KEDİ UZANAMAYACAĞI CİĞERE MUNDAR DERMİŞ!

16 Nisan 2019 22:09 / 158 kez okundu!

 

 

Cumhur ittifakı İstanbul Büyükşehir Adayı Binali Yıldırım’ın “Oylar iç edildi. Bu seçim murdar edilmiş bir seçimdir. Murdar etin kavurması olmaz” açıklamasından sonra ülke gündemine oturan murdar sözcüğü aslında Farsça'dan dilimize yer etmiş mundar sözcüğüdür.

 

****

 

KEDİ UZANAMAYACAĞI CİĞERE MUNDAR DERMİŞ!

 

Cumhur ittifakı İstanbul Büyükşehir Adayı Binali Yıldırım’ın “Oylar iç edildi. Bu seçim murdar edilmiş bir seçimdir. Murdar etin kavurması olmaz” açıklamasından sonra ülke gündemine oturan murdar sözcüğü aslında Farsça'dan dilimize yer etmiş mundar sözcüğüdür.

Binali Yıldırım’ın dile getirdiği atasözünden daha çok bu atasözü kullanılır.

“Kedi uzanamayacağı ciğere mundar dermiş!”

“Kasabı çok olan kurban, mundar olur!” atasözü de Anadolu’da çok sık kullanılır.

Ancak murdar ya da mundar sözcüğü daha çok yazının başlığındaki anlamda kullanılır.

Bir insan çok istediği halde elde edemediği bir şeyi, gururunu kurtarmak adına kötülemeye başlar. Ya da isteksizce beğenmemiş gibi davranır.

Öte yandan kesim kurallarına uyularak kesilmemiş bir hayvan, hastalık ya da başka nedenlerle ölmüş ise onun eti yenmez, “mundar oldu” denir. “Yazık oldu, boşa gitti “anlamında.

Gelelim bu ülkede uzun yıllar bakanlık, başbakanlık, meclis başkanlığı yapmış; devlet geleneğinden gelen bir kişi olarak İstanbul Büyükşehir adayı Binali Yıldırım’ın söylediklerine. Daha doğrusu söylemek istediklerine!

Öyle sanıyorum seçim akşamı yaptığı bir açıklamanın dışında sessiz kalmayı tercih eden, pek ortalıkta görünmeyen Yıldırım’ı birileri uyardı ve “çık sen de bir şeyler söyle” dedi.

O da kampanya süresince olduğu gibi isteksiz, gönülsüz bir şekilde ekranların karşısına geçti ve iki saate yakın bir süre yaptığı konuşmadan akıllarda yalnızca bu cümle kaldı.

Bir de “oylar iç edildi” dedi.

“İç etmek” de bilindiği üzere ”eline geçirdiği bir şeyi hakkı olmadığı halde, kendisi için kullanmak” anlamına gelir.

Şimdi bu iki sözcüğü bir arada değerlendirdiğimizde Binali Yıldırım şunu mu demek istiyor. “Oylar hak edene gitmedi, öyle olduğu için de yazık oldu bu oylara”

Sözcük anlamıyla incelediğinizde aslında böyle bir anlam çıkıyor.

Yani Binali Yıldırım demek istiyor ki; bu halk bizi değil, başkasını tercih etti. Oysa biz bu oyların hakkını daha iyi verirdik, yazık oldu bu kadar oya!”

Sözcük anlamı bu olsa da elbette Binali Yıldırım başka bir mesaj vermek istiyordu ama insan bir kez şaşırmaya görsün, ne dediğini de bilemiyor.

Bu ruh halindeki birine Anadolu’da kedi, uzanamayacağı ciğere mundar dermiş!” derler. Bence de Binali Yıldırım’ın seçim sonuçlarına ilişkin söyledikleri tam da bu atasözünü çağrıştırıyor.

Seçim gecesi erken saatlerde “3 bin oyla biz seçimi aldık” deme hakkını kendinde gören biri, nasıl olurda aradan iki hafta geçmesine rağmen 14 bin oy farkını küçümser ya da yok sayar. Daha da olmadı 10 milyon civarındaki oyu boşa gitmiş, murdar olmuş oy olarak açıklamaya çalışır.

Mevcut anayasa, seçim yasaları ve Yüksek Seçim Kurulu içtihatları orta yerde dururken, halkın aklıyla alay edercesine her aşamada itiraz, olağanüstü itiraz gibi türlü yöntemlerle süreyi uzatıp, halkın sabrını zorlamanın ne anlamı var.

Oysa geçmişte muhalefete her fırsatta ayar vermeye çalışan AK Parti yetkilileri ne diyorlardı. “Bizim başarılarımızı kıskanmayın, çalışın, çok çalışın sizin de olur.”

Şimdi Ekrem İmamoğlu, Binali Yıldırım’a, CHP yönetimi de AK Parti yöneticilerine dönüp aynı şeyleri söyleme hakkını kazanmış olmuyorlar mı?

Ve hatta yazının başında söylediğimiz gibi “kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş.” Deseler, haksız mı olurlar?

Bir iktidar düşünün, seçim kurullarını kendi belirliyor, sandık kurullarına 2 tane kamu görevlisini kendi atıyor. Sonra da dönüp “seçimlerde hile yapıldı!” ya da “seçmen kaydırmaları” yapıldı, diyebiliyor.

Her sandığın başında kendi atadıkları kamu görevlilerinin dışında her partinin olduğu gibi Cumhur ittifakı partilerinin de görevlileri ve hatta gözlemcileri var.

Aynı keza, seçmen listelerinin düzenlenmesi, ilanı, varsa itirazların değerlendirilmesi de yine kendi sorumluluklarındaki ilgili bakanlıklarca yapılıyor.

Ama mahalle arasında futbol oynayan çocuklar içinde, topun sahibi zengin çocuğunun her fırsatta yaptığı mızıkçılık gibi, yediği her golden sonra “bana ne! Bana ne! Oynamıyorum” şımarıklığıyla oyunbozanlık yapanlara kimse kusura bakmasın, bizim oralarda böyle derler.

“Kedi, uzanamayacağı ciğere mundar dermiş!”

 

Ayhan ONGUN

Gazeteci-Yazar

16.04.2019/BODRUM

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.