TÜRKİYE'DE SOSYAL DEMOKRAT PARTİLER NEDEN YEŞEREMEDİ?

26 Nisan 2019 19:29 / 780 kez okundu!

 

 

Önümüzde 12 Eylül 2010 referandumu var. ‘Yetmez Ama Evet’in öncülüğünü yapan EDP’nin parti kararıyla referandumda “evet” diyeceğini açıkladığı ve konuyla ilgili broşürler bastırdığı halde genel başkan yardımcısı konumunda olan bir şahsın özel sohbetimizde “parti ‘evet’ dese de ben hayır oyu vereceğim” demesi beni hiç şaşırtmamıştı. Zira Kemalist kadrolarla öyle bir parti elbette yeşeremezdi. Nitekim referandumda da görüldü ki, Alevi dernekleri de hayır dedi, DİSK de hayır dedi, sözünü ettiğim genel başkan yardımcısı da CHP’ye gitti, hatta milletvekili adayı oldu...

 

****

 

TÜRKİYE’DE SOSYAL DEMOKRAT PARTİLER NEDEN YEŞEREMEDİ?

 

1991’de Asaf Savaş Akad “Sosyal Demokrasi Gündemi” diye bir kitap yazmıştı. Kitap, o zamanki SHP’nin CHP’lileşme yüksek ihtimaline karşılık “sosyal demokrat” bir parti olmasını amaçlıyordu. Benim de siyaseten dönüşüm yıllarıma denk geldiğinden kitabı pek tutmuş ve önemsemiştim. Okumaları için bir çok solcu, CHP’li arkadaşıma vermiştim, ancak bir çoğu okumadan iade etmişti. Nedeni de daha kitabın ilk sayfalarında “SHP altı oktan vazgeçmelidir, zira dünyanın hiçbir yerinde sosyal demokratlar milliyetçi, devletçi… olmazlar” sözlerinin arkadaşlarımı kızdırmasıydı. Belki de alıştıra alıştıra sonuna doğru söylenmesi gerekenler daha ilk sayfalarda verildiğinden “öyle saçma şey mi olur, altı oktan vazgeçmek de ne demek…” mealinde tepkilerle kitap okunmadan kenara konmuştu.

Üzerinden otuz yıla yakın zaman geçmesine rağmen inanıyorum ki; "altı ok"tan vazgeçme fikri hala çoğu solcu ve kendisini sosyal demokrat zanneden insanlara saçma gelecektir. Bunun en önemli nedeni de tabii ki sosyal demokrasi kültürümüzün, geleneğimizin olmayışıdır.

Batı Avrupa ülkelerindeki sosyal demokrasi hareketlerin geçmişlerine baktığımız zaman yüz yılı aşan tarihi köklerinin olduğunu görürüz. Dolayısıyla geçmişten gelen bir sosyal demokrasi gelenekleri ve anlayışları var.

Türkiye’de maalesef böyle bir tarihi kök, geçmiş ve gelenek yok.

Tek parti dönemi başta olmak üzere 1990 öncesi siyasi tarihimizi sosyal demokrasi hareketleri bağlamında analiz etmeye kalkmak yararsız ve beyhude bir çaba olacağından (Sosyal demokrasiyle alakası olmayan CHP’nin 60’lı yılların ortalarında kendini “ortanın solu”  70’li yıllardan itibaren de ‘sosyal demokrat’ olarak adlandırması abesle iştigal olduğundan) 90’lı yıllar sonrasına bakalım istiyorum.

Farklı görüşler olsa da 1994’te kurulan YDH (Yeni Demokrasi Hareketi) ve 2010’da kurulan EDP’yi (Eşitlik ve Demokrasi Partisi) kendilerini direkt sosyal demokrat olarak tanımlamasalar da, evrensel sosyal demokrasi anlayışına en yakın partilerdi diyebilirim. Ancak büyük umutlarla kurulsalar da ikisi de yeşeremedi. Partilerini feshederek başka partilere katıldılar, sonra da kaybolup gittiler.

Peki Türkiye’de sosyal demokrat partiler neden yeşeremedi?

