KENTLERİMİZİN SOSYAL YÜZ܅

21 Nisan 2019 15:19 / 1322 kez okundu!

 

 

‘Abicim çek bi fotografi, olsun afilli’ demek kadar kolay ve güzel olaydı, ah…

Bu fakir nicedir, (elli yıl kadar demek oluyor bu ‘nice’) konuya kafa yoruyor, erbabı daha da eskiden günümüze, ancak, bırakınız çözüm üretip, hayata geçirmeyi, üstüne kafa yoranı bile giderek azalmakta, yahut ‘battı fıshıng yan going’ makamına evrildi…

Biz niye kafa yoruyorduk, hep kendimizle uğraşmamız gereken gencecik yaşımızda, bu konuya, çünkü annemiz ve değer verdiğimiz diğer kişiler toplumun şipşak fotoğrafçısı gibi çalışıyordu, kendi mesleklerinde. Dağın taşın sosyal haritasını çıkarıyorlardı, bölge gezileriyle…

 

****

 

KENTLERİMİZİN  SOSYAL YÜZÜ…

 

‘Abicim çek bi fotografi, olsun afilli’ demek kadar kolay ve güzel olaydı, ah…

Bu fakir nicedir, (elli yıl kadar demek oluyor bu ‘nice’) konuya kafa yoruyor, erbabı daha da eskiden günümüze, ancak, bırakınız çözüm üretip, hayata geçirmeyi, üstüne kafa yoranı bile giderek azalmakta, yahut ‘battı fıshıng yan going’ makamına evrildi…

Biz niye kafa yoruyorduk, hep kendimizle uğraşmamız gereken gencecik yaşımızda, bu konuya, çünkü annemiz ve değer verdiğimiz diğer kişiler toplumun şipşak fotoğrafçısı gibi çalışıyordu, kendi mesleklerinde. Dağın taşın sosyal haritasını çıkarıyorlardı, bölge gezileriyle…

O dönem Ana ve Çocuk Sağlığı Merkezleri vardı, bölge gezileriyle ebeler mahallelerin ve ailelerin tarihçesini kayda geçirirdi. Amaç elbet sosyolojik olduğu kadar, medikaldi, ilkinin pek hükmü yoktu, varsa bile okuyanı yoktu, asıl amaç halk sağlığıydı. Ama bu gezilerin bireysel sonuçları bütüne iliştirildiğinde şehrin en azından varoş dedikleri bölgelerinin var’ı yoğu ortaya çıkardı, bu da götürülecek hizmetin ipuçlarını verirdi.

Aşı, gebelik hikayesi, doğum ve yeni doğan beslenmesi, çocuğu yaşlısıyla hane halkının halleri, geçimi, hastalığı, yıkımı, eğitimi, hüneri, ölümü, engeli hepsinin ortaya konulması, götürülecek hizmet için ne zenginliktir, erbabı bilir…

Buna ‘sosyal doku haritası’ deniyor. Antropolojik kavramlar daha ayrıntılısını anlatır elbet.

A. Ulusoy (26 Ocak 2018 günkü yazısında) “bir kentte yaşayan nüfusun tamamıyla hanelerde görüşülerek yapılan anketlerle demografik, eğitim ve kültürel yapı, iş ve istihdam, hastalık ve engellilik, konut ve iletişim, yardım ihtiyacı ve öncelikleri gibi ütün şehri detaylı tanımaya yönelik bir şehir envanteri çıkartılmasına sosyal doku haritası denilmektedir.” diyor.

Sosyal doku araştırmalarıyla (verilerin ortaya koyulmasıyla ya da) hane halkı, sokak ve mahalle bazında yapılan değerendirmelerle götürülecek hizmetin kalitesi arttırılarak, gereksiz yatırım ve harcamalardan kaçınılması yanında, doğru fasıllara doğru yatırımın yolu açılır.

Sosyal doku haritaları sayesinde veriler doğru okunur, şehirler tanınır, gözden kaçanlar öne çıkartılır, asıl ihtiyaç sahiplerine ulaşılır onların gerçek ihtiyaçları saptanır, sosyal riskler ve yaralar belirlenip, bertaraf edilmeye çalışılır.

Ulusoy’un yazısından, Konya Büyükşehir Belediyesince ve 5216 sayılı yasayla kurulan Kent Bilgi Sistemi İçinde, ülkemizde ilk kez Sosyal Veri Merkezi oluşturularak Sosyal Doku Haritası hazırlandığını öğreniyoruz.

