Darbeci zihniyet affedilemez!

15 Ocak 2014 13:41 / 727 kez okundu!

 

 

AK Parti iktidarının son günlerde yaşadığı olumsuz olaylar, yolsuzluk ve rüşvet dosyaları, cemaatle yapılan polemikler onu yeni uzlaşı arayışlarına yöneltti.

Bir yanıyla bu, olumlu bir gelişme.

Başbakan tersini söylese de, toplumun geniş kesiminde iktidarın giderek otoriterleştiği, halkın özel yaşam alanına müdahale ettiği şeklinde yaygın bir kanı oluştu.

Ülkenin yaşamsal sorunlarının çözümünde toplumsal uzlaşının önemi ve rolünü kimse yadsıyamaz. Ancak uzlaşı, var olan sorunların muhatapları arasında aranırsa bir anlamı vardır. Yoksa tüm dünyada bir insanlık suçu sayılan işkenceyi ülkemizde uygulayanları, halk iradesine rağmen, darbe yoluyla ülke yönetimini ele geçirmek için plan yapan, darbeye teşebbüs edenleri affetmeye kimsenin hakkı olamaz.

Bu suçları işleyen kişileri serbest bırakabilirsiniz, uzun tutukluluk halinden kaynaklı mağduriyetlerini gidermek için yasal düzenlemeler yapabilirsiniz. Bunların hepsi kamu vicdanını rahatlatmak ve toplumda var olan gerginliği gidermek için yapılabilir.

Ancak yeniden yargılama yoluyla bu insanları masum gösterecek bir kararın alınması, bu ülkede askeri vesayetin yeniden ve acımasızca devlet içinde suç işlemeye devam etmesi demek olacaktır.

Çözüm sürecinin başarıya ulaşması, barış ortamının yaratılması için yeni bir beyaz sayfa açılması, özellikle de Balyoz ve Ergenekon davalarında emir-komuta zinciriyle plan seminerlerine katılmak zorunda kalan kimi subayların darbecilerle aynı cezaları almasının toplumda oluşturduğu haksızlık algısının ortadan kaldırılması için mutlaka kimi yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır.

Ve hatta infaz yasasında yapılacak düzenlemelerle isterseniz tüm tutukluları serbest bırakın.

Ama daha şimdiden izlerini ve ayak seslerini hissettiğimiz askeri vesayetin yeniden bu ülkenin başına yeni belalar açmasına fırsat ve zemin hazırlayacak politikalar, çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

Ne zaman fırsat bulsalar, o üstenci, tehdit içeren söylemleri ve tavırlarıyla halkı küçümseyen, kendilerini bu ülkenin sahibi ve sözüm ona koruyucusu gören zihniyet yargılanmış ve suçlu oldukları karar altına alınmıştır.

Önemli olan kişilerle değil, bu zihniyetle mücadele etmektir.

Bu zihniyetteki kişileri özgür bırakabilirsiniz ama onların darbeci zihniyetini halk büyük çoğunlukla vicdanlarında mahkum etmiştir.

Darbeci zihniyetten cumhuriyet tarihi boyunca çok çekmiş bir toplumun karşısına bu darbe heveslilerini yeniden kahraman gibi sunmaya, onları masum ve mağdur gibi göstermeye kimsenin hakkı yoktur.

Bu toplum artık bu insanları da bu zihniyeti de çok iyi tanıyor.

Aksi durumda, sanki bu ülkede 28 Şubatta Sincan’da tanklar yürütülmemiş, yaratılan kaos ve terör ortamıyla bankaların içi boşaltılmamış, faili meçhul cinayetler işlenmemiş, barış karşıtı eylem ve provakasyonlar yapılmamış, insanlar korku senaryolarıyla yıldırılmamış, demokratik iradeye saldırı ve tecavüzler gerçekleştirilmemiş gibi tüm bu yapılanları görmezden mi geleceğiz?

Aynı kıdemle emekli olan bir kamu yöneticisinden üç kat daha fazla emekli ikramiyesi alan paşalar, Silivri de otel rahatlığıyla yatarken, Diyarbakır zindanlarında akıl almaz işkenceleri uygulatan sanki onlar değilmiş gibi mi yapacağız.

Görev yaptığı hastanelere gelen tüm devrimcilerin cenazelerinin çıktığı birilerini, “aman paşam, daha ne bekliyorsunuz, yapın şu darbeyi biran önce” diyen gazeteciyi, Ergenekon sanıklarını, Demirel’in adamlarını ısrarla meclise taşıyan bir zihniyetin bugün çıkıp halk iradesine sahip çıkıyor görünmesi ne kadar inandırıcı olabilir?

Daha düne kadar arka bahçesi gibi gördüğü, on yıldır oy devşirdiği cemaatle bugün iktidar kavgası yapan AK Parti de daha sorumlu davranmak zorundadır. Geçmişte her istediği kararı çıkarttığı anayasa mahkemesine istediği kararlar çıkmadığı zaman her türlü saldırıyı yapan, daha yakın zamanda “tayibin askerleri” diye aşağıladığı polise bugün sahip çıkan, iktidarın memurları diye hakaretler yağdırdığı yargıya bugün sempatiyle yaklaşan muhalefette artık sorumluluğunu bilmek, barışçı politikalar izlemek zorundadır.

Tutuklu milletvekillerinin tahliyesi, mecliste bu konuyla ilgili bir uzlaşı komisyonunun oluşturulması olumlu gelişmelerdir.

İnsanları cezaevlerinde süründürmek, özgürlüklerinden mahrum bırakmak elbette çözüm değildir. Ancak insanlığa karşı suç işlemiş kişilerin de cezasız kalması kamu vicdanını yaralar.Tıpkı uzun tutukluluk nedeniyle insanların mağduriyetinde olduğu gibi.

On yıllardır anlamsız bir terör belasıyla uğraşan, bu uğurda yaklaşık 40 bin insanını yitiren bu ülkede insanlar artık barış istiyor, özgür ve eşit yurttaşlar olarak bir arada yaşamak istiyor.

Halkın bu talebine, özlemine sırt çevirenler, bu hedefin gerçekleşmesi için samimi çaba göstermeyenler, tarih önünde bunun hesabını çok ağır ödeyeceklerdir.

Bu ülkenin maddi ve manevi değerlerini hoyratça kullananlara, kimi değerlerin ardına saklanıp, rant devşirmeye çalışanlara, silahlı kuvvetler içerisinde, emniyette, bürokraside, yargıda kendi vesayetini kurma hevesinde olanlara karşı; devrimci, demokrat, yurtsever tüm insanların gelişen olaylar karşısında bir kez daha önyargılardan arınmış olarak barış mücadelesine nasıl katkı koyacaklarını düşünmelerinin tam zamanıdır.

Eğer bizler, üzerimize düşeni yapmazsak, yine bizim adımıza Genel Kurmay, HSYK, Yargıtay gibi vesayet kurum ve kuruluşları açıklamalar yapmaya, sivil iradeye müdahale etmeye devam ederler.

Darbecileri, darbe yanlılarını serbest bırakabilirsiniz ama darbe zihniyetini asla.

O zihniyeti halk mahkum etti bir kere.

 

 Ayhan ONGUN

Gazeteci-Yazar

 07.01.2014/BODRUM

 

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.