Bunlar olağan şeyler değil

18 Mayıs 2014 16:00 / 789 kez okundu!

 

 

Başbakan Erdoğan Soma’yı ziyaretinde maden faciasıyla ilgili” bunlar olağan şeyler” demiş. Halkın arasına karıştığında verdiği çirkin tepki, gösterdiği anlamsız davranışlara hiç girmiyorum.

Ancak tek başına bu söz bile Başbakanın ruhsal durumunun hiç de iyi olmadığının bir göstergesi. Bu tür faciaların olağan olduğunu kanıtlamak adına 19. Yüzyıldan örnekler vermesi ise trajikomik.

Oysa olayın başından itibaren Soma da başarılı bir kriz yönetimi sergileyen bakan Taner Yıldız ve muhalefet liderlerinin gösterdiği sağduyu ve itidal çağrısının karşılığı bu olmamalıydı.

Özellikle Sayın Kılıçdaroğlu’nun “acılarımızı ortaklaşmak zorundayız, bu felaket üzerinden siyaset yapılmasına izin vermeyiz” türünden açıklamaları son zamanlarda çok fazla ihtiyaç duyduğumuz uzlaşı ve barış mesajlarıydı.

Devlet Bahçeli’nin benzer açıklamaları, yurdun dört bir yanında ve hatta dünyanın en uzak köşelerinde gösterilen duyarlılıklar, yardım kampanyaları; kuşkusuz gidenleri getirmez ama en azından acımızı hafifletir.

Merkezde böyle bir sağduyu hakimken yerelde kimi insanların gereksiz, kutuplaştırıcı, bölücü, ayrıştırıcı söylemlerle siyaset yapma çabaları gerçekten bir aczin ifadesidir.

Ülkemizin kaynakları ve bunların iyi değerlendirilmesi elbette önemlidir ancak hangi kaynak, insan kaynağından daha önemlidir.

Kömürü değerlendireyim derken, insanı kaybetme hangi akla ve vicdana sığar?

İstihdam yaratayım derken, istihdam ettiğin insanları tehlikeye atacak, onların ölümlerine neden olacak, felaketleri önleyecek tedbirler almıyorsan, bu doğrudan toplu cinayettir ve bunu yapanlar, bu olayda ihmali ve sorumluluğu olanlardan bunun hesabı en ağır şekilde sorulmalıdır.

Olayın bir diğer ve önemli yanı; bu felaketten ders çıkararak iş ve işçi güvenliği konusunda yasal düzenlemelerin yapılması, uluslar arası sözleşmelere uygun davranılması konusunda acil adımlar atılmalıdır.

Sorumlu yurttaşlara düşen en büyük görev de bu yapılması gerekenlerin takipçisi olmaktır.

Yoksa felaket üzerinden politika yapmak ne ahlaken ne vicdanen ne siyaseten doğru değildir.

Acılarımızı ortaklaşmamız gereken zamanlarda, ayrılıklarımızı, farklılarımızı öne çıkarıp, üstelik de bu durumdan siyasi rant elde etmeye çalışmak; en basit deyimle acizliktir, kendini bilmezliktir.

Bu olaydan yola çıkarak taşaronlaşmanın, stratejik öneme sahip alanlarda özelleştirme yapmanın sakıncalarını, çocuk işçi sorununu, ücret adaletsizliğini gündeme getirip öneriler ve projeler geliştirmek varken; bu acılı günlerde iktidar mücadelesine girmek, haklıyken haksız konuma düşmektir.

Demokratik bir ülkede, hiçbir sorumluluğu ve suçu olmasa da böylesine büyük bir afetin sonunda halkın acısına saygı gereği bile olsa, ilgili bakan istifasını verir.

Bu talebi dile getirebilirsiniz ama ilgili bakanın sağlık sorununu malzeme konusu yaparsanız, bu sorunu siyaset malzemesi yaparsanız, inandırıcılığınızı yitirirsiniz.

Bir diğer konu; bu günden tezi yok, sendikaların, meslek odalarının, üniversitelerin de oturup kendilerini sorgulamaları, şimdiye kadar yaptıkları, daha doğrusu yapmadıkları çalışmaları gözden geçirmeleri gerekir.

Yurttaş olarak bize düşen görev de babasız kalan çocuklara, eşlerini yitirmiş kadınlara, evlat acısıyla yanıp tutuşan ana babalara sahip çıkmak, onların acısına saygı duymak, ortak olmak ve unutturmamak olmalıdır.

Yüreğimizdeki yangın, maden ocağındakinden daha yakıcı, acımız tarifsiz ve biz ne yazık; acılarımızı bile adam gibi yaşamayı beceremiyoruz.

Ölümün kıyısından döndüğü anda bile “Çizmeyi çıkarayım,sedye kirlenmesin” diyecek erdemliliği gösteren işçi kardeşimize, kömür karası gözlerinde yaş kalmayan şehit eşlerinin acısına azıcık saygımız varsa, biraz susun lütfen!

Önümüzdeki üç-beş gün hiç değilse; kişisel hırslarınızı, egolarınızı, siyasi reflekslerinizi koyun bir tarafa ve izin verin insanlar, acılarını yaşasınlar.

İnsan hayatının kömürden daha değerli olacağı bir ülke özlemiyle, bir kez daha maden şehitlerimize rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır, tüm insanlık alemine başsağlığı diliyorum.

Ayhan ONGUN

16.05.2014/BODRUM

 

Son Güncelleme Tarihi: 18 Mayıs 2014 22:12

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.