BİR YILI DAHA GERİDE BIRAKIYORUZ

26 Aralık 2018 11:21 / 295 kez okundu!

 

 

2018’in bitimine az bir zaman kala bu yılın son yazısında, duygularımı sizlerle paylaşmak istedim.

Her yılın sonunda, daha mutlu, daha huzurlu, daha yaşanası bir yıl için dilek ve umutlarımızı tazeleriz, yeni bir heyecanla.

Doğal olarak 2019 yılı dendiğinde hepimizin aklına ilk gelen, 31 Mart Yerel seçimleri.

 

****

 

BİR YILI DAHA GERİDE BIRAKIYORUZ

 

2018’in bitimine az bir zaman kala bu yılın son yazısında, duygularımı sizlerle paylaşmak istedim.

Her yılın sonunda, daha mutlu, daha huzurlu, daha yaşanası bir yıl için dilek ve umutlarımızı tazeleriz, yeni bir heyecanla.

Doğal olarak 2019 yılı dendiğinde hepimizin aklına ilk gelen, 31 Mart Yerel seçimleri.

Kuşkusuz bu yerel seçimler sonucunda bir yönetim değişikliği olmayacak. Ama iktidar partisinin alacağı bir seçim yenilgisi, toplumda belki de yeni bir umut ve değişim beklentisine yol açacak.

Her ne kadar belediyelerde başkanlar değişse de, yönetim tarzının değişeceğini beklemek biraz fazla iyimserlik olur.

Bir örnekle konuyu açmak gerekirse, şu an CHP'den ittifak adayı olarak Ankara Belediye başkanlığına aday gösterilen Mansur Yavaş; kendisine AK Parti'den de adaylık önerisi geldiğini açıkladı.

Kendisi zaten milliyetçi gelenekten gelen, muhafazakar yanı ağır basan, eğer anlaşma sağlanamasaydı belki de AK Parti’nin adayı olacak bir aday.

Ankara’yı kazanmanın yaratacağı sinerji elbette önemli.

Aynı olay İstanbul ve benzeri kimi iller için de geçerli.

Ancak bir parti için daha önemli olması gereken konu, kazanılan yerlerde kendi belediyecilik anlayışını ve politikalarını uygulayıp, uygulayamayacağıdır.

Belediyecilik konusunda çok yetenekli, yerel yönetimlerde çok başarılı biri olabilir ama yarın kendini partinin önünde ya da üzerinde görmeye başlarsa o belediye sosyal demokrat bir belediye olabilir mi?

İthal adaylarda bu örnekleri geçmişte çok yaşadık.

Seçilene kadar en sıkı partili ama seçildikten sonra, her şeyi kendinden menkul gören, sosyal belediyecilik yerine kendi kişisel hırs ve egolarıyla belediyeyi yönetmeye kalkanları çok gördük.

Kim ne derse desin, belediye başkanlığı bir güçtür, farklı bir statüdür.

Eğer ideolojik bir duruşun, siyasi sorumluluğun, halkına karşı vicdani borcun ve de en önemlisi toplumsal yaşam kaygın yoksa, bu güç insanı zehirler.

Bir kez bu zehiri içtin mi, bir daha dönüşü yoktur.

Artık sen istemesen de rantiyeci asalaklar rahat vermezler.

Sermaye grupları, arsa spekülatörleri, finans çevreleri peşini bırakmazlar ve elini verdiğinde kolunu isterler.

Dışardan gelen başkanların üzerinde mahalle baskısı var iken, örgüt içerisinden gelen başkanların üzerinde iradesi dışında bir siyasi baskı vardır.

Birlikte siyaset yaptığı kişi ve gruplara, en azından inandığı değerler ve ilkelere karşı kendini sorumlu hisseder.

Kendisini seçen kişilere hesap verme zorunda olduğu bilinciyle hareket eder.

Öte yandan, dışardan ithal başkanlara bakın, her koşulda kendilerini parti örgütlerinin üstünde görürler, otoriter tavır ve uygulamalara meyillidirler.

Şimdi görünen o ki; özellikle de turizm bölgelerinde yatırımları olan veya yatırım yapmayı düşünen sermaye çevreleri, tüm projelerine koşulsuz onay verecek başkanların atanması için Ankara da genel merkezleri aşındırıyorlar.

Aslında bunu önlemek öyle çok zor değil.

Koyarsınız sandığı adayların önüne.

Hem de bunu son ana bırakmayarak, partide bir dinamizm, hareketlilik ve heyecan yaratırsınız

Demokrasi yaşamın her alanında ve her kurumda en fazla korunması, yaşatılması gereken bir kavramdır.

En çok da siyaset kurumunda gerekli ve hatta zorunludur.

Ancak ülkemizde demokratik siyaset yapıldığını söyleyebilmek mümkün değil.

Her zaman olduğu gibi bu seçimlerde de başkan ve adamlarının bizlere dayattığı adaylar içerisinden birilerini seçmek zorunda kalacağız ve siyasi partiler de bunu bize halk iradesi diye yutturmaya çalışacaklar.

Dünyada ve bölgemizde yaşanan sıcak gelişmeler, ekonomik, siyasi ve sosyal sorunlara inat; ülkemizde demokrasi mücadelesinden vazgeçmeyecek, inançlı, kararlı insanlar var.

Umuyor ve inanıyorum ki, tüm baskılara, baskıcı yöntemlere rağmen bu güzel ülkede, vicdan sahibi, onurlu insanların varlığı; demokrasinin de varlık nedeni ve teminatı olacaktır.

2019 yılının ülkemizde ve tüm dünyada barışın, huzurun başlangıcı olması umudu, demokratik bir Türkiye özlemiyle, tüm arzularınızın gönlünüzce gerçekleşmesini diliyorum.

 

Ayhan ONGUN

Gazeteci-Yazar

25.12.2018/BODRUM

 

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.