SEÇİMLER, GEÇİMLER, ARA NAĞMELER…

16 Mayıs 2011 12:58 / 2076 kez okundu!

 


Seçim öncesi dönem herkes mühim kişiden sayılıyor, hısım, elbet kendi partisinde. Kalpler umutla dolup taşıyor, dipten doruğa şefkat, herkeslere şefaat. Kardeşiz anacım, ama bazılarımız daha kardeş ve hısımız. En büyük bizimki başka büyük yok! Partiliysen yanımda kal, değilsen kardeşim mateessüf al al al!

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

Seçim sath-ı mailinde kimler yaşıyor? Fotoğrafçı, ajans, bayrakçı, taksici, düğüncü takımı, davulcu-zurnacı, şenlik süsleyicileri. Siz bilmezsiniz, ben gördüm, sütçü beygiri kır atını sünnete gidiyor gibi donatıp, dönemin AP’sinin seçim çalışmasında figüran şey (bu şey ney şimdi? Kişi desek olmaz, canlı yahut hayvan desek, kır ata ayıp, işte öyle bir şey) olarak çalıştıktan sonra, atın da, davulcu Bayram’ın da dilleri bi karış dışarıda, yorgunluk atmak için davulcu tutup, bi kadeh rakı parlatıp dinlendiğini... Davulcu davulcu tutuyor, dikkat buyurun. Kır at dolanmaktan, davulcu ona eşlikten bitap. Seçim öncesi dönem herkes mühim kişiden sayılıyor, hısım, elbet kendi partisinde. Kalpler umutla dolup taşıyor, dipten doruğa şefkat, herkeslere şefaat. Kardeşiz anacım, ama bazılarımız daha kardeş ve hısımız. En büyük bizimki başka büyük yok!
Partiliysen yanımda kal, değilsen kardeşim mateessüf al al al!
Ortalık bayram yeri, seçim sonunda onca ipi, bayrağı, süsü püsü temizleyenlerin anası ağlayacak. Salt süs kiri olsa canım yanmaz, bir de işitme kirliliği var, yani ses bozgunu.
Uyumlu uyumsuz ses, partilerin ‘propoganda müzikleri’. Böyle deyince çok önemli gibi duruyor. Parti düttürüsü deseniz olmaz, yakışmaz. Aslında doğru valla, parti düttürüsü, bakın yakıştı.
Seçim önü en çok lider ve kendini lider sananların sesi yükseliyor, seçim ortası şarkı ve söylemler, ahali ve alkış. Sonuna doğru başı çekenlerin sesi kısılıyor bağırmaktan. Alkışçı ve umucu ahali yorgun düşüyor, atlar ve davulcular da, kala kala seçim şarkıları kalıyor. Yurttan sesler. Ara nağmeler. (Bi de baba nağmeler var, ondan sözetmeyeceğim, aslında bu yazıya darbeler, ara nağmeler diyecektim, belli mi olur, bakarsınız şeytan doldurur, neme lazım…)
Zaman daha mı hızlı akıyor seçim öncesi? Partililer için geçmek bilmiyordur. Tarihin birden hızlandığı seçim dönemlerinin ürünü ve insanlardaki değişimin görünür kılındığı bir gerçeklik midir, seçim şarkıları? Popüler kültür örneği olması kaçınılmaz. Kültürel kimlik yapımına ve dönüşümünedir gayreti. Belki gayreti bile yoktur, fark edilmek dışında. Saklı simgesel anlam dinleyenlerce bulup çıkarılır, vehmedilir.
’Kültürel fark temeline göre bir araya gelmiş insanlardan oluşan grupların ayırt edilme, karşı olma ve kendisi olma arzusuyla kendini diğerlerinden farklılaştırıp geliştirdiği bir aidiyet bilincidir, kültürel kimlik. Anlam, müziği yapanla algılayan arasındaki iletişim sürecinde ortaya çıkar. Bunun yaratıcıyla kullanıcı arasında aynı olması gerekmez, fark doğaldır. Müzik başka şeylerle ilgili anlamlar aktarabildiği için çokluk bir simge olarak iş görür' (Alıntı: A. Erol. Popüler müziği anlamak)
Bir popüler müzik, seçim şarkısı, belli zamandaki belli sosyo-kültürel coğrafyanın ürünüdür, o durum dışında da hükmü yoktur. Müzik ve kültür kimliği değişse de bu gelişme demek olmadığından, sınırlar aşınıp zayıflamakta, insanlar kimliğe ve müziğe ilişkin sınırları çizmek için gene, bu kere yeni simgesel tavırlar edinirler. Sözkonusu bu şey de uzlaşma, yarar kavramlarıyla anlamlanır. Popüler müziğin de, seçim şarkılarının da kalıcı simgeler olabilmesi kollektivitenin varolmasına bağlı. Biz hep biriz, yenilmez, yıkılmaz, şanlı, bir o kadar da, teki cihana bedel olanlarız ama, kalıcı olmayanlarız.
