NAZIM HİKMET BODRUM'DAN KANATLANDI

05 Haziran 2019 13:58 / 588 kez okundu!

 

 

Bir dünya vatandaşı olmasına karşın, çok uzun yıllar kendi ülkesinde yasaklı olan ve memleket hasretiyle yaban ellerde yaşamını yitiren büyük usta Nazım Hikmet, bir dünya kenti olan Bodrum’da muhteşem bir etkinlikte bir kez daha kanatlanıp, gönüllerimizde taht kurdu.

 

****

 

NAZIM HİKMET BODRUM’DAN KANATLANDI

Bir dünya vatandaşı olmasına karşın, çok uzun yıllar kendi ülkesinde yasaklı olan ve memleket hasretiyle yaban ellerde yaşamını yitiren büyük usta Nazım Hikmet, bir dünya kenti olan Bodrum’da muhteşem bir etkinlikte bir kez daha kanatlanıp, gönüllerimizde taht kurdu.

Çukurova’nın bereketli topraklarında yetişmiş iki değerli sanatçı, iki güzel insan; Nebil Özgentürk ve Arif Keskiner’in katkıları ve Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın kusursuz ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlikte önce Adanalı Araştırmacı-Yazar Nebil Özgentürk’ün özenle hazırladığı “Nazım’ın Kanatları” belgeseli gösterildi.

Sultanahmet Cezaevi'nde yolları kesişen Ramiz Demirkuşak’la Nazım Hikmet’in yıllar sonra bir mucizeyle buluşan yaşam öyküsünden yola çıkılarak hazırlanan belgesel, büyük beğeniyle izlenildiği gibi, belgeseli orada bulunan sanatçıları da katarak bir müzik ve şiir dinletisine dönüştüren usta belgeselci Nebil Özgentürk, Bodrumlulara unutulmaz bir akşam yaşattı.

Benim asıl üzerinde durmak istediğim konu, Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın bu tür etkinliklere gösterdiği ilgi ve önemin ötesinde samimiyetle o anı yaşarcasına sahiplenmesi çok daha anlamlıydı.

Ne bir kibir, ne protokol kuralları, ne gereksiz şov, içinden geldiği gibi davranan bir belediye başkanı Bodrum için gerçekten bir şans.

Bodrum için hazırlanacak,12 aya yayılmış bir etkinlik programı; kentin sosyal ve ekonomik yapısını da değiştireceği gibi, Bodrum’u magazin sayfalarında kurtaracak, özlenen kültür-sanat kenti haline getirecektir.

Gani Müjde, Mustafa Alabora, Salih Kalyon gibi Bodrum’da yaşayan sanatçılar gibi Bodrum sevdalısı bir dolu yazar, sinemacı, tiyatro oyuncusu da o akşamın sihirli havasında Nazım soludular, Barış şarkıları söylediler.

İlhan Şeşen’in Memleket-Nazım Hikmet şarkısını birlikte söyleyen izleyiciler, gecenin sonunda “Ben bir ceviz ağacıyım, Gülhane Parkında” şarkısına da eşlik ettiler.

Hasret dolu, şiir ve müzik dolu bir gecede tüm izleyiciler bir kez daha Nazım Hikmet’le birlikte umut tazelediler, barış dolu günlere ulaşmanın yolunun sevgi, dostlukla birlikte sanattan geçtiğini duyumsadılar.

Tıpkı, bir sabah gün ağarırken, Boğaziçi'nde son bir kez bakıp İstanbula, geri dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkan Nazım’ın mahpus günlerinde seslendiği gibi:

“Yani içerde on yıl, on beş yıl

Daha da fazla hatta

Geçirilmez değil,

Geçirilir.

Kararmasın yeter ki,

Sol memenin altındaki cevahir”

Yarısı cezaevlerinde geçen yaşamı boyunca, inançlı ve direngen kişiliği, her koşulda haksızlığa direnen mücadeleci kimliğiyle Nobel Barış ödülüne sahip olmuş bir devrimci olarak Nazım Hikmet'in çok yönlü özelliklerini ilk kez öğrendi birçok insan.

Demir kapılar ardında kendisi gibi onlarca sanatçının yetişmesi, ortaya çıkmasına da neden olan, yaratıcı yönüyle devrimcilerin rehberi haline gelen Nazım Hikmet, Bodrum gibi bir turizm kentinde ona yakışır şekilde 56. ölüm yıldönümünde anıldı.

Ancak Nebil Özgentürk’ün de üzerine basarak ısrarla söylediği bir vasiyeti vardı ki, Türkiye devrimcilerinin, demokrasi güçlerinin üzerinde önemli bir vebal oluşturuyor.

“Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,

Öyle gibi de görünüyor

Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni

Ve de uyarına gelirse,

Tepemde bir de çınar olursa

Taş maş da istemez hani…”

Adını ve sanatını tüm dünyaya kabul ettirmiş büyük usta Nazım’ın devrimcilere vasiyet sayılacak bu dileğini yerine getirmek bizlerin boynunun borcu artık.

Bu dileğin yerine getirilmesi için üzerine düşen her şeyi yapmaya hazır olduğunu söyleyen Başkan Ahmet Aras’ın sanata ve sanatçıya verdiği değer, Bodrum adına umut verici.

Ülkemizde insan potansiyeli en yüksek yerlerden biri olan Bodrum'da bu potansiyeli değerlendirme ve buradan bir sinerji yaratma konusunda kuşkusuz yerel yönetimlere çok büyük görevler düşüyor.

Yakın zamanda bir festivaller kenti olmasını arzuladığımız Bodrum’un kaynaklarının doğru ve amacına uygun kullanılması halinde ekonomisi, ticari yaşamı düzelir, kent adına elde edilen rantları adil paylaşılırsa, farklı kültürlerden bir ortak kent kültürü yaratılmış olur.

Farklılıkları bir zenginlik olarak gören, ayrımcılık yapmayan bir kültürel iklimin oluşacağı Bodrum; yalnızca turizm değerleriyle değil, insani ve vicdani değerleriyle de öne çıkar.

İşte o zaman tam anlamıyla bir hoşgörü ve sevgi kenti haline gelir.

Bodruma eğlenmeye gelen sanatçıları değil, Bodrum'a değer katan, üreten ve Bodrum halkının mutlu, huzurlu, eğlenceli yaşamasına katkı koyan sanatçıları çoğaltmalı ve korumalıyız.

Genç ve enerjik başkanın bu vizyona sahip biri olması, tüm bu güzel şeylerin gerçekleşmesini kolaylaştıracaktır.

Bir kez daha bu organizasyonda emeği geçenleri kutluyorum.

 

Ayhan ONGUN

Gazeteci-Yazar

04.06.2019/BODRUM

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.