CEHENNEMDEN DOĞAN ŞAİR: CEMAL SÜREYA

13 Temmuz 2020 18:28 / 1373 kez okundu!

 

 

"Düşünün ki ilk evliliğinden olan kızı cenazesine gitmediği gibi, ölümünden sonra da yakınlarının "mezarını yaptıralım" talebine (kardeşinin beyanına göre) babası için “Beş para etmezdi” diye cevap verebiliyor. Bir başka evliliğinden olan ve alkolik annesine rağmen sonsuz fedakarlıklarla üstüne titrediği oğlu Memo; büyüyüp 130 kilo olunca babasını döverek onun ölümüne sebebiyet veriyor, hatta bazı iddialara göre döverek öldürüyor."

 

****

 

CEHENNEMDEN DOĞAN ŞAİR: CEMAL SÜREYA 

 

 

Ne zaman aşkla ilgili konu açılsa hep Cemal Süreya’nın 18 ay, Fransız yazar Frederic Beigbeder’in ise aşka 3 yıl ömür biçtiklerini söylerdim.

Zamanla Süreya’nın yaşamıyla ilgili daha detaylı bilgiler edinince 18 ay ömür biçtiği aşkların ona ne ağır bedeller ödettiğini çok acı duyarak öğrenmiş oldum.

1930’lu yıllarda Erzincan’dan Bilecik’e sürgün edilen Dersimli bir ailenin çocuğu olarak daha çocuk yaşlardayken annesinin erken ölümüyle iki kız kardeşiyle birlikte üvey anne zulmüyle geçirdikleri korkunç travmalardan, yaptığı 6-7 kötü evliliğe ve bütün emeklerine, fedakarlıklarına rağmen iki çocuğundan gördüğü kabullenilemez karşılıkla cehennem dolu  bir hayat...

Bir söyleşisinde “Ben cehennemden doğmuş bir şairim” demesinin sebebi budur elbet.

Ünlü yazar çizerlerden bir çoğunun üç isimli olmalarına özentiyle, asıl adı “Cemalettin Seber” iken Cemal Süreyya Seber’e dönüştürdüğü ismi bir arkadaşıyla girdiği iddiayı kaybetmesi sonucu isminden bir harf attırması gerekince de ‘Süreyya’  da ‘Süreya’ oluyor ve Cemal Süreya adı çıkıyor ortaya.

Mülkiye mezunu Süreya, maliye müfettişliğinden darphane müdürlüğüne, yüksek düzey memur maaşıyla  birlikte Papirus Dergisi’nden, çok sayıda kitaplarından, çevirilerinden gelirleriyle; sorunlu evliliklerinden dolayı bir türlü maddi rahatlığa kavuşamadığı gibi, özellikle ömrünün son zamanlarını sefalet içinde ve aşırı üzüntüyle  geçirerek çok acı verici biçimde erkan yaşta yaşama veda ediyor.

Düşünün ki ilk evliliğinden olan kızı cenazesine gitmediği gibi, ölümünden sonra da yakınlarının "mezarını yaptıralım" talebine (kardeşinin beyanına göre) babası için “Beş para etmezdi” diye cevap verebiliyor. Bir başka evliliğinden olan ve alkolik annesine rağmen sonsuz fedakarlıklarla üstüne titrediği oğlu Memo; büyüyüp 130 kilo olunca babasını döverek onun ölümüne sebebiyet veriyor, hatta bazı iddialara göre döverek öldürüyor.

Öyle bir oğul ki Memo, okulu bırakıp tarikatlara, silahlara ilgil duyuyor. Babasının ölümünden aylar sonra da o çok sevdiği silahıyla vurularak öldürüldüğünde cenazesine kimse gitmiyor, aşırı kilolarından dolayı kapağı kapatılamayan tabutu çevreden buldukları 4-5 kişinin yardımıyla zor bela taşıyabiliyorlar.

Süreya, kısa süreli ve çok sayıda yanlış evliliğin kendisine çok ağır bedeller ödettiğini söylüyor. Yine bir söyleşisinde “İnsan bir kez evlenmeli, evlilik bir şans” sözleriyle kötü evliliklerinin ağır bedellerine göndermede bulunuyor.

Ocak 1990’da Kasımpaşa Kulaksız mezarlığına defnedilen Süreya’nın oldukça kalabalık cenaze töreninde okunan “Üstü Kalsın” şiirindeki “Ama ayrıca aldığın şu hayat/Fena değildir/Üstü kalsın” dizeleriye sanki 59 yıllık bir yaşama razı geldiğini önceden söylüyor maalesef... 

Geriye kalan sadece şair Cemal Süreya ismi, şiirleri, anmaları ve memleketi Pülümür’deki mütevazı heykeli.

 

Ahmet OĞUZ

12.07.2020

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.