Üstünlük algısının CHP'ye maliyeti

08 Ağustos 2018 16:53 / 286 kez okundu!

 

 

AK Parti’nin SETA ile başardığını on yılların CHP’si yapamıyor. Niye? Ne insan gücü ne de mali kaynaklar CHP’nin bunu yapmasının önünde bir engel. CHP geniş bir insan tabanına sahip ve en güçlü sermaye çevreleriyle kuvvetli bağlarını koruyor. Ama CHP, SETA gibi bir kuruluş kuramıyor. Dolayısıyla, fikirsiz siyasette, günübirlik, günü kurtarmaya yönelik, derinliksiz söylemlerle yol almaya çalışıyor. İçine gömüldüğü Kemalist ideolojiyi çağdaş, uygar bir yoruma tabi tutamıyor. Ayrıştırıcılık ve ötekileştiriciliği kimseye bırakmıyor.

 

****

 

Üstünlük algısının CHP’ye maliyeti

muharrem ince ve kemal kılıçdaroğlu ile ilgili görsel sonucu

 

Daha önceki yazılarında işaret ettiğim temelsiz, tuhaf, hatta komik üstünlük algısı elbette CHP’ye bir fatura çıkartıyor.

Bu algı her şeyden önce CHP’yi ve CHP’lileri gerçeklerden kopartıyor. Seçim tahminlerinde devamlı ve affedilmeyecek ölçüde yanılmaları esas itibariyle bundan. CHP’liler kendi görüşlerine ne kadar kuvvetle bağlanırlarsa onun toplumda yaygınlık oranının da o kadar artacağını zannediyor. Hemen her ortamda, sınır tanımaksızın, saldırgan bir tavırla, siyasî görüşlerini yansıtıyor, daha doğrusu empoze ediyor. Böylece bazen diğer insanları adeta baskı altına alıyor. Otobüste, trende, vapurda, her nerede olursa olsun yüksek sesle,  tepeden bakışla, bunu yapma hakkı sadece kendisindeymiş gibi siyasî tercihlerini ilan ediyor. Bunu yaparken kendilerini açıklamaktan ziyade muarızlarına atış yapıyor. Bu onlara çirkin ve saldırgan bir görünüm veriyor ve başka görüşten insanların CHP’ye bir sempati geliştirmesinin önünü tıkıyor.

Bu üstünlük taslama ve saldırganlık medya aracılığıyla katlanarak topluma yansıyor. Bu durumda CHP seçimlerde mağlubiyeti de zaferi de hazmedemeyecek, ham bir ekip izlenimi veriyor. CHP’lilerin ikide bir hesap sorulacağından bahsetmesi, devri sabık yaratmak istemesi, Menderes’e açık veya örtülü atıf yapması veya böyle bir atıf yapmamak için kendilerini zor tutması, siyaseti bir yarış değil adeta savaş gibi görmeleri bundan oluyor. Bu da CHP’li olmayan kitleleri ürkütüyor ve karşı cephede toplanmaya ve safları sıkıştırmaya itiyor.

O kadar ki CHP’lilerin bu tavrı 24 Haziran seçimlerinden sonra İnce’yi bile isyan ettirdi. İnce oyların  çalındığına, kendisinin kaçırıldığına, tehdit edildiğine inanan kimseleri “şizofren” olarak nitelendirmek zorunda kaldı.

CHP Türkiye’nin fikirsiz siyaset geleneğini dışına çıkması en zor parti intibaını veriyor. Şüphe yok ki CHP’liler CHP’li olmayan vatandaşlardan daha aşağı veya onlardan daha üstün değil. CHP’lilerin çoğu meslek sahibi, çalışkan, akıl fikir sahibi kimseler. Ama CHP çizgisi fikir üretme bakımından adeta bir kısırlık içinde. CHP siyaseti iktidarın dediğinin tersini demek, yaptığının tersini savunmak gibi görüyor. Ülkenin hemen hiç bir problemine dair somut bir çözüm önerisi yok.

CHP’nin fikirsiz siyasete ne denli battığının tipik bir işareti, bir fikir üretim merkezi (think-tank) kuramamış olması. Yıllar akıp gidiyor, Türkiye’de önemli gelişme ve değişmeler oluyor ama CHP her bakımdan olduğu gibi fikir bakımından da yerinde sayıyor.

Bunu en açık şekilde CHP’yi AK Parti ve SETA ile kıyaslayarak görebiliriz. SETA siyaset, ekonomi ve sosyal araştırmalar yapmak üzere kurulmuş bir think-tank. AK Parti için çalışıyor. Ankara ve İstanbul’da merkezleri var. Gayet aktif. Değişik alanlarda çok güzel çalışmaları, yayınları, raporları, İngilizce ve Türkçe akademik ve güncel dergileri ve web siteleri mevcut. İstikrarlı şekilde yoluna devam ediyor. Kurumsallaşma yolunda önemli mesafe kat etti. Hem yeni isimlerin yetişmesini teşvik ediyor hem de yetişmiş isimlerden yararlanıyor. Staj yapmak isteyen öğrencilere de iyi imkânlar sağlıyor.

AK Parti’nin SETA ile başardığını on yılların CHP’si yapamıyor. Niye? Ne insan gücü ne de mali kaynaklar CHP’nin bunu yapmasının önünde bir engel. CHP geniş bir insan tabanına sahip ve en güçlü sermaye çevreleriyle kuvvetli bağlarını koruyor. Ama CHP, SETA gibi bir kuruluş kuramıyor. Dolayısıyla, fikirsiz siyasette, günübirlik, günü kurtarmaya yönelik, derinliksiz söylemlerle yol almaya çalışıyor. İçine gömüldüğü Kemalist ideolojiyi çağdaş, uygar bir yoruma tabi tutamıyor. Ayrıştırıcılık ve ötekileştiriciliği kimseye bırakmıyor.

Şimdi CHP kurultay tartışmaları içinde. İnce, Kılıçdaroğlu’ndan liderliği almak için çabalıyor. Kuşku yok ki İnce, Kılıçdaroğlu’na nispetle bazı avantajlara sahip. Daha iyi bir hatip. Nüktedan ve hazır cevap. Kılıçdaroğlu gibi uzun cümle kuramayan, kelime dağarcığı çok sınırlı, bazen cümlenin başıyla sonunda tenakuza düşen bir isme nispetle İnce siyasette daha avantajlı. Ayrıca, İnce meşruiyete daha saygılı. Belki de siyasî hayatına en büyük katkıyı seçimden sonra bazı çevrelerin patlatmak istediği meşruiyet tartışmalarının önünü kesmeye tuğla koyarak yaptı. Ama bütün bunlara rağmen İnce’nin genel başkan olursa CHP’de neleri değiştireceğini ve bu değişiklikleri nasıl yapacağını bilmiyoruz. Yukarda işaret ettiğim meselelerde hiç değişim işareti ve garantisi vermiyor. Bu yüzden, İnce genel başkan olsa da CHP’nin iş zor.

Bence CHP kendisinin görünümü ve sorunları hakkında CHP’li olmayanları dinlemeye ve anlamaya çalışmalı. İçerden değil dışardan bakanlardan fikir ve yorum almalı. Bunu yapmaya başlaması içine düştüğü çok yönlü tıkanıklığı aşma yolunda iyi bir ilk adım olabilir.

 

Atilla YAYLA

(gazeteyeniyuzyil.com)

07.08.2018

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.