BENİM NAMUSLU OROSPULARIM…

31 Temmuz 2019 21:10 / 1293 kez okundu!

 

 

Neredesin, elbet yeni düşmanlıklar peşindesin, umum işler yardımcısı, umumhanedeki namuslu orospularımın eline su dökemeyecek olan kadınların yüz karası? Terörist Sakine Cansız’a tapınan, bizim bebek şehidimiz Bedirhan’la anacığı Nurcan’ın aracını nokta hedefle havaya uçuran teröristleri kutsayan? İnsan hayatını kutsayan mesleğin sahibi olup da benim namuslu orospularım kadarcık bile insafı olmayan, insana kıyan, fikri namustan, düşmanlık terbiyesinden bile yoksun olan, neredesin? Antep’e yapılacak en büyük camii resmine, ‘bu büyüklük takıntısı altında milletçe üstesinden bir türlü gelemediğimiz ‘penis büyüklüğü’ sendromu olabilir mi?” mesajı yazmaya utanmayan? Benim namuslu orospularım olsa, utanırdı…

 

****

 

BENİM NAMUSLU OROSPULARIM…

 

Marguez’in güzelim kitabının adıdır, ‘Benim Hüzünlü Oruspularım’.

Meslek hayatım iki grupla hemhal olarak geçti, devlet korumasındaki kadersiz ve güzel çocuklarım bir de namuslu orospularım.

İki grubu da avutmaktan öteye geçmese de verdiğimiz hizmet, bu da hizmetten sayılırdı belki, öyle ya bu iki gruptan bihaber olan çoktu, sorun diye görmeyen, kendinden öteye aklı ermeyen, öz toplumuna ejnebi…

İlk tanıdığım, dört çocuklu bir hanımdı, âmiriyle gelmişti, yuvaya. Amiri bugün bile gözümün önünde, ince uzun, gümüşi saçlı, yetmişlerinde bir kadın. Benim -o gün için acemi- ve namuslu orospumu öğütlüyordu, aklını kullanır, işini iyi ve namusuyla yaparsa, hem dünyalığını edinirdi, hem ilerde çocuklarını yetişmiş, meslek sahibi olarak devlet bakımından geri alırdı.

Bu iki hanımefendinin sonlarını merak ettiğim olur, ara ara…Bizim stajyer eleman belki terk-i hayat etmiştir, sayın Çaça çoktan etmiştir.

Mersin Kara Fatma’nın evinde benim güzel gönüllü orospularımın birlikte işlediği kanaviçe kundak, içine karacot serptikleri zıbın ve kolonya yanında bir tutam kına, aldığım en güzel armağandı. Kızım şimdi o kundağı bohça diye kullanıyor. Karacot (da denen) çöreotunun mikroba, nazara, beslenmeye insan ve bebeğe olan yararını sonra öğrenecektim.(Toplumsal mikroplara çöreotunun elinden bir şey gelmiyordu…)

Onlar mesleklerinin ve kadersizliklerinin bilincinde olan ağır işçilerdi.

En şıngırdaklı vak’alarım, ömür ve çocuk denklemleriyle sonlarını en çok merak ettiklerim, onlardı.

Nerden mi geldiler aklıma, sabah sabah?

Bilmem? Haberleri izlerken gelmiş olmalılar…

Muhalefetin, akıldaneleri kıt akıllı, dışa göbekten bağlı, kıbleleri arasında kıvırtıp duran, gelişmekten ve dünyanın yeni hallerinden, hele hele memleketten bihaber deaavrimcileri (!) yorum ve ihanetin Allahını yapan, benim orospularım kadarcık bile namustan nasipsizlerin gerçek ötesi (hatta hainane) siyasi ve sosyal yorumları, kasıtlı Erdoğan düşmanlıkları, bırakın ciddiye alıp düşünmek, acı acı gülümsetmekten çok uzak…

Az önce sabah haberlerinde verdiler, yardım olsun diye caretta yavrularını kovaya doldurup denize bırakan yolgöstericilerden aklı şaşan yavrular, denizden yüzgeri karaya yürümüşler, hepbirlikte, nereye bilseniz, sahildeki cep telefonlarının ışığına…

Bunların çaktığı ışık da o hesap işte, hem Caretta’cıkları şaşırtıyor hem insancıkları. Kendi saflarının iyi niyetlisi de karşı görüştekiler de şaşıp kalıyor, dediklerine, ettiklerine… Kökten sürme partilileri, onları mecburen destekleyenleri, siyasetsiz ama kötü niyetlileri anlarım da, kapısı geniş olan bu hainler konağının ihanetin buncasını kaldıramayan iyi niyetlilerinin nasıl hala ses çıkarmadığını, sabır taşının çatlayacağı bu şer cephesinde nasıl olup da kaldıklarını anlayamam.

