Korkularımız Yaşamımızı Karartmasın

28 Şubat 2017 14:24 / 208 kez okundu!

 

 

Korku, aslında çok insani ve yaşamımızda olmazsa olmaz bir duygu.

Kaybedecek bir şeyleri olan herkes mutlaka bir şeylerden korkar.

Korkusuz insan yoktur.

Ölümden korkarız birçoğumuz.

Korkusuz diye adlandırdığımız kahramanlar bile aslında sevdiklerinin zarar görmesinden korkuyorlardır. Cesaretleri ve korkusuzlukları da bu yüzdendir.

Korku, kaybetme riskine karşı geliştirilmiş bir doğal refleks olduğu içindir ki, kaybedecek şeyleri olmayanlar daha cesur, daha korkusuz olurlar.

En korkusuz dediğimiz insanın bile bizim bilmediğimiz kim bilir ne korkuları vardır.

Onları bizlerden ayıran özellik, korkularını gizleyebilmeleri ya da dengeleyebilmeleridir.

Karanlıktan korkarız kimimiz.

Kimimiz yalnız kalmaktan.

Sevmekten, sevilmekten, aşık olmaktan korkanlar da yok değildir.

Allahtan korkar kimileri ama en ağır günahları işler.

Kul hakkı yemekten, başkasına kötülük yapmaktan korkarız çoğumuz.

Ama daha iyi, daha lüks yaşama hırsına yenik düşeriz çoğu zaman.

Yanlış anlaşılmaktan, iftiraya, haksızlığa, saldırıya uğramaktan korkarız.

Sağlıkla, iş yaşamıyla, kariyerimizle, ailemizle ilgili endişelerimiz vardır, çoğu zaman korkuya dönüşen.

Tüm bunlar yaşam içerisinde üstesinden gelinebilecek ve çoğu zaman kişisel irademiz ve inisiyatifimizle yok edebileceğimiz endişe ve korkulardır.

Ancak her birimizde var olan bu korkular çoğalır, yayılır ve toplumsal hale gelirse asıl tehlike o zaman başlar.

Asıl korkulması gereken korkunun toplumsallaşması halka yayılmasıdır.

Egemen güçler, istedikleri yönetim biçimlerini böylesi korku ortamında, endişe ikliminde çok daha kolay uygularlar.

O yüzdendir ki, insanlık tarihi boyunca halkı yönetmek, onlar üzerinde egemenlik kurmak isteyenler hep insanların korku ve endişeleri üzerinden politika geliştirmişlerdir.

Tam da bugün, 28 Şubat’ta yazdığım bu yazıda korkuyu ele almam boşuna değil.

Yalnızca 28 Şubat darbesinde değil, geçmişte yaşadığımız tüm darbe ve kalkışmaların temelinde korkuya dayalı projeler yatar.

Soğuk savaş dönemlerinde komünizm korkusuyla halkı sindirenler; daha sonraları kimi zaman şeriat, kimi zaman bölücülük tehlikesini öne sürerek bizi korkularımıza esir etmiş ve sonrasında ülkeyi teslim almışlardır.

Günümüzde de bir kesim, “din elden gidiyor” paranoyası, diğer bir kesim” cumhuriyet tehlikede” korkularını öne çıkararak toplumda panik ve kaos yaratma, bu şekilde ülkeyi istedikleri gibi dizayn etme niyet ve çabası içerisindeler.

Yaklaşan referandum öncesi de yine bildik yöntemlerle topluma korku salmaya, hükümete, askere, bürokrasiye ayar vermeye çalışanlar için halkın evet ya da hayır tercihinin hiçbir anlamı yok.

Siyasi istikrarı, yürütmenin her istediğini engellenmeden yapmak olarak algılayan iktidar da “bizim istediklerimizi yapmazsanız ekonomi çöker, terör tırmanır” türünden korkularla halkı etkilemeye çalışıyor.

Geçmişte cumhuriyete ve demokrasiye, özgürlüklere yönelik yapılan saldırılara, müdahalelere, darbelere direnme refleksi gösteremeyen parlamenter sistem de, şimdi onun alternatifi gibi gösterilmek istenen başkanlık sistemi de halka rağmen kuruluyorsa, sonunda başarılı olma şansı yoktur.

Kaldı ki, önerdiğiniz değişikliklerin tamamı haklı ve doğru olsa bile toplumun büyük çoğunluğu tarafından kabul görmüyor, meşruiyeti tartışılıyorsa, orada sıkıntı vardır.

Öte yandan milletvekillerini hapse atarak, partilerini kapatarak, siyaset yapma haklarını ellerinden alarak korkutmaya çalıştığınız halk, günü geldiğinde sandıkta bunun hesabını sormaktan da geri kalmıyor.

Şunu unutmamak gerekir; referandum sonucu ne olursa olsun, yaşam devam edecektir.

Öyleyse bize dayatılan bu oyunu bozmak, korkularımıza yenik düşmeden mücadelemizi sürdürmek ve irademizi özgürce sandığa yansıtmak durumundayız.

Ülkede kaos yaratmak isteyenlerin yaratmaya çalıştığı korku ortamına rağmen halk doğru bildiğini yapacak, korkudan beslenen, korkularımızla bizi sindirmeye, yönetmeye çalışanlara gerekli dersi verecektir.

Yeter ki, gelecek güzel günlere olan umudumuzu yitirmeyelim.

Korkularımızın yaşamımızı karartmasına izin vermeyelim.

 

Ayhan ONGUN

Gazeteci-Yazar

28.02.2017/BODRUM

 

Son Güncelleme Tarihi: 28 Şubat 2017 15:25

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.