Göçmenlerin ülkelere yararları

12 Temmuz 2018 21:32 / 832 kez okundu!

 

 

Göçmenler belki de dünyanın en talihsiz insanları. Vatanlarını terk etmek zorunda kalıyorlar ama çoğu zaman gittikleri-sığındıkları yerlerde de istenmiyorlar. Çok ağır şartlar altında yaşamaya hatta hayatta kalmaya çalışmak zorunda kalıyorlar. Birçok siyasi coğrafyada göçmen aleyhtarı görüş ve yorumlar alabildiğine yaygın ve baskın. Tam bir göçmen ülkesi olan yerlerde bile göçmenlere karşı tuhaf bir önyargı var. Meselâ ABD. Meselâ Türkiye. Kuşku yok ki AB ülkelerinin tamamında da aynı tuhaf bakış hâkim. Aradaki fark öz değil sadece derece farkı.

 

****

 

Göçmenlerin ülkelere yararları

 

Göçmenler belki de dünyanın en talihsiz insanları. Vatanlarını terk etmek zorunda kalıyorlar ama çoğu zaman gittikleri-sığındıkları yerlerde de istenmiyorlar. Çok ağır şartlar altında yaşamaya hatta hayatta kalmaya çalışmak zorunda kalıyorlar. Birçok siyasi coğrafyada göçmen aleyhtarı görüş ve yorumlar alabildiğine yaygın ve baskın. Tam bir göçmen ülkesi olan yerlerde bile göçmenlere karşı tuhaf bir önyargı var. Meselâ ABD. Meselâ Türkiye. Kuşku yok ki AB ülkelerinin tamamında da aynı tuhaf bakış hâkim. Aradaki fark öz değil sadece derece farkı.

Göçmenlerin ülkelerine gelmesine karşı çıkanlar genellikle hem ekonomik hem kültürel argümanlara başvuruyor.

Ekonomik olarak söyledikleri özetle şu: Göçmenlerin nüfusa eklenişi ekonomi pastasından pay almaya talip olanların sayısını artırıyor. Bu herkesin payını küçültüyor. Yani her birimizin fakirleşmesine yol açıyor. Bazıları bundan daha fazla zarar görüyor, çünkü göçmenler daha ucuza çalışmaya hazır oldukları için yerli nüfusun işini elinden alıyor. Böylece yerli nüfusun işsizliğine sebep oluyor.

Bu argümanların tamamı yanlış. Aslında bunlara argüman yerine önyargı demek daha doğru. Zira hepsi de hem teorik temellerden hem de somut verilerden mahrum. Bereket versin ki bu konularda özellikle liberal iktisatçılar tarafından yapılmış çalışmalar var. Bu çalışmalar çok mühim, zira insanların önemli bir bölümü meseleye ekonomik değil ahlâkî olarak bakmaya teşne. Bu da güzel ama ekonomik tezler kadar ikna edici değil. Bu yüzden, sağlam ekonomi çalışmalarıyla göçmenlerin ülke ekonomilerine gerçek etkileri ortaya serilmeli.

Bu yazıda bazı temel tespitleri özetle dile getirebiliriz. Göçmenlerin ekonomi pastasındaki bireysel payları küçülteceğini zannedenler iki temel hata yapıyor. İlki ekonomiyi sıfır toplamlı bir oyun -daha doğrusu durağan bir durum- zannetmeleri. İkincisi ekonomide sabit bireysel payların olduğunu, göçmenler olmazsa bu paylarda değişiklik olmayacağını varsaymaları.

İki görüş de yanlış. Ekonomiyi bir tarafın kazandığı diğer tarafın kaybettiği sıfır toplamlı bir oyun, durağan bir durum zannedenler yanılıyor. Yeni aktörlerin eklenmesi büyük bir ihtimalle pastayı büyütür. Buna dair birçok veri var. Örneğin ABD’nin ekonomik hamle dönemleri ve yakın zamanlardaki sektörlerdeki hamlelerle göçmen nüfus arasında müspet bir bağ var. Göçmenler ekonomiyi büyüterek diğerlerinin de pastadan daha büyük pay almasının yolunu açıyor. Ekonomi sıfır toplamlı bir oyun değil. Büyüme kaçınılmaz değil ama göçmenler büyümeye katkı sağlıyor.

Göçmenlere karşı ileri süren kültürel argümanlar da tuhaf. Meselâ, göçmenlerin toplumda kültürel sürtüşmelere sebep olacağı, göçmen akımının hoşgörülü toplumlarda hoşgörünün gerilemesine yol açacağı ileri sürülüyor. Sadece Almanya’nın orijinal ve diğer ülkelerin taklit neo-Nazileri değil aklı başında sandığımız liberal ve sosyal demokrat çevrelerin bile bu argümana sarıldığını görüyoruz. Bu bakışta da birçok hata var. Bir defa hiçbir kültür saf değil. İkincisi kültürlerin melezleşmesi kötü değil iyi. Melezleşen güzelleşir. Melezleşme asla tam olarak engellenemez. Bu, insan hayatının doğasına aykırıdır. Üçüncüsü, hoşgörü bizim gibi olanlara –yani bizimle aynı kültürü paylaşanlara- değil bizim gibi olmayanlara gösterilen tutumla alâkalıdır. Avrupalılar hoşgörüyü koruma adına farklı kültürlere hoşgörüsüzlük göstermekle aslında hoşgörü kavramına takla attırıyorlar. Son olarak, hoşgörü uzun vadede hoş görülmenin en büyük teminatıdır. Tarih şahittir ki hoşgörüsüzlük azınca zaman içinde aynı kültürden olan insanlara da yöneltilebilmektedir. Bu gerçek de ne yazık ki gözden kaçırılıyor.

Türkiye bir göçmen ülkesi. Bu açık gerçeği inkâr etmek güneşin doğudan doğduğunu reddetmek gibi bir şey. Ve de iyi ki böyle. Her şeye rağmen bizde Almanlarınki, Japonlarınki gibi bir ırkçılığın doğmaması bunun sonucu. Tabiî ki sicilimizin tertemiz olduğu iddia edilemez. Ama birçok ülkeden daha iyi durumda olduğumuz bir gerçek.

Türkiye Suriyeli göçmenler konunda bir destan yazdı, yazıyor. Milyonlarca insanı ağırlıyor. Göçmen kamplarında olabilecek en iyi şartlarda vatanlarını terk etmeye zorlanmış insanları barındırıyor. Göçmenlerin de hayatın her alanında ülkeye intibak ederek memleketimize büyük katkılar sağlayacağının işaretleri şimdiden görülüyor. Sadece gayri insanî bir tutumla göçmenlerden nefret edenlere değil, Türkiye’nin bu muazzam başarısını görmeyenlere ve takdir etmeyenlere de hayret ediyorum.

 

Atilla YAYLA

(gazeteyeniyuzyil.com)

12.07.2018

 

Son Güncelleme Tarihi: 14 Temmuz 2018 22:04

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.