HDP KÜRTLER İÇİN BİR UMUT MUDUR?

02 Aralık 2018 19:29 / 428 kez okundu!

 

 

Bu soruya “evet” demeyi çok isterdim. Ama ne yazık ki örtüyü biraz kaldırınca Kürtler için bırakın umut olmayı, tersine Kürtleri Kemalizm’e entegre etmek, enerjilerini boşa harcatmak gibi bir misyonunun olduğunu görmek çok zor değil.

 

****

 

HDP KÜRTLER İÇİN BİR UMUT MUDUR?

 

Bu soruya “evet” demeyi çok isterdim. Ama ne yazık ki örtüyü biraz kaldırınca Kürtler için bırakın umut olmayı, tersine Kürtleri Kemalizm’e entegre etmek, enerjilerini boşa harcatmak gibi bir misyonunun olduğunu görmek çok zor değil.

Bunu Gezi olaylarından tutun da Demirtaş’ın “Seni başkan yaptırmayacağız” sözüne kadar birçok tavrından anlamak mümkündür.

Kürtlerin öncelikli talepleri cumhuriyet tarihi boyunca inkar edilen kimliklerinin tanınması, inkârdan kaynaklı ekonomik, osyal, kültürel… sorunlarının giderilmesi iken Taksim’deki üç tane ağacı kendilerine kılıf edinerek Ergenekon mitinglerinin bir başka versiyonunu sahneye koyanlarla birlikte hareket ederek onca sorunları olan Kürtlerin enerjisini böyle ikiyüzlü bir eylemde (asıl amacın yeşil olmadığını herkes biliyor) harcamanın Kürtlere ne gibi bir faydası var anlamak mümkün değildir. Kürtlerin yeşil sorumluluğu yok mudur? Tabii ki vardır ancak sorunların aciliyeti diye de bir durum vardır. Nasıl ki Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinden örnekle mesela can güvenliği olmayan bir kişinin hobilerini gerçekleştirmeye yeltenmesinin doğru bir davranış olmadığı gibi. Buna rağmen Diyarbakır’daki Hevsel bahçeleri benzer sorunda duyarsız da kalmamışlardır bu arada.

Kemalist Sırrı Süreyya’nın büyük şovlarla Taksim’deki kepçenin önüne kahramanca dikilmesi ile Meclis’te CHP’lilerin söyledikleri İzmir Marşı’na başını sallayarak jest ve mimikleriyle eşlik etmesi tesadüfi bir örtüşme değildir.

Selahattin Demirtaş’ın, söylemleriyle Kemalistlerin gönlünde nasıl taht kurduğunu hepimiz biliyoruz. Hatta o derece ileri gidildi ki, Kürt düşmanı Emin Çölaşan’dan tutun da Uğur Dündar’a… bir çok ırkçı kalem açıkça HDP’ye oy istedi. Tabii ki Demirtaş da onların isteklerini karşılıksız bırakmadı. 7 Haziran seçimlerinde (2015) daha sandıkların sayımı devam ederken “Biz AKP’yle koalisyon yapmayacağız” diyerek Kemalist çevreyi rahatlatmıştı.

Adama sorarlar: Niye koalisyon yapmıyorsun? Neden görüşmeleri dahi kabul etmeyip kestirip atıyorsun?

Eğer bir parti tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde edememişse pekala koalisyon arayışları olacaktır, demokrasnin de gereğidir. Dolayısıyla neden sorumluluktan kaçıyorsunuz? Ayrıca (görüntüde) öncelikli Kürt sorununu kiminle çözeceksiniz? CHP’yle mi?       

Onlarca parti var. Yukarıdan aşağıya bir çizgi çekin ve bir tarafına T.C (resmi ideoloji) partilerini koyun diğer tarafına da diğerlerini koyun. “Diğerleri”nin hangileri olduğunu kapatma davalarıyla, devlet baskılarıyla vb hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla objektif ve biraz da korkmadan bakabilirsek HDP Kürt sorununu çözecekse “diğerleri”yle çözecektir. Yani resmi ideolojinin babası CHP ile değil. Aslında bunu Kürtler başta olmak üzere herkes biliyor ama sırf AKP karşıtlığı bağlamında HDP tabanının CHP’nin kuyruğuna takılmasına şimdilik kimse ses çıkaramıyor. Hatta Demirtaş daha da ileri giderek 24 Haziran( 2018) seçimleri TRT konuşmasında “Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmalıyız” deme cüretini bile gösterdi. Bir Kürt için Cumhuriyet’in değerlerinin Kürtleri, Alevileri… yok saymaktan Dersim katliamını hoş görmeye, solculara kan kusturmaktan dindar kesime zulüm anlamına geldiğini Demirtaş gayet iyi biliyor.

Şu “Seni başkan yaptırmayacağız” sözüne gelince: Yani Şırnak’taki Kürt, parlamenter sistemden ne hayır gördü de başkanlığa karşı mücadele için kendisini heder etsin. Başkanlık referandumu öncesi tartışmaları hatırlarsak eğer, “Başkanlık gelecek, eyalet sistemine geçilecek, Kürtler kazanımlar elde edecek…” babında milliyetçi çevrelerden propagandalar yapılıyordu. Kürtleri bu konuda da CHP ve benzeri partilerin kuyruğuna takarak enerjilerini “seni başkan yaptırmayacağız” konusuna harcamaları da Kürtleri kandırmaktan ibaret konulardandır.

HDP’nin son haline bakınca durum çok daha net.Barzani’ye küfreden adam partiye eş başkan yapılıyor. Eş başkanın etnik kökeni asla önemli değildir, Türk de olabilir, Çerkez de, Ermeni de… fark etmez. Ancak sevsek de sevmesek de Barzani ailesinin ta Mahabad Kürt Cumhuriyet’inden tutun da günümüze kadar Kürtlerin uluslaşma sürecinde çok büyük emekleri ve bedelleri vardır ve Kürtler nezdinde saygın bir ailedir.

Eklemeden edemeyeceğim. Ayrıca HDP’de demokratik siyasi ortam da yoktur. Vesayet altında bir partidir. Kandil’den, İmralı’dan gelen direktiflerle hareket ettiği sürece demokrat unsurları, Kürt aydınlarını içine alamayacaktır. Düşünün ki 7 Haziran 2015 seçimlerinde 80 vekille Meclis’e gönderiliyor. Mecliste meşru mücadele vermesi gerekirken Diyarbakır’da Nusaybin’de… birilerinin isteği doğrultusunda hendek savaşlarına girerek yüz binlerce Kürd’ün evsiz barksız kalması, çok sayıda insanın ölümü sorumluluğu altına giriyor ve hiçbir kazanım elde edemiyor. Çok saygı duyduğum Ahmet Türk de bir röportajında “hendek savaşı bir hataydı” demişti zaten.

Sonuç olarak Kürtler vesayetli partilerin örtüsünü kaldırıp gerçekleri görmek istemedikçe ve “Asker öldürmekle Kürt sorunu çözülmez” demedikçe gün yüzü göremeyeceklerdir.

 

Ahmet OĞUZ

30.11.2018 

                                           

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.