Kılıcımız var, kuvvetli naramız var, ama, iş iki nalla bir atın dışında bazı şeylerimizin de olmasına bağlı. O kadar delleniyor bu ahali de, partiler de, geriye ne kalıyor? Sanki seçim afişleri şarkılardan daha kalıcı. 1946’da DP’nin "Yeter, Söz Milletindir" afişi, açılmış el, avuç içi ve 1987’de SDHP’nin "Beş yıl daha limon gibi sıkılmaya gücünüz var mı" söylemi ve afişleri unutulmadı, ya şarkısı? Onca seçimden aklınızda ne kaldı? Hangi söylem, hangi nağme, hangi darbe? Darbeyi deblek anlamında kullandım amirem, hani dümbelek var ya, işte o. Çünkü her müziğin ezgisi kadar ritm saz eşlikçisi de var, olmalı.
Benim anımsadığım, vallahi uydu diye koymadım, sahiden de, 1978’li yıllar, hani toprak işleyenin su kullananın sloganıyla Karaoğlan'ın kitle desteğini çığ gibi aldığı ve dağı taşı "Umudumuz Ecevit!" okuduğumuz yıllar. Çocuk yuvasında bir minik Ecevit’imiz var, anası halkçı olmasa bu adı koymaz oğluna ama, bizimki korunmaya muhtaç. Her konuk geldiğinde şarkı söylüyor, çocuk korosunda ya da tek başına. Sahneden inerken de CHP’nin seçim şarkısı ya da söylemini söylüyor. O günlerin seçim şarkısı neydi unutmuşum, Ecevit de unutuverdi. Konuklar da vali yardımcısı, sivil toplum örgüt üyeleri. Elini kulağına atıp patlattı, "Biberlerin kızardı mı kız Meyrem Meyrem Meyrem". Karşısına dizilmiş onu dinleyen devlete söylüyor bunu. Ama Meyrem’in de sonrası yok, döne döne hep aynı nakaratı söylüyor, can-ı gönülden. Yanındakiler bunu çimdikliyor, biz kaş göz ediyoruz, görecek hali yok minik Ecevit’in. Alkışlarla sahneden uğurlandı. Benim kalbimde fotografisi kaldı.
Sizin aklınızda, kulağınızda kalan nedir onca seçimden?
Kır atıma bineyim, yar yoluna gideyim, ama o seçim şarkısı değildi, AP’liler çaldırırdı bunu. MHP’liler "Çırpınırdı Karadeniz"i çalıp söylerdi. "Sev Kardeşim" söylenirdi CHP’de, Şenay söylerdi, Ş.Yüzbaşıoğlunun eşi. Ali Rıza Binboğa "Yarınlar"ı söylerdi, parmağını gözümüze gözümüze sokarcasına uzatır, kocaman ellerini sallardı müsamere çocuklarına benzerdi, bir farkla boyu bosu sahneye sığmaz bir çocuktu. "Sabuha" vardı, o söylenirdi. M.Akay "Türkiyem Türkiyem cennetiiim"i söylerdi, asker üniforması giyerek.
A. Alpman’ın "Memleketim"i o günden bu günlere baş şarkıydı zaten.
Özal şarkısında,’rejim elden gidiyor, buna yürek nasıl dayanır’ denirdi, nakarat faslında denir miydi, uyduruyor muyum acaba?
Bir de 'Vazgeçersen altı oktan/ burnun hiç kurtulmaz (çıkmaz) b…tan’ söylemi vardı.
AKP: Ak ak ak, dedi, 2002-2004 seçiminde. Ak Türk çığırdı. Bundan Böyle söylendi bir de İlla Ak Parti. "Gel Hele, Kemençe, Efsane, Anadolu, Cilveloy, Hayrola Gardaş?"
Halkın Yükselişi Partisi, "Ulu Çınarın" türküsü söyledi 2005’te. Halkın Partisi Marşını...
Türkiye Komünist Partisi parti marşını 2002-2004’te. "Yağma Yok, Sosyalizm Var"ı…
ÖDP, parti marşını, ÖDP Marşını, 1999, 2002-2004'te...
MHP "Halay"a sarıldı, MHP’ye Gel’e, Oylar MHP’ye şarkısına. MHP Rüzgarı’na, Yürüyoruz MHP’yle, El Birliği Güç Birliği, Devlet Gelecek şarkılarına. Üç Hilalli Bayrağım, Söyle Türkiyem Söyle, Oylar MHP’ye, Yolun Açık Olsun...
Büyük Birlik Partisi, Gül, Hilal, Meydanlar, Yürü yürü, Eleleyiz, Büyük Birlik Var, Selam Olsun Milletimize seçim şarkılarını...
Doğru Yol, "Propoganda"yı...
Seçim şarkıları hazırlayanlar partilerin mesajlarını yerel müzik unsurlarıyla birleştirip kişiselleştirilmiş şarkılara dönüştürdüklerini söylüyorlar.
Her adayı görüntülü olarak evlere sokarken yerel unsurlar öne çıkarılıyormuş. Karadeniz’de kemençe, Ege’de zeybek ezgilerini esas alarak. Vurgu, işsizliğe yoksuluğa.
Gürültülü olmayan, akılda kalıcı, hareketli ve mesaj içeren şarkılar peşinde tüm partiler. 1994’te "Arım Balağım Peteğim", 1999’da Haydi Anavatan, 2002’de Türkiyem, Yepyeni bir Gelecek Lazım, 2005’te Hedefim Anavatan ve Anavatan Marşları’nda olduğu gibi. DSP’nin 1999-2000 yıllarındaki Gözünaydın Türkiye, gibi...
