji, yerçekimi konularına yeni bakış açıları getiren teoriler, demesi kolay, gel de anla…

Bulduklarınız, atom enerjisinin denetimi, uzay araştırmaları, ışığın uygulama alanları konularında önemli gelişmeler yaratmış.Uzaklık ve zaman görelidir, en ünlü teoriniz…

Onca buluş içinde, o dönemin mekanik buzdolabını beğenmeyip, tek parça, soğutucusu sabit güvenli dolap yaptığınızı ancak, onu da şöyle böyle anlayabiliyoruz. Dünyaya dil çıkaran tek bilim kişisi…

Öyle değil elbet, sizin gülen yüzünüzü çekebilmek için didinen sanatçıya kolaylık olsun diye dil çıkarmışsınız, iyi etmişsiniz aslında. Geç konuşmuşsunuz…Sonra hiç susmamış olabilir misiniz?

Müzik, iyi müzik, Tanrıya inanma nedeniniz. Ama bütün dinlere mesafeli ve kuşkucusunuz. Evrenin muhteşemliği, aşk, müziğin esaslısı, yalnız siz bile, o özene bezene yaratılmış, dizginlenemez aklınız, hem sizin, hem Hawking’in, Da Vinci’nin, Beethoven’in, büyük şair ve düşünürlerin, insanlık içinde sayısı % 1’i geçmeyen mucize kişilerin varlığı, inanma nedeni olabilirdi aslında…

İlk sevgilinizden olan kızınızın nerede olduğu bilinmiyor.İkinci eşiniz ne mutlu olmuştur, em ce karenin mucidiyle evlendiğine, ki bu formülü  eşinizle birlikte geliştirmişsiniz, ben diyenin yalancısıyım…Eşiniz sonra papazı bulmuş olsa gerek. Ondan olan iki oğlunuzdan biri şizofren, öteki profesör. Biri iç sızısı iki oğul, bir kayıp kız, alkışlar, buluşlar, Nobel…

Dahi olmak kimbilir ne sıkıcı ve zordur, sıradanların dünyasında?… Hele dehayı anlamayanların arasında ne çile çekiyorlardır, kimbilir?…

İlkula başladığınızda öğretmen annenize mektup yollamış, onu okuyunca anneniz ağlamış. Siz, ne yazıyor, dediğinizde, sizin ‘özel ve üstün bir çocuk olduğunuz, ama okulda size yetecek nitelikte öğretmen bulunmadığı yazıyor oğlum,’ demiş. Annenizin ölümünden sonra bu notu bulduğunuzda, sizin zekaca geri olduğunuz için, o okuldan alıp özel  eğitim kurumuna verilmeniz gerektiğinin yazıldığını görmüşsünüz, heyhat, siz o sırada çoktan Nobel fizik ödülünü  almıştınız. Eğitim hayatınız boyunca okulların baskıcı, ezberci eğitiminden mutsuz olsanız da, hep sınıf birincisi olmuşsunuz, elde olmadan, kader…

Yahudi de olsanız Münih Katolik okuluna gidebilmişsiniz, ama, disiplinden ve sıkıcı derslerden usanmanız uzun sürmemiş. Aileniz eğitiminize özen gösteriyor. Altı yaşınızdan ondördünüze kadar keman dersi alıyorsunuz. Mozart ve Beethoven hayranısınız.Babanızın hayali elektrik mühendisi olmanız, çünkü abinizle birlikte öyle bir işyeri açmışlar, olamıyorsunuz, matematik ve fizik öğretmeni olmaktan başka şansınız yok.O okulda bi de aşık oluyorsunuz, okulun tek kız öğrencisine..Kız sizden büyük ve Yahudi değil, elbet aileniz evliliğe razı değil, bir de bebek olsun mu…Evladlık veriliyor bebek. 1896 ve 1901 yılları arası vatansızsınız.