Benimkiler belki  aile koşulları, eğitimsizlik yüzünden akıllarını yeterince işletemeyip kötü yola düşüyordu, belki aklı çalışan da mecbur düşüyordu, ama, bu yeni moda namusuz, vesikasız (serbest çalışan) orospular ve onların karşı cinsteki eşdeğerleri, kader, akıl, sosyal aidiyet yönünden yoksul olmasalar da, kötü yola düşüyorlardı, bile isteye, gurur duyarak üstelik…

Orta malı olmaktan, onursuzluktan mutlu olduklarına, benim namuslu orospularım olsa sorardı şimdi, “niyekine kız anam bacım?” diye…

Bugün Bedirhan bebeğin, anneciğiyle şehit edildiği gün, bir yıl önce…

Asker babayı görmeye birliğine gittikten sonra, dönüş yolunda PKK’nın öldürdüğü daha bir yaşına basmamış, en küçük şehidimizle anasının…

Neredesin teneke kalemşor, pkk.ya “silah bırakmak acizliktir, ne diye silah bırakacaksınız, haydin dağa”, diyen?

Neredesin, elbet yeni düşmanlıklar peşindesin, umum işler yardımcısı, umumhanedeki namuslu orospularımın eline su dökemeyecek olan kadınların yüz karası? Terörist Sakine Cansız’a tapınan, bizim bebek şehidimiz Bedirhan’la anacığı Nurcan’ın aracını nokta hedefle havaya uçuran teröristleri kutsayan? İnsan hayatını kutsayan mesleğin sahibi olup da benim namuslu orospularım kadarcık bile insafı olmayan, insana kıyan, fikri namustan, düşmanlık terbiyesinden bile yoksun olan, neredesin? Antep’e yapılacak en büyük camii resmine, ‘bu büyüklük takıntısı altında milletçe üstesinden bir türlü gelemediğimiz ‘penis büyüklüğü’ sendromu olabilir mi?” mesajı yazmaya utanmayan? Benim namuslu orospularım olsa, utanırdı…

İnandıkları Allah’ları onları şehadetle yüceltti, inanmadığın Allah senin gibi, bu ülkeyi yakma, yok etme emri almış, buna yemin etmiş, o büyük şer ittifakının ‘yakın, yıkın, öldürün, yok edin!’ buyruğunu yerine getirmek için elinden geleni ardını koymayanların belasını versin.

Bedirhan, sen bunları duymamış, bilmemiş, ölmemiş ol e mi…

“Kuşlar geçecek damların üstünden/ Kuşlar konacak dallara/ Kanat seslerini duyup uyanırlarsa/ Gene kuşlarla uyusun çocuklar/ Olanı biteni anlatma…” diyor Melih Cevdet, büyük şairimiz, sen dünyayı ve şiiri anlayamadan öldün bebem, gene de olan bitenden habersiz, kuşlarla uyu…Öbür şehit çocuklarımızla birlikte…

Ama siz uyumayın kadınlar…Namuslu, edepli, akıllı, vatanını sahiden seven insanlar, siz uyumayın…

 

Ayşe KİLİMCİ

30.07.2019

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta ve açık havaNot: İbrahim Öksüz. 31 Temmuz 2014'te birbirini öldürmeye çalışan PKK'lilerle DHKP-C'lilerin arasında kalarak ölen çocuk işçi. Çocuk militan olmadığı için, zeytin gözlü olmadığı için, kullanışlı ölü olmadığı için hâlâ Öksüz. (1 yıl önce kaybettiğimiz Şair İzzet Yaşar'ın sosyal medyadaki paylaşımından alıntı)

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.