DYP’nin 2004’teki Türkiye Sallanıyor, DYP’yle Elele, Seçmenim türküsü, Tatlıses’ten iki Türkü, biri Mehmet, DYP Var (05). Senin Doğru Yol’un Var ve Adam Gibi Adam Ol, seçim şarkıları gibi.
CHP ‘iktidarında halkı ezdirmeyeceği, ülkeyi soydurmayacağı, devleti böldürmeyeceği şimdi CHP zamanı‘ olduğu söylemini işleye geldi her seçimde.
Aday tanıtımı için kullanılan en önemli çalışmalardan biri, seçim şarkıları. Birçok aday yalnızca şarkılarla hatırlanabilmekte.
Gene en çok şarkı AKP’de. Ağır abi Işılak söylüyor, her şey bu millet için seçim şarkısını:
‘Her bir akı karadan/ Seçtik memleket için/ En zor güzergahtan geçtik memleket için/ Hak olan doğrumuzu/ Duyun bu çağrımızı/ Herkese bağrımızı/ Açtık memleket için’
AKP’nin seçim şarkılarından en garibi, Yıldıray Oğur’a kalırsa ‘Dönmem geri’ şarkısı. ’Eğer’ diyor Oğur, ‘Başbakan'ın bir mitinginde ahali hüngür hüngür ağlamaya başlarsa sebebi kesin bu şarkıdır’. Oğur’un favorisi 'Yeniden yeniden’ diye giden şarkısıymış.
CHP’nin Onur Akın’a yaptırıp söylettiği ‘Bir ıslık da sen çal’ın karışık hikayesinde Oğur’a katılmamak ne mümkün? Hadi Kılıçdaroğlu Scorpions’ın şarkısından esinlenip ıslık fikrini oradan almış, yazılanlara bakılırsa, ama, bu şarkı 1989 yılında duvarın çöküşü üstüne yapılmamış mıydı? Duvar çöküntüsü, deyip ekliyor Oğur, ’yok artık!’
Aşık İhsani’nin ünlü ‘Korkuyorlar, korkacaklar, korksunlar/ Geliyoruz, geleceğiz, yakındır’ devrimci türküsünü kullanıyor, ‘elimizin nasırdan balyozlarını/ Başlarına vuracağız, yakındır’ nakaratını, iktidara geldiğinde korku imparatorluğu vadetmek midir, değil midir, düşünmeli değil miyiz? Ama Aşık Mahsuni’nin ‘Bir daha gel gel Samsun’a/ sarı saçlım, mavi gözlüm’ şarkısı bangır bangır çalsa da sözü edilen Kemal, kemale ermiş olanı, yeni Kemal değil, anlıyoruz değil mi millet?
‘Hey bölücü hey hey, sana sesleniyorum’ milliyetçiliği olarak MHP’nin ‘dur de’ nakaratlı rap parçası oy anam oy, yüksek huzurlarınızda. ‘Türkiye’de var bir aldatma partisi/ Yandaşı yoldaşı kayırma partisi/ Kandilin Öcalan’ın sayın partisi’ Eğer diyor Yıldıray Oğur, ’bu şarkıdaki şiddetin azıcığı yapılsa, memlekette kan gövdeyi götürür.’
‘Türk’e yan bakanların biz geliriz hakkından’
ı seçim şarkısı olarak gönül rahatlığıyla çaldıran milliyetçi parti şu sıralar püskevit molasında.
Aslında şarkıyı partilerin değil, vatandaşın söylemesi yaraşır.
Vekil adayı gelip de ‘Karacoğlan çaresine/ Melhem olcam yaresine/ İki kaşın arasına/ Yare bir ben gerek, bir ben’ dediğinde, seçmen karşılamalı:
‘Sür deveci develeri yokuşa/ Ne verecen bir gecelik tokuşa?’
Yahut önce seçmeni öpmeye ayağına varıp, sonra sırra kadem basan vekile, ‘Şu Meclis yedi dağdır/ İçinde yarim vardır/ Yıl oldu sesi çıkmaz/ Ne ölmüştür, ne sağdır…’
Yokuşları düz eden, engelleri kaldıran, herkeslere iş bulan, dulları everen, vaatkar adaylara, hele de eski oyuncu, pardon usta oyuncu ise ve seçmenini sigaya çekmekteyse:
‘Her ne söyler ise çelmece söyler/ Dertli derunumu delmece söyler/ Bu sözü bil diye bilmece söyler/ Bilsem azarlar, bilmesem azarlar’ türküsünü söylemek yakışır bence.
Ey halkım, geldik, yettik. Sen kitlesin halkım, bu toplumsal söylemde hem olumlu hem olumsuz bi ‘şey’. Bazan kuru kalabalık sayılırsın, kültür ve akıl donanımına dudak bükülerek, bazen, düşüncede bir araya gelebilen, örgütlenen, dayanışan güç’ten. Bunca masraf, müzik ve çalgı erbabı emek emek sırf sen mutlu olasın (!) diye ter döküyor, hade pamuk eller cebe, yanlış oldu, neydi, hah oy sandığına. Hade partine gel, şarkına gel. Allı verelim, morlu verelim, sarılıverelim, açıksa koyu… yok affola, bu da yanlış, hınzır seyyar satıcının avazı bu çağrı. Pek de farkı yok mu diyorsun ey halkım, aa ne ayıp. Amirler, akıldaneler ve seni seçimden seçime öpenler ne derse desin, o engin sağduyuna yaslanıp sen şarkını güzel söyleyeceksin nasıl olsa.