1901’de İsviçre vatandaşı oluyorsunuz.Yaşınız küçük diye öğretmenliğe kabul edilmeseniz de, özel ders veriyor, geçiminizi bir zaman böyle sağlıyorsunuz. En sonunda, aile hayır dese de,  evleniyorsunuz, aşk, fiziğe ve aileye beş basıyor.Olan evlatlık verilen kız bebeğe oluyor, onun ardından iki oğul sahibi oluyorsunuz.İsviçre patent enstitüsündeki işinizde yükseliyorsunuz.

Makina teknolojisine hakimsiniz. 1921 sizin Nobel fizik ödülüyle taçlandığınız yıl.1933 yılında, ortalığın şevşengeli hali, sizi kırk bilim kişisinin ülkemizde çalışabilmesi için Atatürk’e yazmaya yöneltiyor, öneriniz kabul görüyor.O aralar İsrail başbakanlığı önerisini geri çeviriyorsunuz. 1945’oe Rosvelte mektup yazıp nükleer silah yapılabileceğini söyleseniz de, sonradan bundan büyük pişmanlık duyduğunuzu itiraf  ediyorsunuz.Ömür boyu da atom bombası karşıtı olup, bunu çekinmeden söylüyorsunuz.

Henüz 76 yaşınızda ölüyorsunuz.

Sonradan bilimciler farkediyor, beyin incelemenizde biz sıradan fanilere göre lob büyüklüğünüzde % 15 fark olduğunu…İşbu Paryetal lob’u, matematik ve görsel yetenek bölümüymüş ve ayrıyeten beyniniz sıradan kişilere göre % 73 daha kıvrımlıymış.Aradaki minicik yüzde farkımız öyle büyük ki, sizle hem gurur duyuyor, hem dediklerinizi hiç anlamıyoruz, ondan…Zaten siz de herkesin sizi sevip, kimsenin buluşlarınızın önemini bilemeyişine şaştığınızı söylüyorsunuz…

Fotografilerinize bakıyorum…Haddimi aştığımı bağışlayın lütfen, pek sıradan, biraz da dökülen bir görüntü… Ya Hawking n’aapsın, di mi, haklısınız. Tipten çaksanız da fizik ve matematikten hepimizi çaktırıyorsunuz. Bir dahi ile yaşamak nasıldır acaba? Erkeğin vasatıyla birlikte olmak bile bunca güç ve can sıkıcıyken…

Aşk’tan geçer not aldınız, kemandan da, bi de o meşhur izafiyet teoriniz var, işte ondan…

Acaba eş, sevgili, baba, komşu olarak nasıldınız?

O formül sahiden sizin mi, eşinizden aşırdığınız, birlikte geliştirdiğiniz doğru mu acaba?Ya sonraki teoriler, ödüller…Olağanüstü olmaktan sıkıldığınız olmuş mudur?Sıradan zevkleriniz hiç mi yok acaba?Vatandan vatana savrulmak peki?Bundan kurtuluşun formülü yok mu?

Nobel’i n’aaptınız? Mutlak buluşlarınıza, büyük olasılıkla da bir kliniğe kapatılıp orada ölen küçük oğlunuzun bakım masraflarına…Epey travma atlatmışsınız.Bence en travmatik olanı pek zengin bir ham’fendinin, izafiyet teorisini kendisine anlatma ricası…

‘Başlangıçta bir şey kıpırdıyordu’ dediğiniz doğru mu? Onca kitabınızdan Gördüğüm Kadarıyla Dünya , Niçin Savaş? ı merak ediyorum.En çok da gündelik halinizi… İsrail devletinin kuruluşunu destekleseniz de, Araplarla birlikte iki uluslu bir devlet olmasından yanaymışsınız, sınırları ve silahları olmamasından da yana, elbet…

İsrail’in marifetleri şimdi malum oluyorsa size, Tanrı’ya, ‘bunların ya olan akıllarının hepsini al, ya hepsini üstün akıllı ve duygulu yap’ diye yalvarıyor olabilir misiniz?

