HAVA NASIL ORALARDA?

13 Ekim 2021 10:32 / 290 kez okundu!

 

 

"Bir eliniz yeşilde, toprakta olsun, yüzünüzü göğe çevirin, isterseniz her gece Heybeli’de mehtaba da çıkabilirsiniz, sahici hayata ve sanata sığının, mahallenize ve arkadaşlarınıza, hısımlarınıza… Şu sanallıktan, arada kalmış kısılmışlıktan aralanın biraz n’olur.

Epeydir kaçmıyor muyuz sizce de hem hayattan hem gerçeklerden ve doğru hedeflerden hem kendimizden? Yok bunu yaşam koçunuza sormayın, komşularınıza sorun, yakanıza söyleyin, kalbiniz fısıldasın yanıtını… Baş koyacak bir omuz yoksa mecbur öyle edeceksiniz, dert de sizsiniz derman da…"

 

***

HAVA NASIL ORALARDA?

Hava nasıl oralarda, biliyor musun?

Kar yağıyor kalbimize duyuyor musun?

10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü…

Yaa… Gülüyorsunuz di mi…

Ben de bi yandan yazıyı yazıyor öte yandan doktor arkadaşım Fatoş’un yolladığı her başa ve yaşa uygun huni resmini sizle paylaşmak için kopyalamaya çalışıyorum ve kopyalayamadım… Neyse, sonra başardım...

Kar kalbimizden önce başımıza yağınca olanlar oluyor. Belki ilkin kalbe yağıyordur, üşüyünce akıl “ne işim var donuk kalpli insanın başında benim?” deyu çekip gidiyordur…

En az bildiğimiz gün, hem de en az sorguladığımız… Kutlamak şöyle dursun, neyi kutlayacağız? Olan şeyin kutlaması yapılır, hepimizde eser miktarda olunca, kutlanmasa da olur…

Ruh sağlığımız diyorum… Ha var ha yok, hem var, hem yok… Olsa da olur, olmasa da… Fakat olsa ne iyi olur…

Neyi, niye, ne zaman yitirdik de böyle oldu bu dünya?

Topraktan uzaklaştığımız içinmiş bu hallerimiz…

Bence birbirimizden uzaklaştığımız için…

Suçu pandemiye yükleyelim desek… Biz ondan evvelini de bilirdik…

Sormuşlar, prof.dr. Yavuz Selvi demiş ki “topraktan ve gökyüzünden uzaklaşmak insana iyi gelmedi.”

Nasıl yani? Toprakla cenk edenler de bizim takımda, gökyüzünden yıldız toplayan da, her gece Heybeli’de mehtâba çıkanlar da… Yok ayrımız gayrımız, işçi köylü, çiftçi, esnaf, kentli gurbetçi hepimiz aynı havadayız, döktürüyoruz… Yani dökülüyoruz, daha şık olsun diye böyle söyledim.

Aile ve sosyal bağlar, arkadaşlar, pek az kalmışsa da mahalle tıpışı varken böyleyiz. Çünkü dardayız, zorlanmadayız, güven ve umut mafiş…

Modern insan mutsuz çünkü yalnız, biçâre, her şeyi var fekat hiçbir şeyi yok. Kuralsız, beklentisiz, dengesiz ve kimsesiz hayatlar içre savruluyor.

Mutluluğu ve huzuru nerde bulacağını bilmiyor, tıbbın söylediği de bu.

Tıbbın ötesine mi geçtik? Huniyi takınıp oturalım mı? Bu da bir görüş…

Prof.Selvi duymasın. Siz ona kulak verin en iyisi, ben lavgarlık ediyorum çünkü: “Anlam arayışını anlayabiliyorum. Ancak mutluluk ve huzuru yanlış yerde aramaya başladığımızı söyleyebilirim. Topraktan ve gökyüzünden uzaklaşmak insana iyi gelmedi. Anlık yaşanan yapay duyguların geçiciliğinde mutluluk arayamayız. Kısa süreli keyifler insanın aradığı anlam olamaz… (….) Duygulara ve hedeflere iyi ve merhametli insan olmaya kendi derinliğimizi keşfettiğimiz daha dingin bir yaşam sürmeye ihtiyacımız var. Dünyanın bütün zevklerini tatsanız da kendinizi anlamadığınız ve dünyayı anlamlandıramadığınız sürece mutsuzluk kapıda bekleyecektir. Size neden varolduğunuzu söylemeyen ve iç dünyanızı beslemeyen her şey vaktinizi çalıp sizi oyalayacaktır. Anlam arayışında ilk hedef kendimizi keşfetmek, ne istediğimizi, neden varolduğumuzu bilmek ve böylece yolumuza devam etmektir. Herkesin yolculuğu farklıdır. Mutluluk bu yolculukta yaşananları doğru anlamlandırabilmektedir.”

Şair soruyor:

“Bu yılı iyi geçirdiniz mi?

Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?

Bu yıl hiç günışığı ile uyandınız mı?

Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?

Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?

Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?

Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç?

Ya siz onu hiç kokladınız mı?

Yazgecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı?

Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?

Kaç kez gözlerinizden yaş gelene kadar güldünüz?

Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl?

Çimenlere uzandığınız oldu mu?

Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?

Hiç taş kaydırdınız mı bu yıl?

Kaç kez kuşlara yem attınız?

Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?

Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz?

Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı?
Kaç kez mektup aldınız bu yıl?

Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç?

Kimseyle barıştınız mı bu yıl?

Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez fark ettiniz?

İyi bir yılın bunlar gibi birçok küçük şey’e bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl?

Yeni yılda düşünün

Yayılın çimenlerin üzerine

Acele edin

Er ya da geç

Çimenler yayılacak üzerinize.”

J.Prevert

 

Evet biliyoruz, üç çeşit dünya var, bu dünya, öte dünya bir de sanal dünya. Bunlardan sanal olanı kendi iç yolculuğumuza engel oluyor. Oyalıyor bizi, tıpışlar gibi yapıyor, hayattan ve sahici mutluluktan uzaklaştırıyor.

Bir eliniz yeşilde, toprakta olsun, yüzünüzü göğe çevirin, isterseniz her gece Heybeli’de mehtaba da çıkabilirsiniz, sahici hayata ve sanata sığının, mahallenize ve arkadaşlarınıza, hısımlarınıza… Şu sanallıktan, arada kalmış kısılmışlıktan aralanın biraz n’olur.

Epeydir kaçmıyor muyuz sizce de hem hayattan hem gerçeklerden ve doğru hedeflerden hem kendimizden? Yok bunu yaşam koçunuza sormayın, komşularınıza sorun, yakanıza söyleyin, kalbiniz fısıldasın yanıtını… Baş koyacak bir omuz yoksa mecbur öyle edeceksiniz, dert de sizsiniz derman da…

İnsana tasa insan, dermanı gene insan, demiştik bir zamanlar, fii tarihinde, n’ooldu o derman insana? Laf da küme düştü, insan aradan dereye gidince…

Hayat bilgisi dersi yerine yahut onun yanına hayal bilgisi dersi koysak ya…

“Havalar nasıl olursa olsun, sizin havanız iyi olsun” derdi bir zamanlar hava durumunu sunan hanım…

Tamam efenim biliyorum dünya ruh sağlığı günü geçti, iki üç gün evvelisiydi.

Farkeder mi? Bize her gün ruh sağlığı günü, kutlu olsun…

Ayşe KİLİMCİ

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.