Öncelikle evrensel anlamda sosyal demokrasi anlayışı Türkiye toplumunun siyasi genlerine ve 90 yıllık alışkanlıklarına aykırı bir ideolojidir. Bir sivil toplum hareketi olan sosyal demokrasinin devlet karşısında sivil toplumun güçlenmesini istemesi, milliyetçilik yerine evrenselliği savunması, ekonomide devletin mümkün olduğunca küçülmesini istemesi, etnik ve mezhepsel farklılıkları bir sorun değil de zenginlik olarak görmesi, merkeziyetçiliğe karşı oluşu, seçilmişleri atanmışlardan üstün tutması… elbette ki on yıllarca evrensel değerlerden uzak, evrensel demokrasiyi ve insan haklarını içermeyen milliyetçi ve Kemalist bir eğitimden geçmiş bir toplumda taban bulması kolay olmayacaktır. Ayrıca sol cenahta hatırı sayılır oranda bir kesimin on yıllarca CHP,DSP… gibi partilerin alakası olmadıkları halde sosyal demokrat parti olduklarına inanmaları da önemli olumsuz etkenlerdendir.

Ama ilelebet böyle gidecek de değildir. İnanıyorum ki, yakın zamanda evrensel anlamda sosyal demokrat partiler Türkiye’de de kurulacak ve taban da bulacaktır. Zira zaman bunu gerekli kılmakta ve bu konuda zorlama da yapmaktadır.

Yukarıda sözünü ettiğim partilerden YDH kurulduğunda devlet memuru yasağı saçmalığından dolayı parti programı ve kadrosunu çok beğenmeme rağmen yeterince çalışmalarına katılamamıştım. Ancak 2010’da kurulan EDP ile biraz ilgilendiğimi söyleyebilirim. Nedeni de bir siyasi partinin ilk kez programında Kemalizm’e mesafe koyma cesaretini göstermesi ve askeri darbelere açıkça karşı çıkmasıydı. Ancak gerçekte öyle miydi? Maalesef hayır.

Kuruluş çalışmamaları kapsamında (epeyce katılımlı) katıldığım bir toplantıda “Partinin bileşenleri arasında gösterilen DİSK, Alevi dernekleri vb ve bu toplantıya koltuklarında Cumhuriyet gazetesiyle katılanlar bu partinin kurucuları olamazlar” demiştim. Gerekçelerim de “Barış Treni’ne karşı çıkan DİSK bu partiyle bağdaşmaz, bir Alevinin evinde Hz.Ali neyse M.Kemal de odur diyen bir şahsın temsil ettiği Alevi örgütleri bu partinin kuruluş felsefesine uygun değil. Ayrıca kırk yıl darbeleri savunmuş Cumhuriyet gazetesini koltuğunda taşıyanlarla olmaz” şeklindeydi. İnsanları ve kurumları dışlıyorum diye salondan tepki almıştım. Toplantıyı Aydın Engin yönetiyordu, desteğini saygıyla anıyorum.

Neyse parti kuruldu. Önümüzde 12 Eylül 2010 referandumu var. ‘Yetmez Ama Evet’in öncülüğünü yapan EDP’nin parti kararıyla referandumda “evet” diyeceğini açıkladığı ve konuyla ilgili broşürler bastırdığı halde genel başkan yardımcısı konumunda olan bir şahsın özel sohbetimizde “parti ‘evet’ dese de ben hayır oyu vereceğim” demesi beni hiç şaşırtmamıştı. Zira Kemalist kadrolarla öyle bir parti elbette yeşeremezdi. Nitekim referandumda da görüldü ki, Alevi dernekleri de hayır dedi, DİSK de hayır dedi, sözünü ettiğim genel başkan yardımcısı da CHP’ye gitti, hatta milletvekili adayı oldu...

Bütün bu olumsuzluklara karşın Türkiye’de halihazırda evrensel anlamda sosyal demokrat bir partinin olmaması kesin siyasi bir boşluktur. İnternet başta olmak üzere şu son on yılda toplumların yoğun etkileşimi ve hızlı değişimiyle inanıyorum ki yakın zamanda Kemalizm’den tamamen arınmış, evrensel anlamda demokrat kadrolarla bu boşluk doldurulacak ve artık Türkiye’nin de dünya aleme karşı sosyal demokrat bir partisi olacaktır.

 

Ahmet OĞUZ

26.04.20119, Kuşadası

 

Son Güncelleme Tarihi: 29 Nisan 2019 11:23

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.