DARBESEVERLİK HASTALIĞI

24 Şubat 2019 16:15 / 1498 kez okundu!

 

 

Mesela İzmir-Buca’da bir meydana adı verilen 28 Şubat darbesinin baş sorumlusu Çevik Bir’in adı hala kaldırılmamıştır. Bu, utanç verici bir durumdur. Bu adamın isminin kaldırılmasıyla ilgi türlü çabalar olmuşsa da maalesef sonuca ulaşılamamıştır. 2015’te AK Parti, ‘Çevik Bir Meydanı’ adının ‘Yaşar Kemal Meydanı’ olarak değiştirilmesini istemişse de önerinin CHP’nin çoğunluk oylarıyla reddedilmesiyle o darbeci ve militarist isim bir demokrasi ayıbı olarak ne yazık ki hala o meydanda durmaktadır.

 

****

 

DARBESEVERLİK HASTALIĞI

28 şubat darbesi ile ilgili görsel sonucu

 

Bana komedi türü bir tiyatro eseri yaz deseler sanırım darbecilerin darbeye gerekçe yaratmak amacıyla halkı kandırma senaryolarını yazardım.

Düşünün 1960’ta faşist askeri darbeyle halkın iradesine müdahale edilerek seçilmiş hükumet alaşağı ediliyor ve ertesinde güya halk darbeyi destekliyormuş algısı yaratmak amacıyla süngü zoruyla vatandaşlar meydanlara çıkartılıp darbeye destek düzmece mitingleri düzenletiliyor, üniversitelerde öğrencilere destek gösterileri yaptırılıyor, profesörlere darbeyi öven yazılar yazdırılıyor... Sonra da seçilmiş başbakan bakanlarıyla birlikte idam ediliyor. Üstüne de Taksim meydanına koca bir süngü heykeli dikilerek darbe kalıcı eser haline getirilmek isteniyor. Yetmiyor on yıllarca darbe günü ‘hürriyet bayramı’ olarak kutlanıyor. Bütün bunları da “demokrasiyi tesis etmek için yapıyoruz” deniyor. Bundan öte komedi düşünemiyorum.

Bu komedi tarzı askeri tiyatroların on yıllarca sahne alması maalesef halkta azımsanmayacak derecede darbesever taraftar yaratmıştır. Hatta öyle ki on yıl geçer de darbe olmazsa “Nerde bu askerler? Nasıl rahat uyuyorlar? Ordu göreve...” tarzı söylemlerle darbe çığırtkanlığı yapmaktan utanç duymayan tiplerle sık karşılaşabiliyoruz.

Darbecilik geleneğinin kökleri taa Bab-ı Ali’ye(1913) kadar dayansa da asıl darbeseverlik hastalığının virüsleri 60 darbesiyle birlikte topluma yayılarak günümüze kadar gelmiştir. Bu hastalık virüsünü topluma yaymak konusunda maalesef solcular veya kendilerini solcu zannedenler başı çekmiştir. Bu da ayrıca üzücü bir durumdur.

Çok eski değil, günümüzde liseli gençlerin bile hatırlayabileceği 2007’de hükumete bağlı genelkurmay başkanı, emrinde çalıştığı hükumete muhtıra vermişti. O zamanın ana muhalefet partisi durumundaki CHP (ve bileşenleri) demokrasi adına durumdan rahatsızlık duymayıp muhtırayı kınamamışlardı, ancak hükumetteki AK Parti dik durmuş ve “Genelkurmay başkanı hükumetin emrindedir” açıklamasıyla muhtırayı yok hükmünde saymıştı. Hemen sonrasında da aldığı seçim kararıyla halka giderek oylarını % 47’ye yükseltmişti. Halk darbecileri ve destekçilerini adeta cezalandırmıştı.