Sosyal Veri Merkezi farklı  kuruluşlarca yapılmakta olan yardımlardan haberdar olmayı, tekrar ve istismarı önlenmeyi asıl ihtiyaç sahiplerine ulaşılabilmeyi sağlamak için bu projeyi gerçekleştirmiş. Vakıf, dernek, öbür kamu ve sivil toplum kuruluşları yardımlarının kayıt altına alınarak, asıl ihtiyaç sahiplerine ulaşılmış, en zor ve en gerekli olan da bu…

‘Konya B. Şehir belediyesi mücavir alan içindeki 274 bin 8 hanenin birebir ziyaretiyle, 180 bin 990 hane ankete cevap vermiş.’

Ev ev gezilip, vatandaşın ayrıntılı özellikleri kayda geçirilmiş. ‘Yapılan değerlendirme ve analizlere göre ayrı bir ekiple anketleri yanıtlayanların durumu irdelenerek asıl ihtiyaç sahiplerine ulaşılmış. Ayrıca asayiş, ulaşım, park ihtiyacı,zabıta hizmetleri, şebeke suyu ve kanalizasyon talepleri, çöp toplama hizmeti, hava kirliliği konularında da harita çıkarılarak, vatandaşın en önemli sorun diye belirttiği hususlar, Coğrafi Bilgi Sistemi ortamında değerlendirilerek, idareciler ve ilgili birimlere verilerek, sorunlara hızlı ve bilimsel çözümler getirilmiş.’

Elde edilen bilgiler ışığında çapraz sorgulama yapılarak, sorunların nedenlerinin ilişkilendirildiğini, ısınma sistemi, gelir düzeyi, işsizlik, göç, farklı hastalıklar gibi değişkenler arası ilişkilerin de, mahalle mahalle kümelenme özellikleri dikkate alınarak, farklı sosyoekonomik yapıların göz önüne serildiğini vurguluyor, Ahmet Ulusoy… Misal, tansiyon hastalığının gelir durumuyla, hane halkı ısınma şeklinin, kömür, doğalgaz yahut odun kullanımıyla, kronik solunum yolu hastalıklarının ilişkisi olduğu tesbit edilmiş. İşsizliğin çok olduğu bölgelerin yoğun göç alan bölgeler olması etkileşimi saptanmış…

Şu sıra Konya Büyükşehir çok sayıda aileye başta günlük ekmek ihtiyacı olmak üzere, gıda yardımı yapıyormuş. Sosyal veri merkezi bilgileri sayesinde yardımlar asıl ihtiyaç sahiplerine ve hızla ulaştırılıyormuş.

Konya’nın başlattığı bu proje ve uygulamanın ülke geneline yaygınlaştırılması gereğini vurgulayan Ulusoy’a katılıyoruz. Özellikle belli başlı büyük şehirlerimizde şehrin ve bölge insanlarının sosyal doku haritası çıkarılmalı, bu hızlı, etkin sosyo ekonomik politikalar ve çözüm üretmenin altyapısı için ilk adımdır.

İhtiyaç sahibi bilmeden, üzüntü ve mahçubiyet duymadan yapılması gereken bu inceleme, devletin şefkatli elinin doğru, hızlı biçimde en çok hak eden başta olmak üzere dara düşen herkese sosyal yardımın tek merkezden ve tekrara düşmeden, yani israf önlenerek ulaştırılmasının en önemli ilk adımı.

Tıbbi, sosyal, ekonomik acil yardım ulaştırılırken, çocuk ve gençlerin, kadınların imdat çığlığına, eğitim, beceri ve psikolojik destek yolu da açılır…

“Düşler vardır satımaz, derindir anlatılmaz”, diyor Kızılok şu an, ekranda…Olmayacak hayallerimiz, ne alınır, ne satılır, ara yerlerde sürünür, diyor…’ Anladıkça hayatı, birçok şeyin değeri küçüldükçe küçülür…’

Kentlerin sosyal hikayesi değeri gün geçtikçe büyüyen hayal değil midir? "Tutunurum kendime, o da yalan…", "İpekten deniz, pamuktan gökyüzü, kalplerimizde tomurcuklar”, derken Kızıl ok, belki bizim anlatmaya çalıştığımız kalbinde tomurcuklanan dal olur, kent bilimci ve hayalcilerinin…

Kentlerimizi bu yönden donatırlar, insanımıza bir de bu yolla ulaşırlarsa, hayat bayram olur…

Garip gönlüm umar, ne dersiniz donanma şenliği mi olur, umsuruk mu olur?

 

Ayşe KİLİMCİ

21.04.2019

 

Son Güncelleme Tarihi: 21 Nisan 2019 16:55

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.