Yeni bir muhalefet tarzı için yeni şeyler söylemek gerek

28 Nisan 2014 14:30 / 741 kez okundu!

 

 

Yarın 23 Nisan, TBMM nin kuruluş yıldönümü.

Yine ulusal egemenlikten söz edeceğiz, ülkenin bölünmez bütünlüğü, cumhuriyetin temel değerleri, mevcut hükümetin yolsuzlukları, Başbakanın otoriter tavırlarını gündeme getireceğiz. 

Daha da hızımızı alamazsak; “bu iktidardan kurtulmamız gerek, Erdoğan köşke çıkamaz, bu iş böyle gitmez.” Türünden halkta karşılık bulmayan, alternatif önermeyen, yeni politikalar üretmeyen söylemlerle halktan destek istenecek.

Ardından 1 Mayıs kutlamalarıyla ilgili polemikler sürüp gidecek.

Erdoğan’ın anlamsız inadını kırmak için, geçmişte ”1 Mayıs bizim dönemimizde işçi bayramı olarak yasal güvenceye kavuştu” sözünü hatırlatıp, 2012 yılında hiç olaysız yapılan Taksim mitingini örnek göstererek bir uzlaşma aramak yerine, isyan çığlıkları atmanın, sokak çatışmalarından medet ummanın artık geçerli bir muhalefet yöntemi olmadığını anlamak, kavramak zorundayız.

Kuşkusuz Başbakanın ve onun talimatıyla İstanbul Valisinin; sendikaları, sivil toplum kuruluşlarını, meslek odalarını, halk iradesini yok sayan açıklamalarını kabul etmek mümkün değil.

Ancak henüz vakit varken, sokak çatışmalarına neden olacak söylem ve çağrılar yapmazdan önce, var olan tüm demokratik yolları sonuna kadar zorlamak, herkesi tatmin edecek bir çözüm aramak gerekmez mi?

Geçmişte yaşanan 77 Taksim katliamının ve demokrasi şehitlerinin anısını yaşatmak adına, bu alanda yapılacak bir etkinliğin önem ve gerekliliğini inanan samimi kişi ve kuruluşları özellikle ayrı tutmak istiyorum.

Fakat her fırsatı kullanarak, sandıkta devirmedikleri AK Parti iktidarını sokak eylemleriyle alaşağı etme planları yapanların, 1 Mayıs gibi ülkemiz demokrasi güçlerinin vazgeçilmez bir değerinin üzerinden provakasyon yapma, ülkeyi yeniden bir kaos ortamına sokma niyetlerini de görmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Şu anda muhalefet partilerinin yaptığı toptancı AK Parti karşıtlığı bir yana, normal ülkelerde, çağdaş demokrasilerde, iktidarın belli aralıklarla el değiştirmesi demokrasi ve değişim beklentileri açısından da önemli ve hatta gereklidir.

Yalnızca bizim ülkemizde; bir iktidarın bu denli yolsuzluk iddialarına rağmen yeniden seçim kazanması, güven tazelemesi, aksine muhalefetin de halk üzerinde güvenini yitirmesi ve başarısız olması mümkün olabilir.

 

Öyle bir muhalefet düşünün ki, önümüzde cumhurbaşkanlığı gibi önemli bir seçim var. Üstelik de ilk kez halk kendi cumhurbaşkanını seçecek.

Muhalefet partileri kendi adaylarını belirleyip, halkın huzuruna sunmak yerine, kimin ya da kimlerin cumhurbaşkanı olamayacağıyla ilgileniyor.

Öyle bir muhalefet düşünün ki; iktidarın tek bir projesine onay vermesin ama kendisi de halka cazip gelecek önemli tek bir proje sunmasın.

Öyle bir muhalefet düşünün ki; yüz yıla varan siyasi birikimi, örgütsel deneyimine karşın, partisine, ilkelerine gönülden bağlı parti emekçilerinin içinden bir kişiyi aday gösteremeyip, dışarıdan ithal adaylara yönelsin.

Öyle bir muhalefet düşünün ki; kendi gibi düşünmeyen herkesi düşman görsün, üstenci ve anlamsız bir kibirin esiri olmuş kadrolarıyla, hala soğuk savaş dönemi politikalarını uygulama aymazlığı göstersin.

Öyle bir muhalefet düşünün ki; ilkesiz bir siyaset anlayışının, kişisel hırs ve çıkarları uğruna koskoca bir partiyi hanedanlık gibi yönetenlerin esiri olsun.

Öyle bir muhalefet düşünün ki; bu kaçıncı seçim yenilgisine rağmen hala ciddi bir özeleştiri yapmadığı gibi, gereksiz matematik oyunlarıyla kendine avuntular bulmaya çalışsın.

Öyle bir muhalefet düşünün ki; kendi beceriksizliklerine, basiretsizliklerine bakmadan ve de utanmadan, hatayı, sorumluluğu seçmende, halkta arasın.

Sizi bilmem ama ben böyle bir muhalefet düşünemiyorum.

Böyle bir muhalefetin, köşe başlarını tutmuş, koltuklara tünemiş, kendilerinden başkasına hayat hakkı tanımayan siyaset baronlarının; ülkeyi yönetme ve hele de iktidar olma gibi bir dertleri ve niyetleri olduklarını sanmıyorum.

Çünkü, siyaset bilimine inanan, ülke gerçeklerini gören, gelişen dünyayı ve ülkemize yansımalarını doğru analiz eden herkes bilir ki;

AK Parti gibi toplumun tüm kanallarına nüfus etmiş, uzun soluklu bir çalışmayla halkı yanına çekmeyi başarmış bir partiden iktidarı sandık yoluyla almak; bilinen köhnemiş muhalefet tarzlarıyla mümkün değildir.

Artık yeni bir muhalefet tarzı ve buna uygun yeni şeyler söylemek zamanıdır.

 

Ayhan ONGUN

Gazeteci-Yazar

22.04.2014/ANKARA

 

            

Son Güncelleme Tarihi: 28 Nisan 2014 16:00

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.