Savaşa Hayır, Barışa Evet!

26 Şubat 2017 19:13 / 247 kez okundu!

 

 

Nisan ayında yapılacak anayasa değişikliğiyle ilgili referandum öncesi toplumda tansiyon hayli yükselmişe benziyor.

Bu tansiyonu düşürmesi gereken siyasiler yangına körükle gidip, toplumu daha çok kutuplaştıran söylemlerine devam ediyorlar.

İki gündür Çukurova’nın sıcakkanlı insanları arasında, gündemi değerlendirmeye çalışıyoruz.

Görünen o ki, yurdun her yerinde olduğu gibi burada da insanlar siyasetin bu anlamsız kavgasından etkilenmişler.

Hiç kimse oylanacak 18 maddeyi konuşmuyor.

Herkesin derdi, kendi gibi düşünmeyeni alt etmek.

Kendi doğrularını tartışmasız karşıdakine kabul ettirmeye yönelik zihinsel paranoya, sağlıklı düşünmenin önündeki en büyük engel.

Dört bir yanımızı ateş sarmış, ekonomi zorda, işsizlik almış başını gidiyor, yatırımlar durmuş, kimin umurunda.

Bir kesim için “reis ne istiyorsa yapılmalı, başkanlık mutlak uygulanmalı”, diğer kesim için” ne olursa olsun Tayyip gitmeli, AK Parti iktidarı düşürülmeli” temelinde bir kutuplaşma giderek tehlikeli boyutlara ulaşıyor.

Üstelik kimi sosyal medya kahramanlarının ağır tahrik ve nefret dolu söylemleri, mesajları halkta çok daha büyük tedirginlik ve korku yaratıyor.

Oysa her iki kesimin de bu korku ikliminden uzaklaşması, korkularımızla bizi yönetmek isteyen karanlık güçlere izin vermemesi gerekirken, ne yazık toplumun büyük kesimi bu oyunun farkına varamıyor.

Son zamanlarda muhalefetin taktik değiştirip, evetçi tabana yönelik daha hoşgörülü bir dil kullanması, gerginlik politikalarından vazgeçmesi, olumlu bir adım.

Siyasete yön veren, iktidar mücadelesi yapan parti lider ve yöneticileriyle, bunların yanında yer alan, oy veren, destekleyen kitleleri ayrı tutmak gerektiğini geç de olsa fark etmeleri elbette önemli bir gelişme.

Nasıl; geçmişte şimdiki evet cephesinde yer alan MHP ile hayır cephesinin öncüsü CHP'nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekmeletin İhsanoğlu’nu aday gösterdiklerinde, içlerine sinmese de siyasi tercihleri nedeniyle istemeyerek de olsa adaylarını desteklemek, tıpış tıpış sandığa gidip oy vermek zorunda kaldılar. Bugün de mevcut değişiklikleri benimsemeseler de kimi AK Partililerin aynı siyasi tercihleri nedeniyle evet demek zorunda kaldıklarını anlamak bu kadar mı zor?

CHP ve MHP'den gelecek oylarla HDP'nin desteğinin referandumda hayır çıkması için yeterli olmayacağını bilmek için kahin olmaya gerek yok.

O zaman yapılması gereken “evet” demesi muhtemel kesimi etkileyecek bir kampanya yürütülmesi, en azından onların sinir uçlarına dokunulmaması olmalıdır.

16 Nisan'ı bir milat gibi gösterip, halkı galeyana getirmek, aksi bir sonuç çıkması halinde sanki kıyamet kopacak gibi bir korku ortamı yaratmak, bu ülkeye, bu güzel ülkenin insanlarına yapılacak en büyük kötülüktür.

Yeni bir anayasa yapılması konusunda toplumda çok geniş bir uzlaşı sağlanmışken, inatlaşma sonucu toplumun böyle bir ikileme sürüklenmesinin bedelini yine masum halka ödetmeye çalışan siyasilere inat, ben inanıyorum ki halkımız çıkacak her türlü sonucu yine o eşsiz sağduyusuyla kabullenecek, bu ülkede yeniden bir kamplaşmaya izin vermeyecektir.

Ülkemizde demokrasi güçlerinin, toplumsal muhalefetin gücüne güvenmeyenler, yine çareyi başka güçlerde aramaya, neredeyse darbe çığırtkanlığı yapmaya başladılar.

Ben inanıyorum ki, evet çıkması halinde o herkesin beklediği senaryoların gerçekleşmesine Türkiye demokrasi güçleri izin vermeyeceği gibi, hayır çıkması halinde de iktidar sonuca katlanmak zorunda kalacaktır.

Bir yandan hayır kampanyası örgütleyip, diğer yandan da “bunlar hayır da çıksa yine bildiklerini yapacaklar” diyerek halkı korkutmaya, çaresiz gibi göstermeye çalışanların samimiyetini sorgulamak gerekir.

Madem her durumda tek adamlık ya da diktatörlük gelecekse, bu çabaya, mücadeleye ne gerek var!

Hiç kimsenin bu halkı çaresiz, iradesiz ya da alternatifsiz göstermeye hakkı yoktur.

Bunu yapanlar, toplumu yanlış yönlendirerek, yeniden bir kaos ortamı yaratmaya çalışıyor ya da farkında olmadan bunu düşünen karanlık güçlerin ekmeğine yağ sürüyorlar.

Eğer bir tercih yapacaksak, savaş ve barış arasında bir tercih yapmak durumundayız.

Bana sorarsanız benim tercihim “savaşa hayır, barışa evet”

Bir anayasa değişikliği demokrasi, özgürlük ve insan hakları açısından zorunlu ama bunun toplumu ikna etmeden dayatmayla yapılmasının yanlış, zamanlamasının uygun olmadığını düşünen biri olarak; gelinen noktada sonuç olarak hangi tercih çıkarsa çıksın halkın iradesine saygı gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu arada kimsenin halkın iradesini, bilincini ve inancını sorgulamaya hakkı olmadığını, her zaman olduğu gibi en doğrusunu yapmaya muktedir olduğuna inanıyorum.

 

Ayhan ONGUN

Gazeteci-Yazar

21.02.2017/ADANA

 

 

Son Güncelleme Tarihi: 28 Şubat 2017 14:18

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.