DERSİM'İN KEMALİZM AŞKI

09 Nisan 2019 11:42 / 1033 kez okundu!

 

 

1986 Mayıs’ıydı, henüz birkaç yıllık öğretmenim. İkinci sürgünüm (tabii ki siyasi) Trabzon’a olmuştu. Vali’yle görüştük, “Cezalandırmaysa atandığım yeni görev yerime gidiyorum, ancak suçu günahı olmayan eşimin de aynı ilçeye atanmasını istiyorum” dedim. Düşündü ve saat 14.00 gibi görüşmemizi istediği muavinine yönlendirdi bizi. Söylenen saatte ilgili vali muavinin odasına eşimle birlikte girer girmez “Artvinli güzel bir kızla evlendiğin yetmiyormuş gibi bir de Tuncelili olarak gelmiş devletten türlü taleplerde bulunuyorsun” dedi kızarak. “Evet, Tunceliliyim ve nüfus cüzdanımda T.C. vatandaşı yazıyor, ayrıca aşkın etnisitesi, mezhebi olmaz” cevabıma daha da sinirlenerek “Dersimlilerin geçmişine bak, neden devletten talepte bulunamayacağını anlarsın” sözleriyle daha da şoke etmişti bizi.

 

****

 

                       DERSİM’İN KEMALİZM AŞKI

 

1986 Mayıs’ıydı, henüz birkaç yıllık öğretmenim. İkinci sürgünüm (tabii ki siyasi) Trabzon’a olmuştu. Vali’yle görüştük, “Cezalandırmaysa atandığım yeni görev yerime gidiyorum, ancak suçu günahı olmayan eşimin de aynı ilçeye atanmasını istiyorum” dedim. Düşündü ve saat 14.00 gibi görüşmemizi istediği muavinine yönlendirdi bizi. Söylenen saatte ilgili vali muavinin odasına eşimle birlikte girer girmez “Artvinli güzel bir kızla evlendiğin yetmiyormuş gibi bir de Tuncelili olarak gelmiş devletten türlü taleplerde bulunuyorsun” dedi kızarak. “Evet, Tunceliliyim ve nüfus cüzdanımda T.C. vatandaşı yazıyor, ayrıca aşkın etnisitesi, mezhebi olmaz” cevabıma daha da sinirlenerek “Dersimlilerin geçmişine bak, neden devletten talepte bulunamayacağını anlarsın” sözleriyle daha da şoke etmişti bizi.

Devletin böylesine önemli bir makamında geçen bu olayla ilk kez ciddi boyutta bir ayrımcılık ve aşağılanma duygusu yaşamıştım. Dolaysıyla beni son derece sarsan o travmatik duygular ideolojik çizgimde de ilk kırılmaların tohumunu atmıştı.

Üstelik o zamanlar ödün vermez bir Atatürkçü ve Cumhuriyet gazetesi abonesiyim. İdollerim İlhan Selçukları, Uğur Mumcuları solcu biliyordum. Kutsayarak okuduğum gazetemin Nazım Hikmet için “Resmini de bastık ki halk doya doya yüzüne tükürsün” diye manşet attığından henüz haberdar değildim, ayrıca faşist askeri darbelere destek vermesini de olağan ve gerekli görüyordum. Hatta 1980-90 arası çok emek verdiğim on yıllık Cumhuriyet arşivim vardır.

Sözünü ettiğim vali muavini ellili yaşlarda, adı Ahmet Ülkü Aktuğ’du. Sonradan Sivas valisi olduğunu biliyorum. Her şeye karşın umuyorum ki şu anda hala yaşıyordur.

Daha sonraki yıllarımda da yaşadığım (belki de bundan daha ağır) ayrımcılıkları inanıyorum ki birçok Dersimli de yaşamıştır. Benzer olayların birçoğuna da tanık olmuşumdur.