Ayşe KİLİMCİ

16.05.2011


 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
17 Mayıs 2011 11:40

Yılmaz DEMİR

Pratik olarak kendilerini tüm toplum kesimlerine duyurmanın ilmini almış görünüyorlar. Ses kirliliği kalıcı bir etki yapsa da asıl can alıcı etkiyi "ananağmelerin" (!) yaptığı aşikâr. Nash Dengesi'ne benzer bir dengenin siyaset piyasasında da kurulduğu görülmektedir. Alanın ve satanın ziyadesiyle hoşnut olması; tüketicinin "bir daha bir daha" ananağmeleriyle siyasi jargonu iştiyakla talep etmesi, okumuş mucit çocukların üretim artışı sağlayarak bu ihtiyacı karşılama eğilimi göstermesi garipsenecek bir durum değildir. "Oratoryo" ve "Siyasi Jargon" muhtevalı müzikallerin ülkemizde talebi çok. "Ananağme", "babanağme" ne derseniz deyin, şeytan da doldursa talebi çok. Velhasıl arz/talep meselesi. Cin çağırmaya gidiyorsan, çarpılma riskini de göze alacaksın. Ataerkil toplum işte, yazılacak çok şey var ancak böyle toplumlarda iradeler vicdanlar kadar hür değil.

Hangi görüşten olursa olsun tüm toplum kesimlerini heybesinde saygıyla taşıyanlara en derin sevgilerimle!

Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.