Muhtıracı paşa da emekliğin tadını çıkarmak üzere Ege sahiline gelmişti. Bir gün duyduk ki, sağlık kontrolü için gittiği hastanede güya vatandaşlar kendisine sevgi gösterilerinde bulunmuşlar. Darbeciler, bütün medeni ülkelerde halkın içine çıkamazlarken bizde böyle tersine durum yaşanması ibretlik bir durumdu. Bir vatandaş olarak durumdan rahatsızlık duyduğumdan o zamanlar yazarı olduğum yerel gazetedeki köşemde yayımlanmak üzere bu tablonun utanç verici bir durum olduğunu anlatmaya çalıştığım bir yazı yazmıştım. “Oldu olacak pasta börek yapıp rezidansına ziyarete gitsinler, sırtını sıvazlayarak ‘çok yaşayın paşam, sizler irademize müdahale ettikçe hep arkanızda olacağız...’ gibi sözlerle paşayı omuzlara alsınlar" babında bir yazıydı. Ancak gazetem de boş durmamış, yazıma sansür koyup yayımlamayarak zat-ı muhtereme sevgi gösterisi kervanına katılmaktan geri kalmamıştı.

Elbette demokrasi kültürümüz olgunlaştıkça darbeseverlik hastalığı da gittikçe zayıflayacak ve şüphe yok ki günün birinde tamamen yok olacaktır. Nitekim Türkiye tarihinde ilk kez Ergenekon davası kapsamında darbecilerin yargı karşısına çıkarılmaları ve yaklaşık beş yıl Silivri’de hapiste tutulmaları, 2010 referandumuyla birlikte askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmaları, 15 Temmuz’da nihayet tankın üzerine çıkılması, darbeci anlayışın kırılmasında büyük dönüm noktalarıdır. Her ne kadar birileri 15 Temmuz darbe girişimi için ‘düzmeceydi, danışıklıydı’ dese de (ki bu eleştiriyi yapanlar, bırakın danışıklı darbeyi darbe karşıtı bir film dahi yapamamışlardır) gerçekte insanlar tankın üzerine çıktı ve bu uğurda yüzlerce insan öldü. Sonuç olarak her ne şekilde olursa olsun 15 Temmuz’la yaratılan darbe karşıtı algı çok önemlidir ve sivil anlayışın olgunlaşması bakımından bir devrim niteliğindedir.

Ayrıca Kenan Evren ve o zaman hayatta olan darbeci arkadaşlarının ölmelerine yakın da olsa darbe konusunda sorgulanmaları ve isimlerinin okul, cadde, meydan gibi yerlerden kaldırılması da sivilleşme açısından önemli adımlardır.

Bütün bunlar sevindiricidir, ancak yeterli değildir. Zira darbeseverlik hastalığı oldukça zayıflasa da maalesef izleri hala vardır. Mesela İzmir-Buca’da bir meydana adı verilen 28 Şubat darbesinin baş sorumlusu Çevik Bir’in adı hala kaldırılmamıştır. Bu, utanç verici bir durumdur. Bu adamın isminin kaldırılmasıyla ilgi türlü çabalar olmuşsa da maalesef sonuca ulaşılamamıştır. 2015’te AK Parti, ‘Çevik Bir Meydanı’ adının ‘Yaşar Kemal Meydanı’ olarak değiştirilmesini istemişse de önerinin CHP’nin çoğunluk oylarıyla reddedilmesiyle o darbeci ve militarist isim bir demokrasi ayıbı olarak ne yazık ki hala o meydanda durmaktadır.

Marquez’in, Kırmızı Pazartesi’ndeki “kasabanın meydanında öldürülen gencin tek suçlusu genci öldüren katiller değil, başından beri adım adım gelen o cinayetin her aşamasını bilen bütün kasaba halkı suçludur” saptamasında olduğu gibi, ülkenin düzmece senaryolarla adım adım darbe ortamına sürüklenmesine ve nihayetinde yapılan darbelere sessiz kaldığımız sürece hepimiz suçluyuz. Ve hala darbecilerin adları meydanlarda, caddelerde… duruyorsa, o ayıp hepimizindir.

Tarih, darbecileri ve destekçilerini hep utandıracaktır.

 

Ahmet OĞUZ

24.02.2019, Kuşadası

 

Son Güncelleme Tarihi: 24 Şubat 2019 17:43

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.