Ayrıca okuduklarım ve sonraki yıllarda yaşadığım olayların etkisiyle de 90’lı yılların başlarında dünya görüşümde  meydana gelen köklü değişimle (kimilerine göre) karşı tarafa geçtim. Artık Kemalist değildim. Beni yok sayan, aşağılayan bir ideolojiyi bir Dersimli, bir aydın olarak daha fazla savunamazdım. Ayrıca sadece Kürtler ve Aleviler değil, bütün azınlıkları, gayri Müslimleri asli unsur olarak görmeyen, dindar kesime zulmeden, solculara kan kusturan bir zihniyetin günahlarını sırtımda taşıyamazdım. Dersim olayı artık babalarımızın anlattığı gibi bir isyan veya eşkıyalık değil bir katliamdı. Dolaysıyla zamanla arkadaş çevremden tutun da okuduğum gazeteye kadar bir çok şey de değişmeye başladı.

2 Nisan 2019’da Facebook’umda paylaştığım ve izmirizmir.net’te de yayımlanan bir yazımla Dersimlilerin hala Kemalizm’den vazgeçmediklerini anlatmaya çalışmıştım. Yine söz konusu yerel seçimde yedi ilçeden beşini CHP’nin kazanması da konuyla ilgili iddiamı pekiştirmektedir.

Dersim katliamını “bir modernizm hareketi” olarak gören TKP’nin Tunceli’de seçim kazanması büyük talihsizliktir, izahı da oldukça zordur. Dersim, bir türlü vazgeçemediği Kemalizm aşkını bir kez daha dosta düşmana ilan etmiştir” sözleriyle başlayan yazımın yüzlerce kişi tarafından paylaşılması, aleyhte veya lehte yüzlerce yorum ve yine yüzlerce beğeniyle çok ilgi görmesi, tartışılması ve beş gün içinde okunma sayısının 3000’i geçmesi yazının sonunda söylediğim “Eğer yakın zamanda bir kitap yazacaksam adının ‘Dersim’in Kemalizm Aşkı’ olacağı kesindir” sözüne götürdü beni.

O kitabı yazmanın zamanı gelmiştir sanırım. Motive olmamda arkadaşlarımın, dostlarımın etkisi şüphesiz ki önemlidir. Yine yakın zamanda yazmaya başladığım izmirizmir.net’in yazarlık yolunda olgunlaşmama ve motive olmama büyük katkısı olduğu da kesindir.

Ayrıca geçmiş yıllarda yerel ve ulusal gazetelerde yazılarım yayımlanmıştı, hatta bir yazımdan dolayı yine sürgün de edilmiştim. Yazmak için izin talebinde bulunduysam da türlü sebeplerle engellendim. Ancak büyük kayıp sayılmaz, zira devlet memuru sıfatıyla yazacak olsaydım sanırım bugünkü gibi özgürce yazılar yazamazdım, en çok devlet memurunun kılık kıyafeti kadar disiplin dahilinde  yazılar olurdu.

Ayrıca yıllardır bu konuyla ilgili hazırlıklarım da vardı zaten. İnanıyorum ki; gerek sosyal medyada tanıştığım gerek reeldeki dostlarım da (ellerinde varsa ve de gerekliyse) bilgi ve belgelerini benden esirgemeyerek tasarlamakta olduğum esere katkıda bulunacaklardır.

Yine inanıyorum ki bu konuya daha önceleri kafa yoran ve güzel eserler veren insanlar da vardır, bundan sonra da olacaktır. Ancak mevcut durum itibariyle hala yazılması gereken bir konu olduğu kesindir.

Artık bir nevi söz vermiş gibi oldum. Yıllar önce sigarayı da en son öğrencilerime söz vererek nihayet bırakabilmiştim.smiley                                                                                                       

 

Ahmet OĞUZ

09.04.2019, Kuşadası

 

 

Son Güncelleme Tarihi: 13 Nisan 2019 01:33

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.