Biz hiç yenilmedik!..

08 Nisan 2014 13:46 / 1786 kez okundu!

 

 

“Ne geçmiş tükendi ne de yarınlar

 Hayat yeniler bizleri”

 

Yerel seçimler bitti. Seçilen, seçilemeyen seçim sonrası değerlendirmelerini yapıyor. Seçimlere katılan partiler hangi il-ilçe ve muhtarlıklarda kazanıp kazanmadıklarına bakarak geleceğe yönelik çalışmalarını şekillendirecekler. Seçimlere katılmakla birlikte hiç kazanamayan partiler seçim çalışmaları sürecinde parti kazanımlarını ya da kayıplarını gözden geçirecekler.

Kazanmak ya da kaybetmek. Eğer eşit koşullarda bir mücadele söz konusu ise mücadelenin bir kazanan bir de kaybeden tarafı olması doğal. Eşit olmayan koşullarda yarışa girenlerin kazanmaktan başka amaçları olmalıdır diye düşünüyorum.

Seçimler her politik örgütlenme için, kuşkusuz politikalarını ve programlarını halka taşımak için önemli birer fırsattırlar. Yerelde halkın temel sorunlarını gündeme taşımak, çözüm önerileri üretebilmek, yeni çağdaş ve demokratik bir şehircilik bilincini geliştirebilmek için seçimlerden daha sıcak bir ortam bulamazsınız.

Halkın iyi ya da kötü politize olduğu seçim öncesi koşullarda politik güçler halkla doğrudan ilişki olanaklarını bulabilirler. Bunları en iyi ve etkili kullanabilen kuşkusuz hükümet eden parti ya da partilerdir. Bu anlamda zaten daha işin başında bir eşitsizlik söz konusu.

Önemli bir başka nokta da yerel düzeyde oluşturduğunuz politikalardır. İşte burada asıl seçime katılan partiler yarışmalıdırlar. Seçenin tercihini en iyi politika ve programlara göre yapması idealdir. Ancak bu bırakın bizim gibi ülkeleri en demokratik ülkelerde bile bu konuda sıkıntılar yaşanmaktadır.

Bizde durum daha da vahimdir kuşkusuz. Halkın sağ duyusu daha fazla önemlidir. Neden sağ duyu? Çünkü normal demokratik koşullarda ve demokratik seçim yasaları ile seçilmiş adaylar arasında bir seçim değil daha çok parti başkanlarının tercihlerini seçmek zorundasınızdır. Hemen her seçim öncesi yaratılan gerginlik ya da kutuplaşmalardan bizi hep halkın sağ duyusu kurtarmıştır.

Biz hiç yenilmedik diye belirledim yazının başlığını. Altını doldurmaya çalışıyorum elimden geldiğince.

Biz kimiz? Ben, "biz" deyince parlemento dışındaki ve kendini özellikle de ‘sol’ diye tanımlayan bütün partileri ve örgütleri, yerel inisiyatifleri ve hatta kişileri yani partisizleri vb.ni kastediyorum.

Yerel seçimlerde belediye başkanlığını kazanamayacağı belli olan bir partinin yenilgisinden nasıl söz edebiliriz? Dahası bırakın Sol diye tanımlayabileceğimiz partilerin hangisinde yeterince parti içi demokrasi var.

Gezi'den gerekli dersleri çıkarabilen sanırım artık çıkarmıştır. Gezi'yle yelkenlerini olduğundan fazla şişirenler, hükümeti istifaya zorlayacak bir süreç olarak algıladılar.

Oysa Gezi'nin bundan daha anlamlı etkileri olmuştur demokrasi mücadelesine. Demokrasi mücadelesini de sadece beğenmedimiz bir hükümeti istifaya zorlayacak bir süreç olarak algılamak da kanımca pek doğru olmayacaktır.

"Biz" deyince "ben" ne kadar doğrudur bilmiyorum ama CHP içindeki demokratları da anlıyorum. Onlar ya CHP'yi demokratik bir sürece taşıyacaklar ya da CHP bu güçleri dışlayacak. Gerek milletvekili tercihleri ve gerekse belediye başkan tercihleri sanki ikinci olasılığın daha da güçlendiği gibi bir izlenim uyandırıyor.

