Berkin'ler ölmesin!

11 Mart 2014 16:06 / 900 kez okundu!

 

 

''Kaldır başını ve dimdik dur.
Bu senin değil, ülkemin ayıbı.
Hırpalanmış yerlerinden öperim çocuk...'' 

Nazım ustanın dizelerinde dile getirmeye çalıştığı bu acı gerçek daha ne kadar yüreklerimizi acıtacak?

Daha ne kadar bu ayıplarla yaşamaya devam edeceğiz?

Henüz 15 yaşındaki bir çocuğun vicdanlarımızı titretecek, insanlığımızdan utandıracak bu hazin ölümü de mi yumuşatamayacak nasırlaşmış yüreklerinizi?

Ne hayalleri vardı kim bilir Berkin Elvan’ın!

Mahallenin en güzel kızına o da tutkundu belki. Bir kırmızı karanfili takıp göğsüne, tüm mahcubiyetine inat, biraz ürkek, biraz utangaç ama bir o denli onurlu, yine de gözlerini kaçırarak; aşkını itiraf edeceği günlerin hayaliyle birlikte girecek toprağın altına.

Kim bilir başka ne hayallerini, umutlarını da birlikte gömeceğiz, iskelete dönüşmüş bedeniyle birlikte.

Berkin, bu ülkenin geleceğiydi!

Geleceğe yönelik tüm umutlarımız ve hayallerimizle birlikte Berkin’in kalın kaşlarının altından bakan gözlerindeki o derin hüznü de yitirdik artık.

Oysa çocuk yaştaki Berkin’in gözlerinden bakabilseydik dünyaya, onun yüreğindeki sevgiyi, umudu, yaşama sevincini hissedebilseydik, taşa kesmiş yüreklerimizde; daha bir güzel, daha bir yaşanır olurdu bu dünya!

Başka Berkinler ölmesin, analar ağlamasın, dinsin bu gözyaşları, bitsin bu kin ve nefret, diyebilmeyi ne çok isterdim.

Ancak, ülkeyi yönetme iddiasında bulunan siyasetçilerin toplumu geren, kutuplaştıran nefret söylemleri sürdükçe, kan ve gözyaşından beslenen hırs ve ikbal hesapları bitmedikçe bu ülkede Berkinleri korumamız mümkün görünmüyor.

Yaklaşan yerel seçimleri bir ölüm-kalım savaşına döndürmeye çalışan siyaset baronlarının ne Berkinleri, ne Berfo anaları, ne de ülkenin geleceğini düşünecek halleri, yaklaşan karanlık günleri görecek gözleri var.

Onların gözünde ölen her çocuk; kanla, gözyaşıyla, zulümle elde ettikleri iktidarın güvencesidir.

Onlar için ne taşlanan, yakılıp yıkılmak istenen parti binalarının, ne de indirilen tabelaların bir önemi ve anlamı yoktur.

Onlar için, iktidara giden her yol mübahtır ve bu yolda ölen Berkin’lerin, Suriye’li çocukların, Roboski mağdurlarının, geçmişte yitirdiğimiz faili meçhullerin tek anlamı vardır.

Dünyanın her yanında olduğu gibi Türkiye’de de soygun ve sömürü düzenini sürdürebilmek.

Bunu gerçekleştirebilmek için her türlü ahlaksız yöntemleri, en acımasız baskıları uygulamaktan kaçınmazlar.

 

“Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim,
akar suyun
meyve çağında ağacın,
serpilip gelişen hayatın düşmanı.
Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına :
Çürüyen diş, dökülen et,
bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecekler,
Ve elbette ki, sevgilim, elbet,
dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya,
dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle,
işçi tulumuyla,
bu güzelim memlekette hürriyet.
Bursa da havlucu Recebe,
Karabük fabrikasında tesviyeci Hasana düşman,
fakir köylü Hatçe kadına,
ırgat Süleymana düşman,
sana düşman, bana düşman,
düşünen insana düşman,
vatan ki bu insanların evidir,
sevgilim, onlar vatana düşman...”

 

Bitmedi bunların düşmanlıkları Nazım usta,

Şimdi de büyümesinler, düşünmesinler, sorup sorgulamasınlar diye çocuklara düşman, Berkin’e düşman……..

 

AYHAN ONGUN

Gazeteci-Yazar

11.03.2014/BODRUM

 

Son Güncelleme Tarihi: 11 Mart 2014 16:31

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.