Öpmeyi ve ölmeyi öğrenmek...

02 Ağustos 2018 19:21 / 1005 kez okundu!

 

 

Terör örgütüne sırtını yaslayanları Meclise taşıyanlar, utanın!

Bir oy bize, bir oy onlara, diyenler, utanmak nedir biliyorsanız, utanın!

O tabut şehitlerin en ufağı Bedirhan’a büyüktü, ölüm birkaç boy büyük …

 

****

 

Öpmeyi ve ölmeyi öğrenmek...

 

Bedirhan öpmeyi öğrenmiş, babasını öpmeye gelmiş… Şehid babası söyledi, ‘öpmeyi öğrenmiş, onu göstermeye gelmiş’…

 

Bedirhan’ın bayrağa sarılı tabutu önünde askerin taşıdığı çerçevesi boş, resmi yok, yalnızca Bebek yazıyor. Kucağa sığacak ufaklıkta tabutu, minicik.

 

Ama en ağır olan...

 

Babasının, anneannesinin dilinde ‘Vatan sağolsun’. Öpmeyi öğrenir öğrenmez, ölmeyi öğrendi, Bedirhan bebek. Oysa öğreneceği neler vardı…

 

Annesi Nurcan Karakaya, bir hafta sonraki yeni yaşına giremedi, bir oğul büyütmek ona kısmet olmadı, yaşlanmak da…

 

Hemşire, çalışan anne, kendi aracına binip, oğlunu hasret gidersinler diye, yeni öğrendiği öpmeyi göstersin diye, babasına götürüyor, askeri üsse.

 

Terör örgütünün tuzakladığı bomba bu hikayeyi yazılamadan, yarıda bırakıyor. Bu topraklarda bebekler değil, terör yaşayacak tehdidini ediyor, terör örgütü, haince, yüzsüzce…

 

Bu coğrafyanın ezraili olduğunu ilan ediyor. Yüklendiği ve savurduğu bela/niza/planların dikkate alınmasını istiyor, utanmadan. Utanmak kim, onlar kim? Koftiden oyuncularla berbat bir oyun oynayıp, alkışlıyor, Amerika, ne yaptığından habersiz. Kayıp bize olduğu kadar, ona da, belki ona daha çoğu…

 

Bedirhan’cığın bunlardan haberi yok, hayattan da haberi olamadı. Büyümeyi öğrenemeden ölmeyi öğrendi, tam da öpmeyi öğrenmişken…

 

Ya o baba? O sönen ocağın kapısını nasıl açacak, nasıl girecek o eve? Bileğinde oğlunun adı yazılı, dövmeyle, dilinde ‘vatan sağolsun.’

 

Terör örgütüne sırtını yaslayanları Meclise taşıyanlar, utanın!

Bir oy bize, bir oy onlara, diyenler, utanmak nedir biliyorsanız, utanın!

O tabut şehitlerin en ufağı Bedirhan’a büyüktü, ölüm birkaç boy büyük …

 

Babacığının asker şapkasını, siperliğini yana yatırıp başına geçirmiş, gözlerini, gülüşünü saklamış, siperlik… ‘Dünyanız sizin olsun, ne doğmalık, ne görmelik bir dünya bu, ne sevmelik, ne yaşamalık, ne de çocuklara göre…’ dercesine gülüyor, şapkanın ardına saklanmış, ‘ce-eee’ dercesine.

 

Babası minik yastığına sarılmış, belki dayanmak için, belki yastığa bebeğinin kokusu sindiği için…Bu gencecik asker nasıl taşıyacak bu acıyı, bir ömür boyu?

 

Ah…Ah…

Ah’lar ateşinde yanın, katil sürüsünü alkışlayanlar, sebebolanlar, sebepsiz kalın.

 

Ayşe KİLİMCİ

02.08.2018

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.