Kaybolan nedir?

18 Mayıs 2018 00:50 / 847 kez okundu!

 

 

Sağlıklı bir seçim ortamından yana olanlar susuyor, yeri ve yeni dar, fikri kıt’lar, ortaya atılıp oynamak isteyenler coşuyor. Bu arada, bizde eksilen, kaybolan nedir, diye tasalananlar olduğunu biliyoruz. Başta akıl, fikir, sağduyu, konuşup tartışma adabı yok’la eh işte arasında salınıyor. Üslup, edep, mantık şaşıp kalıyor. Ah, bir de gönül dilimizi bulandırmasalar…

 

*****

 

Kaybolan nedir?

 

Seçim ortamına gireli, eksiğimiz fazlamız daha belirgin olmakta. Hepimiz akıllı fikirli, her konuda bilirkişi, hatta akıldâneyiz. Çemkirmekte ustayız. Seçim sonucu tahmininde de öyle. Sosyal paylaşım sitelerinde ahkâm kesmekte üstümüze yok. Ârifane giriştiğimiz söz düellosundan zâlimâne çıkıyoruz, yaralayarak, yara alarak.

 

Yolcu bekleme salonlarında takım amigosu gibi coşan, beklediği karşılığı alamayınca kavga çıkarmaya yeltenenleri/kavga çıkaranları görmüş olmalısınız. Ben yakın zamanda hava ve karayolu bekleme salonlarında tanığı oldum, bu tipler (çokluk, kadınlar) gözüne kestirdiği bir yolcuyla, yahut kurmaca oyunun diğer oyuncusuyla coşkun taşkın siyasi tartışmaya giriyor.

 

Yakıcı bir dil, budayıp indiren bir üslup, öfkeli duruş, saldırmaya kararlı beden dili. Konu aynı, hedefteki Erdoğan.

 

Herşey yalan, gerçek sayılar gizleniyor, iflasın eşiğindeyiz, dünyadan tecrit edildik, konutlar elde kaldı, ondan faiz indirilerek konut satışı desteklenmek isteniyor. Büyüme hızı hikaye, enerji hamlesi roman. Batışımız şiir gibi, ne mutlu canımıza. Eskiden böyle miydi, nerde o günler, büyüme hızı yüzde beş-altıları yakaladıydı, demokrasi tıkır tıkır işliyordu, demokrasi kazaları komşuda oluyordu, tanklar Meclis mutfağına erzak taşımak için gelip gidiyordu. Darağaçları niye kuruluyordu, onu unuttum… Çökmemiştik, beş sente muhtaç edilmemiştik, her şey bol bolamaçtı, ortalık gül gülistan. Ne güzel Köy Enstitülerimiz, Cumhuriyet balolarımız vardı, taşrada bile bu balolara gider, kızkıza yahut anamızla dansederdik, hedef nurlu ufuklardı. Klasikler çevrilmişti, yutarcasına okuyorduk, opera, tiyatrolar kapalı gişe oynuyordu. Halk sahile saldırmamış, vatandaş mis gibi denizine giriyorken…

 

Tut ki öyle… Dediğiniz gibiyse eğer, aşmak için ne yapmalı?

 

Başa köylü kasketi takmakla olmuyor bu işler, keşke o kadar kolay olaydı ve o kasket başınızda sırıtmayaydı…Kavga döğüşle olmuyor, küfür, niza, koğ’la, yalanla hiç… Bu işler akılla fikirle, uzak görüşlülükle oluyor, geçmişi unutmayıp, ders alarak oluyor. Sağduyulu vatandaş nerde, siz nerdesiniz?

 

Sağlıklı bir seçim ortamından yana olanlar susuyor, yeri ve yeni dar, fikri kıt’lar, ortaya atılıp oynamak isteyenler coşuyor. Bu arada, bizde eksilen, kaybolan nedir, diye tasalananlar olduğunu biliyoruz. Başta akıl, fikir, sağduyu, konuşup tartışma adabı yok’la eh işte arasında salınıyor. Üslup, edep, mantık şaşıp kalıyor. Ah, bir de gönül dilimizi bulandırmasalar…

 

Kendi başını bağlayamazken gelin başı bağlamaya kalkanlar, iki yana salınmaktan, hem oralı hem buralı olmaktan başı dönenler, bulunmaz Hint kumaşından biçilmişlerimiz, mayası darbeden yana, burnu Kafdağında akıldânelerimize rağmen, seçmen esaslı…

 

Çeke çeke tava gelen insanımız ne yapacağını biliyor, neyse ki…

 

Ayşe KİLİMCİ

17.05.2018

 

Son Güncelleme Tarihi: 21 Mayıs 2018 13:35

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.