Şimdi gelelim son yerel seçimin sonuçlarından yenildik sonucunu nasıl çıkarıyoruz. Bence CHP bile yenildik derse kendine haksızlık etmiş olur. Kazanmak için ne yaptık diye kendilerini sorgulamadan yenilgiyi kabul etmeleri doğru değil. Seçim sonuçlarına itiraz edebilirsiniz. Bu en demokratik hakkınız. Ama gerçekten şaibeli bir durum varsa. Fakat ben asıl araştırma şirketlerinin ve özelllikle de hemen her seçimde % 2 civarı bir yanılma payı ile sonuçları tahmin edenlerin değerlendirmeleri üzerinden sonuçları okuyorum. O sandıkda yanlış sayım olmuş, oy çalınmış vb. durumlar hep olacaktır. Sonuçta YSK'nın sonuçları açıklaması ile süreç tamamlanacak. Ve bu sonuçlarla anketler birbirine çok yakın olacaklar. Bunları önceden görmek için kahin olmaya gerek yok.

Hükümetin eski ortağıyla tutuştuğu bilek güreşinden demokrasi adına sonuçlar beklemek ancak yorgun değil ama tembel demokratların işi olabilir. Gezi'nin rüzgarı kuşkusuz hükümeti oldukça sarsmıştır. Üstüne bir de 17 Aralık sürecini eklerseniz oldukça yıpratmıştır hükümeti. Bir “usta”lığının günahları...

Asıl üzücü olan siyaseti oldukça kirleten kaset ve tapelerden sonuçlar bekleyerek halkı peşlerine takıp hükümeti istifaya zorlayacak sonuçlar beklemektir.

Ortalıkta tartışılmaz bir şekilde yolsuzluk ve rüşvet sözkonusu mu? Evet.

Bunun hesabını kim soracak? Seks skandalıyla parti başkanı değiştiren ve hesabını soramayan bir parti, sonra kasetlerle tapelerle siyasi sonuçlar elde etmeye çalışınca ancak şimdiki sonuçlar ortaya çıkar. Bütün bunlardan yenilgi sonucu çıkarmak kendimize çok büyük bir haksızlıktır.

Henüz daha ellerimizin üzerinde doğrulduğumuz yıllardı 12 Eylül öncesi. Ama daha ayağa bile kalkamadan kendimizi dev aynasında gördük. Hayallerimizin ülkesi yıkılıp gidince yıllar süren yıkımlar yaşadık. Ama zaman geçince dönüp ne idik ne olduk diye sorunca

Nereden gelip nereye gidiyoruz diye sorgulayınca kendimizi daha iyi anlamaya başladık. Gücümüzü ve hayallerimizi o kadar çok abartmıştık ki yediğimiz tokadı yenilgi diye kanıksadık.

Hayır biz hiç yenilmedik. Yenildiğimizi sandığımız her koşulda daha çocuktuk. Yeni öğreniyorduk. Döğüşüyorduk ama toyduk. Asırlık sistemlere beş on yılla kafa tutunca dünya bizim sandık.

Hayır biz hiç yenilmedik.

Yenmek için hiç bir zaman yeterince donanımımız olmadı ki. Karşı sınıfa onun gücü oranında bir güçte hiç olmadık ki. Koşullar elveriyordu ama biz hazır değildik. Yeneceğimizi düşündüğümüz bir anda bize gerçeği hatırlattılar.

Şimdi tekrar Gezi'ye dönelim. Bugün kendi kuşağım adına sormama izin verin. Yeni bir Gezi olsa koşa koşa gitmez miyiz? Kim tutar bizi?

Küskünlüklerimiz, dargınlıklarımızı bir tarafa koyup yeniden yan yana gelmez miyiz...

İşte bazılarımızın yenildik diye düşündükleri bir zamanda Gezi'yle başlayan yeni bir süreç yaşıyoruz. Bu süreç bizi yeniden yanyana getirecek bir süreç. Bu süreçte seçimler olur seçilenler seçilemeyenler olur, elediye başkanları, cumhurbaşkanları ve dahi parlemento seçilir

Biz yanyana gelmeye devam ederiz. Süreç her gün biraz daha fazla bizi yan yana getirecek. Gerisini onlar düşünsün artık. Yeniden bir darbe mi tezgahlarlar, kendilerinin bileceği iş. Biz yan yana gelmeye devam edeceğiz.

O zaman hep birlikte Yeni Türkü'den söyleyelim.

"Ne geçmiş tükendi ne yarınlar

Yeniden yan yana onlar..."

 

Ali Rıza ÜLEÇ

04.04.2014-Almanya

Son Güncelleme Tarihi: 10 Nisan 2014 14:02

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.