Çocuklar nasıl neş'eyle dolar?

19 Nisan 2018 17:00 / 618 kez okundu!

 

 

Permeperişan edilen, kime nasıl hesap soracağını bilemeyen, buna gücü yetmeyen, şaşkın, yolsuz yoldaşsız edilmiş çocuklar ordusu doğruya nasıl yönlendirilecek?İçlerinde şenlik ateşleri nasıl tutuşturulacak?Yaşayıp durdukları nasıl unutturulacak, nasıl avutulacak bu çocuklar?

 

******

 

Çocuklar nasıl neş'eyle dolar?

 

İstanbul işgal edildikte, 16 Mart 1920’de, bir sonraki gün Gazi, Meclis konulu ilk genelgesinde, yeni yönetim tarzını belirlemek için bir kurucu meclisin kaçınılmazlığına dikkat çekerken, Milli mücadeleden yana olanları Ankara’ya toplama çabasındaydı.22 Nisanda yaptığı çağrı sonrası, bir sonraki gün, saat 14.00’de dualar ve törenlerle açılan bu ilk mecliste  90 vekil yanında, 125 devlet memuru, 53 asker, bir o kadar din adamı, yanısıra tüccar, hukukçu, çiftçi de vardı. Hemen çalışmaya koyulan Meclis, ertesi gün, yani 24 Nisan’da Gazi’yi meclis başkanı olarak seçti.

Meclisin açıldığı  yıl kutlanmaya başlanan 23 Nisan Milli bayramı, 1Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla, ilkin 1 Kasım olarak kabul edilen, 1935 yılında 23 Nisan milli bayramıyla birleştirilen Hakimiyet-i Milliye bayramıyla, Himaye-i Etfal Cemiyetinin 1927’de ilan ettiği ve ilki Atatürk’ün himayeleriyle düzenlenen 23 Nisan Çocuk Bayramının birleşmesiyle oluştu.

Hakimiyet-i Milliye Bayramı (önceleri 1 Kasım, sonra 23 Nisan), saltanatın kaldırılışıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu gerçekleştiren yüce Meclisin açılışını, egemenliğin padişahtan alıp halka vermesini kutlamak amacı taşırken, Çocuk Bayramı savaş sırasında yetim ve öksüz kalan yoksul çocukları bir bahar şenliği ortamında sevindirmeyi de amaçlıyordu.

1979’u Unesco çocuk yılı ilan edince, bayramımız uluslararası nitelik kazandı.TRT’nin geleneksel çocuk şenliği olarak o gün bugün bütün dünya çocuklarının ülkemize geldiği, bir hafta boyu çocuk sevincinin, key’finin, coşku ve anlamının dünya çocuklarının hepbirlikte Anadolu topraklarında yaşanıp yaşatıldığı, suya, havaya, doğaya,  oyunlarla yazıldığı  gün oldu.

Dünya çocuk yılının peşisıra ülkemiz darbe tarihinin ikinci darbesinde, (ki 12 Eylül’e tanık olm a bahtsızlığı yaşadığımızda, Meclisin silahlı askerlerce nasıl kuşatılmakta olduğunu birebir gör düğümde, aklıma ilk gelen 23 Nisan ve çocuklar olmuştu) adı batası konsey bayrramın adını  değiştirdi,  23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı oldu.

1933 yılında Atatürk’ün başlattığı, makamların çocuklara kısa süreliğine bırakılması uygulaması sürüyor neyse ki, hayata, demokrasiye hoş bir çocuk mührü olarak…

Darbeciler 23 Nisan’dan bu uygulamayı  kaldıramadıysa da, dünyanın çalımlı ama vicdanı tartışılır siyasetçileri çocukları ortadan kaldırmakta sakınca görmedi. Siyasi hırsları, kısa-uzun erimli işgal planları, haritaları yeniden çizme ve başarılı olmadıkları siyaset sahnesinde yanlış taşa oynayıp puan alma çabalarıyla, çocukları mat ettiler. Kimin kazandığı uzun zaman tartışılacak olsa da, bu çirkin oyunda  çocukların kaybettiğinde  hemfikiriz.

Çocuk bayramının şarkısında ‘ Bugün 23 Nisan, neş’e doluyor insan’ derdik, şimdi sormanın zamanıdır, çocuklar nasıl neş’e dolacak?

Permeperişan edilen, kime nasıl hesap soracağını bilemeyen, buna gücü yetmeyen, şaşkın, yolsuz yoldaşsız edilmiş çocuklar ordusu doğruya nasıl yönlendirilecek?İçlerinde şenlik ateşleri nasıl tutuşturulacak?Yaşayıp durdukları nasıl unutturulacak, nasıl avutulacak bu çocuklar?