Tanrı ve din konularını soranlara, bu sorunun kısıtlı akıllarımızla yanıtlanamayacak genişlikte olduğunu söylemişsiniz. Değişik dillerde yazılmış kitaplarla dolu bir kütüphaneye giren çocuğun durumuna benzetmişsiniz, insanlığın halini.Evrenin muhteşem düzenlendiğini, belli yasalara uyduğunu görmekle birlikte, yasaları çok bulanık anlayabilmekte insanlık, size göre. “Kapitalizm bireyleri sakatlıyor, sizce en büyük kötülüğü de bu.Eğitim sistemleri de bu beladan muzdarip.Gelecekteki kariyeri için başarıya tapan, abartılı  rekabetçi ve açgözlü bireyler yaratıyor, kapitalist sistem.Bundan kurtulmak, sosyalist sistemle mümkün,  toplumsal hedeflere yönelmiş bir eğitim sistemiyle. Bireyin eğitimi doğuştan sahibolduğu yeteneklerin geliştirilmesi yanında, toplumlarda şimdi varolan güç ve başarının yüceltilmesi yerine, çevreye sorumluluk geliştirmeyi hedefler…’’

‘Bilim insanları evrenin birleşik teorisini aradıkları zaman, en güçlü, görünmeyen kuvveti unuttular.Sevgi…Sevgi onu alanı ve vereni aydınlatan bir ışıktır.Sevgi yerçekimidir, çünkü bazı insanların  diğerlerine çekildiklerini hissetmelerini sağlar.Sevgi güçtür, çünkü sahibolduğumuz en iyi şeyi çoğaltır ve insanlığın kör bencilliğinde yokolmamasını sağlar. Demişsiniz, bilmem doğru, bilmem yalan. Size yakışır ifade, % 40 olasılıkla.

Ama ben en çok, ‘dahiliğin mutlak sınırı vardır, aptallığın asla’ sözünüze bayılıyorum, tabii öyle bir söz ettiyseniz. Hayal bilimden önemlidir, çünkü bilim sınırlıdır, sözünüzle paralel sanki. Sorunlar, onları yaratanların mantığı ile çözümlenemez…

Haklısınız…

Keşke hayal kanatları takınıp, bilimin sınırlarını aşıp bize şimdi bulunduğunuz laboratuvardan tüyolar yollasanız…

Olasılıklar sonsuz…

İnternette fırdönen, belki ancak % 1’ini sahiden sizin söylemiş olabileceğiniz, biz sınır zekada insanların kavrayabildiklerinin kimbilir ne kadar üstünde, çok, sonsuz zenginlikte, farklı olasılıklar söylenebilir, böyle bir ortak kitap hazırlanabilir…

Eınstein’ı nasıl bilirdiniz, ortak tema bu…

  1. İyi bilirdik

  2. Severdik, fekat anlamazdık.

  3. İcat yapmaktan saçını taramaya zamanı olmazmış

  4. İsrail devletinin İABC (İsrail-Arap Birleşik Cumhuriyeti) olmasından yanaymış, ‘sınırı ve silahı olmasın ama’, dermiş.

  5. İlkin zekası kıtçanaymış, annesi iyi besleyip , üstüne düştükçe açılmış.

  6. Hem Eınstein hem Hawking, insanların kadınlar erkekler yahut zekiler aptallar diye değil,  iyiler-kötüler-anasının gözü’ler şeklinde sınıflandırıldığını söylemiş.

  7. Böyle sınıflanınca da o anasının gözü olanlar güzelim dünyamızıyokoluşa sürüklemekte elbet. Aşkın, matematik ve fiziğin, müzik ve öteki sanatların, barışın, dostluğun, buluşların filizlendiği o büyülü küre, onlar yüzünden yuvarlanıp gidecek sonsuz kara. Ruhunuzu sıkmak istemezdim, ama, sizden sonraki dünya böyle…Hawkıng de anlatacak size zaten. Bu halden kurtuluşun formülü, izafiyet teoriniz yahut öteki buluşlarınızdan bin kere zor, haklısınız…O halde, batsın bu dünya…Bunun mucidi Orrhan abimiz.Belki en kestirme çözüm budur

Eyvahlar olsun, ya yaratıcı da böyle düşünüyorsa?

 

Ayşe KİLİMCİ

18.03.2018

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.