Sahi, NEREDESİN ANTİGONE?

03 Ağustos 2011 12:43 / 1431 kez okundu!

 


Antigone, ey Antigone

Çağlar ötesindeki prenses. 2451 yıl öncesinin, güçlü kızı.

Gücün ne birbiriyle savaşırken ölen erkek kardeşlerinden kral babanızın kahraman sayıp ululayarak sonsuzluğa yolcu ettiği Eteokles’in acısını silebildi, ne Polyneikes’e bir mezar buldu. Kardeşler arası bir savaşın ölü galibi Eteokles törenlerle uğurlandı sonsuzluğa, mağlup ölü kardeşi Polyneikes’e ise ne dua, ne ağıt ve yas ne de bir mezar.

Mezar dediğin ne ki, bu güzelim hayattan geçip gittikten sonra, demeyin ey insanlar, mezar toprağın rahmidir ve insandan esirgenemez. Nasıl ki dünya denen bu tılsımlı, bir o kadar da belalı yere gelişimiz bir ananın rahminde oluyorsa, biletimiz artık hangi istasyona kadar kesildiyse, orada yolculuk bitti düdüğü çalındıktan sonra da toprak ananın rahmine koyulmamız gerek. Ki sonsuz uykuda sarıp sarmalasın bizi, koynunda ninnilesin. İnsan olma hakkı kadar devrolunamaz, vazgeçilemez bir haktır bu, diyorsun hala, biliyorum, ben duyuyorum, duyması gerekenler de duysa, ah…

Çağlar öncesinde bunu anlayan akıllı prenses Antigone, durum sizin gününüzden bugüne pek değişmedi. Nasıl ki kız kardeşin İsmene sen kardeşine mezar hakkı diye diretirken, yanında duramadı ise.

Hayat kimileri için ilkesiz, ille kendim dayatmasıyla geçiyor, seçimimize bağlı.

Sen bunu acı biçimde öğrendin, ama kavganda direttin, ucunda ölüm olsa da… Öğrendin, ölerek hepimize öğrettin Antigone…

Kardeş kavgasında sizin gününüzden bu yana durumda değişen bir şey yok, kimileri kahraman, kimileri telefat faktörü, aynı karında yatmış olsalar bile…

Kardeşini gömdün, mezar ve ağıt hakkını savundun, sahiplendin, bu suç idiyse sana göre, kutsal bir suçtu, düşüncen hemen cezasını buldu, kral babanız seni canlı canlı mezara kapattı.

Gömütüm, gelin odam, zindanım/en yakınlarıma kavuşmaya gidiyorum,/ doğru bildiğimden şaşmadığım için dinsize çıkardılar adımı./Tanrıların buyruğuysa bu başıma gelenler,/anlarım suçluluğumu can verince. /Ama suçlu beni yargılayanlarsa,/dilerim benim başıma gelen felaketlerden daha büyüğü gelmesin onların başına!” diyerek, düğüne gidercesine gittin, gömüdüne. ‘Ölülerin mezar hakkı’ nı savundun Antigone, bunun için öldürüldün.

Sonra insanlık senin hikâyeni dilden dile aktardı, savaşların top sesleri ve toplu kıyımlar, kardeş kavgaları içinde senin cılız ama gümbür gümbür sesin binlerce yıl öteden koştu geldi, ama zalimliği durduramadı.

Bu yazıyı bana esinlendiren, Antigone’zadelerden güzelim Sennur Sezer, konuyu irdeleyip ayıpladığı Evrensel’deki yazısında, ‘bugünlerde, “aydınlara, gazeteci ve yazarlara” yazılmış bir mektup Antigone’lerin kadın erkek bu topraklarda yaşadığını gösteriyor’ diyerek, aşağıdaki kardeş ağıtına yer vermiş. (Sayıları pek azalan, kalplerde ve akıllarda, siyasette zonklayan yaralarımıza şiiriyle, duruşuyla, sesiyle melhem çalan Sennur Sezer’in kimliğinde, o azalarak artanlara selam olsun…)

