Eğitim sisteminde dershanelerin yeri

01 Aralık 2013 15:47 / 752 kez okundu!

 

 

Anayasasındaeğitim; herkes için eşit koşullarda, devlet tarafından verilmesi gereken parasız bir hizmettir.” Yazan bir ülkede dershanelerin nasıl kapatılamayacağı tartışılıyorsa bu noktada bir terslik, bir yanlış anlama ve algı yanılması var, demektir.

Sağlık gibi, güvenlik gibi, her yurttaşın parasız ve eşit koşullarda alması gereken eğitim hizmetini, özel eğitim kurumları ve daha çok da dershaneler üzerinden konuşmak, tartışılan konunun özüne, ruhuna aykırıdır.

Bugün hepimiz biliyoruz ki, dershaneler bir ihtiyacın sonu ortaya çıkmıştır.

Eğitimin kalitesi, eğitim kurumlarının alt yapı sorunları, yeterli öğretmen ve derslik olmayışının sonucunda, çocuklarını mutlaka yüksek okula göndermek isteyen velilerin bu masum ve haklı talepleri,  özel eğitim kurumlarının, özel okullar ve özel dershanelerin açılmasını gündeme getirmiştir.

Acımasız rekabet koşullarında çığ gibi büyüyen ve devlet okullarının alternatifi durumuna gelen özel okullar ve dershaneler, Türkiye de aşırı karlı bir sektörün oluşmasına neden olmuştur.

Fırsat eşitliğinin olmadığı bir eğitim sistemi içerisinde uzunca bir dönem, özellikle de dershaneler, yoksul ve orta gelir grubu ailelerin çocukları için üniversiteye gidebilmenin tek yolu ve umudu haline gelmiştir.

Giderek güçlenen ve eğitim sistemine yön veren özel eğitim kurumları, varsıl kesimler de dahil, tüm öğrenciler için vazgeçilmez bir alternatif olmuştur.

Ülkenin en genç ve dinamik kitlesinin yer aldığı bir alan ister istemez siyaset kurumlarının da ilgi odağı haline gelmiş ve iktidarı paylaşmak isteyen güçler için pazarlık konusu yapılmaya başlanmıştır.

Geriye dönüp baktığımızda, eğitim alanında sendikaların olmadığı, derneklerin var olduğu dönemlerde tüm demokratik kuruluşlar, özel eğitim kurumlarına karşıyken, bugün birden bire çoğunun şimdi dershanelerin kapatılmasına karşı çıkıyor olması size de ilginç gelmiyor mu?

önemli olan dershanelere ihtiyaç duyulmayacak bir eğitim yapılanmasının gerçekleştirilmesi, yeterli derslik ve öğretmen istihdamının sağlanmasıdır. Öğretmen ve derslik açığı var oldukça, eğitimin kalitesi yükseltilmedikçe, öğretmen yetiştiren kurumlar açılmadıkça; dershanelerin kapatılması çözüm değildir.” Demesini beklediğimiz demokrat insanların bile salt AK Parti karşıtlığı üzerinden özel eğitim kurumlarını savunuyor olmalarını anlamak gerçekten mümkün değil.

Her zaman olduğu gibi, tüm toplumu ilgilendiren yaşamsal kararları alırken halk iradesini yok sayan, muhalefetin görüşlerini almayan, asgari bir mutabakat arayışına girmeyen hükümetin yöntemi ne kadar yanlışsa, bu uygulamayı AK Parti iktidarı yapıyor diye dershanelerin kapatılmasına karşı tavır almak da bir o kadar yanlıştır.

Düne kadar cemaatlere karşı olanların, birden bire oluşan bu cemaat sevgisi pek hayra alamet değil.

Gelişmelere objektif baktığımızda; dershanelerin kapatılması halinde bu durumdan en çok mağdur olacak olanlar, küçük dershanelerdir. Emekli birkaç öğretmenin emekli ikramiyelerini sermaye yaparak kurdukları dershaneleri okula dönüştürmeleri, hükümetin vermeyi vaat ettiği teşvik ve desteklere rağmen hiç mümkün değildir. Kursalar bile büyük sermaye gruplarının ya da cemaat türü örgütlenmelerin güçlü yapılarıyla rekabet etmeleri olanaksız olduğu için kısa sürede bu acımasız yarıştan kopmak durumunda kalacaklardır.

Öyle olunca, geleceğimizin güvencesi çocuklarımızın eğitimi gibi önemli bir konuyu hükümet- cemaat ekseninde tartışmak ya da çözümü bu alanda aramak hiç de sağlıklı bir arayış olmasa gerek.

İlk başlarda devletin bir eksiğini kapatan masum kuruluşlar gibi görünse de bugün özel eğitim, bir endüstri haline gelmiş ve büyük sermayenin iştahını kabartan bir sektöre dönüşmüştür. Hükümetin denetimi sağlayamadığı bu kurumları okullaştırarak kendi denetimine almaya çalışması bir yanıyla makul ve anlaşılabilir bir durum.

Ancak bunu yaparken, elindeki iktidar gücünü, cemaatle var olan mücadelesinde bir koz olarak kullanmaya kalkması, siyaseten de eğitim sisteminin önemi açısından da, ahlaken de kabul edilebilir bir durum değil.

Bu sorunun köklü çözümü; ne kadar eğitim çağında öğrenciniz varsa, hepsine yetecek eğitim alt yapısını, öğretmen kadrosunu oluşturmak ve siyasi partilerin iktidar mücadelesinin dışında tutacak anayasal güvencelere bağlamaktan geçiyor.

Ülkesine karşı sorumluluk duyan herkesin ve her kesimin, geleceğimizi yakından ilgilendiren eğitim kurumlarına ve eğitim sisteminin işleyişine, her fırsatta müdahale edilmesine karşı duyarlı olmaları ve siyasi önyargılardan bağımsız, demokratik, parasız ve eşit eğitimden yana tavır almaları gerekir diye düşünüyorum.

Cemaate karşı AK Partiden yana olmak, cemaati destekleyerek, AK Partiyi zayıflatırım düşüncesiyle dershaneleri savunmak, düne kadar özel eğitim kurumlarına karşıyken, bugün salt AK Parti karşıtlığı nedeniyle özel eğitimden yana olmak, siyasilerin iktidar mücadelesine alet olmaktan başka bir şey ifade etmiyor.

Sonuç olarak, dershanelere karşı olmak değil, dershanelere ihtiyaç duymamıza neden olan koşulların ortadan kaldırılması için mücadele etmek, her yurttaş için eşit koşullarda, parasız, demokratik eğitim sisteminden yana olmak gerekiyor.

 

AYHAN ONGUN

Gazeteci-Yazar

26.11.2013, BODRUM

 

Son Güncelleme Tarihi: 02 Aralık 2013 15:16

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.