Savaşa müstehak kılınan çocuklar, anaları  öldürülen, kendileri zehirli/ az zehirli, iyiniyetli gazlara maruz bırakılan, bombalanan şehirleri kanatları üstünde taşıyan, aile içi şiddeti, dünya siyasetindeki bozgunculuğu, hainliği görüp, yaşayıp öğrendikleri, savaşta kana, toprağa, zulme yakıştırılan çocuklar ‘ölelim de şu yüzümüz dinginleşsin’ diyerek, esasen  içimizdeki hainlerin, dışardan yetişen emperyalistlerin kurşunuyla, bombasıyla kırılır giderken, ne bayramı,  ne barışı, ne çocukluğu?

Kal ney’imiş, çocuklar neş’eyle nasıl dolarmış?

  1. Çocuklar neş’eyle meşeyle dolmaz, böyle bir dünyada
  2. Çocukların bırakınız neş’e dolu, mutlu olmasını, açken, susuzken, bombalar tepelerine yağarken, mülteci olup sürüm sürüm sürünürken, onlara kucak açtıktan sonra bizim kadın ve çocuklarımız bunca acıya tanık olurken, sağlıklı ve olması gerektiği şekilde na sıl büyürler , bu dünyadan nasıl umutvar olurlar ?
  3. Dünyanın bütün çocuklarının da bayramı olan 23 Nisan’da,  bayramlık ve yerel giysiler

    rini kuşanıp dansetmeye, elele vermeye, bayram kutlamaya gelen çocukların yüzüne dünya  nasıl bakacak ? Siz ne diyeceksiniz, ey insanlar?

  1. Bayramlar kutlanır bir şekilde, bayram bayramdır, ne ertelenir, ne vazgeçilir, koşullar herne ise, ona göre kutlanır, da mültecilik yolunda kırılıp ziyan olan çocuklar susarak da olsa seslerini duyurur, mührünü vurur dünyaya. Öbür ülke çocukları da, başta ken di çocuklarımız,  tanık oldukları herşeyi bir bir yazar  aklına, kalbine, unutmaz, unutma çocukların mayasında olsa bile…Büyüdüklerinde hesabını sorarlar, bakarsınız. Ne diyordu yaralıSuriyeli çocuk, ölmeden önce, ‘herşeyi Allah’a anlatıcam’ demiyor mu?
  2. Çaresizlik, bu dünyadan ve siyasetçiden, büyüklerden umut kesmişlik bundan iyi nasıl söylenir?
  3. Çocukların sesi duyulsa, hakları verilse, güzelim Ortadoğunun uygarlıklar yeşerten topraklarında, kendi vatanlarında büyümeleri sağlansa olmaz mı?
  4. Sebebolanlar sebepsiz kalsa, daha da iyi olmaz mı?

Bu olağanüstü güzellikteki, dünyanın tüm çocuklarını kapsayan bayrama dair emanet bir anıyı paylaşmak isterim, madem her çocuğun bayramını kutlayıp, onları kucaklayıp öpemiyoruz, madem yıllardır hayaledip durduğumuz, hayalden öteye geçemeyen o gün her yerin ve çocukça herşeyin bütün çocuklara bedelsiz olmasını hayata geçiremiyoruz, bunu paylaşalım bari:

Yer: İzmir, makam: Çocuk Esirgeme yuvası. İki kızı olan, üçüncü kızı eşi savaşta yaralanıp kısa süreliğine hava değişimine geldiğinde karnına düşen , en sonunda evin erkeğinin geri döndü ğü cephede şehit düştüğü ailenin anası, toplar kızlarını, varır hükümet konağına. Makama der ki,’Paşa paşa! Sana bir er verdim, babamızı şehit verdik, onun yerini tutmasa da senden bir oğul isterim…’

Biz o paşa değiliz, demez, o makam.Hiçbir şeyin olmadığı bir devrin, akıl ve vicdanla her işi çevirmeye çalıştığı o günlerin görevlileri, kadının kucağına bir kundak bırakırlar. Hovarda çocuğu mudur, şehit evladı mıdır, buluntu mudur, bellisiz…Koskoca kurtuluşun paşası bir oğul vermiştir . Ablaları ve dul anası elinde büyür, yetişir.

O paşaların ve  oğulların armağan ettiği ülkeyi işgale karşı durup 15 Temmuz’da hepimize tekrar armağan eden kahramanlar varken, 23 Nisan çocuk oyunu bile olamayacak çapsızlıktaki oyunları kuran, kurulmuş oyunlara oyuncu olanları kim takar?

En küçücüklerin büyük bayramı kutlu olsun… 

Ayşe KİLİMCİ

19.04.2018 

Son Güncelleme Tarihi: 20 Nisan 2018 12:31

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.