“Kardeşim Ali Yıldız’ın cenazesini almak için Dersim meydanında başlattığım süresiz açlık grevinin 40. günündeyim. Bir mezara sahip olmak herkesin hakkı değil midir? Kardeşim Ali Yıldız 14 yıldır kayıptı. 5 ay kadar önce Çemişgezek’teki toplu mezarda olduğu ortaya çıktı. 3 Şubat 2011 tarihinden itibaren Çemişgezek Cumhuriyet Başsavcılığı’na oradan, Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne, oradan da Diyarbakır ağır ceza mahkemesine derken oyalandık ve hukuk yolları yüzümüze kapanarak bir mezar herkesin hakkı değil denilmiş oldu. Bu tablo neden açlık grevinde olduğumun da cevabıdır. Tüm başvurularımıza rağmen talebimiz karşılanmadı. Benim, ailemin tankı topu yok. Yasalar çıkarma, karar verme gücümüz de yok. Bedenlerimiz var. İşte ben de bedenimi mücadele silahı yapıp, açlık grevine başladım. Çünkü başka bir silahım yok. Avukatım Taylan Tanay ve Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün konuyu Adalet Bakanı Sadullah Ergün’le de görüştüler. Bakanın konuya olumlu yaklaştığını belirtip, konuyla ilgileneceğini söylemesine rağmen geçen sürede henüz bir gelişme olmamıştır. AKP iktidarı, çadırda hiç yanımdan ayrılmayan 75 yaşındaki annemden ve hasta yatağında yatmakta olan 80 yaşındaki babamdan bir mezarı esirgeyerek, direnişimizi görmemezlikten geliyor. Sakat kalmamı mı bekliyorlar ya da ölmemi mi? Cenazemizi almanın bedeli neyse ben onu ödeyeceğim. Ve bunun sorumlusu “demokrasi” kelimesi dillerinden düşmeyen AKP iktidarı olacaktır. Dirisini değil, ölüsünü isteğimiz kardeşimin cenazesini alma ve toplu mezarların açılması için verdiğimiz mücadelede sesimize ses katmanızı istiyorum. Bunu iki çocuk babası, bir abi olarak istiyorum. Ali Yıldız’ın abisi Hüsnü”

Diri diri mezara kapatıldığın toprağın rahminde, iki bin beş yüz yıldır soluk alıp veriyorsun sen. İnsanların mezar hakkını savunuyorsun, zulmü lanetliyorsun. Antigone’sin, Berfo anasın, adlı adsız tüm bağrı yanıklardasın.

Biliyor, duyuyoruz, sonsuz uykuyu uyusun diye ölülerden mezarı esirgemeyin deyip duruyoruz, kulaklar sağır, kimsecikler duymuyor.

Bir de sen söyle, yeniden söyle, milyonuncu defa söyle. Sen bin canlı bir ölüsün, söyle Antigone.

Sahi, ‘Neredesin Antigone?’


Ayşe KİLİMCİ

02.08.2011

(kadınmedya.com'dan alınmıştır.)

-------

Tolga'nın annesi Kadriye Hanım'dan tekzip...


Merhaba sevgili Ayşe KİLİMCİ, Merhaba sevgili Sennur SEZER (Sennur Hanım beni belki hatırlarsınız "çocuklar için adalet çağrıcıları" ve "barış için vicdan-i red" gurubunun ilk panelinde paylaşımda bulunmuştuk sizinle.) ve Merhaba sevgili Barış için Vicdan-i Red / Kadın ve Vicdan-i Red grubu üyeleri.


Yazılarınızı dikkatlle tekrar tekrar okudum. Ellerinizie , yüreğinize sağlık diliyorum. Kaleminiz veyüreğiniz daim olsun.

"NEREDESİN ANTİGONE?" Diyorsunuz ya, yazınızın başında.

Buradayım. 2004 ağustosundan bu yana hep buradaydım. O günden bu yan can çekişen bedenimle, çığlığımla, öfkemle buradayım. Oğlumu katlettiler, kaybettiler. Hem oğlumu kaybettiler hem analığımı yok saydılar. Benim gibi ANTİGONE bir sürü var yurdumda.

Oğlum Tolga'yı doğurmuş olmanın onurunu taşıyorum yüreğimde. Oğlum ise İnsan ve evlat olmanın onurunu taşıdı hep yaşadığı sürece. İnsan olmanın onurunu taşıdığı içindir ki "Öldürmeye hayır" dedi. "Savaşlara hayır" dedi, Tek başına isyan etti, başkaldırdı. Ancak bundan hoşlanmadı devletin erkleri. ve kaybettiler oğlumu sinsice. Ölüsünü bile çok gördüler bana, güya ibret olsun diye aleme.

Ve ben herşeye rağmen oğlumun bedenini aramaya gidiyorum kaybedildiği yere, İğneadaya.

OĞLUMUN BİR MEZARI OLMALI. OĞLUM BİR MEZARI HAK EDİYOR. NE OĞLUMU NE DE BENİ AŞAĞILAMAK, YOK SAYMAK DEVLETİN İÇİNDEKİ BAZI AÇIK YA DA GİZLİ ERKLERCE BU KADAR KOLAY OLAMAMALI.

LÜTFEN SİZLERİ DE BEKLİYORUM 13 AĞUSTOS 2011 TARİHİNDE, İĞNEADA DA BİRER ANTİGONE OLUP YANIMDA DURMAYA.

BU HEPİNİZE TOLGA İÇİN ANTİGONE OLMA DAVETİDİR.

Selam ve sevgilerimi gönderiyorum sizlere, bir de acımı. Acı sizin olsun diye değil asla. Sizlerin desteğiyle, son ANTİGONE ben olayım, başka acılar yaşanmasın, başka ANTİGONE olmasın diye.

Sağlıcakla kalın.

02.08.2011


Not: 13 AĞUSTOS 2011 tarihinde İstanbul'dan otobüs kalkacak. Gelebilecek olanlar şimdiden bildirirlerse otobüs sayısı ona göre belirlenecektir.


Son Güncelleme Tarihi: 03 Ağustos 2011 13:07

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.