SİDDET KULLANAN POLİSLERİ KORUMA ALTINA ALAN YASA

06 Haziran 2020 13:14 / 1364 kez okundu!

 


Bu kez, Amerika'daki olaylar sonrasında Hollanda devletinin polisler ve asayiş sistemi ile ilgili planlarını ve yaptıklarını anlatıyor A. Daşkapan... Amerika ve Avrupa'daki son gelişmelere bakarak diyebiliriz ki, vatandaşı ırkçı polis şiddetinden kim koruyacak sorusu hala ortadadır. 

 


****

 

SİDDET KULLANAN POLİSLERİ KORUMA ALTINA ALAN YASA

AMERİKA VE BATI AVRUPADA IRKCI POLİS ŞİDDETİ ARTARAK DEVAM EDİYOR 

KAPİTALİZMİN SOKAKTAKİ VAHŞET YÜZÜ GÖREVİ ARTIK GARIBAN AILE ÇOCUKLARINDAN OLUŞAN POLİSLERE BIRAKILIYOR 

BATI EMPETYALIZMİ ÜLKELERİNDE VATANDAŞI POLİSLERE KARŞI KİM KORUYACAK SORUSU GÜN GEÇTİKÇE DAHA ACİL BİR SORU HALİNE GELİYOR. 

POLİS DEVLETİ GERÇEĞİ GÖRMEK İSTEYENLER BATI EMPERYALİZMİ ÜLKELERİNE BAKSIN.

KÖHNE SİLAHLI VE SİDDET ESASLI POLİS TESKILATI MODELİ HOLLANDA'DA ARTIK TARİHE KARIŞMALIDIR.

MODERN, ÜSTÜN BİLİNÇ VE YETENEKLERE SAHİP SİLAHSIZ, ŞİDDETSİZ SOSYAL ASAYİŞÇİLERDEN OLUŞAN YENİ BİR TESKİLAT POLİSİN YERİNİ ALMALIDIR

Amerikanın farklı eyaletlerinde beyaz polis memurların siyahlara yönelik uyguladığı orantısız şiddet günlük hayatın önemli bir gerçeğini teşkil ediyor. 

Çok derin kökleri olan ve sanki beyaz ırkın genlerine bulaşmış köleci zihniyetin ürünü olan bu polis şiddeti sıkça siyah Amerikalı vatandaşların ölümüyle sonuçlanmaktadır. Bunun akabinde gelişen protesto ve toplumsal sokak hareketleride artık hayatın doğal bir parçası haline gelmiş durumdadır.

Trump son günlerde Amerikan ordusunu siyahlara karşı uygulanan polis şiddetini kınayan toplumsal hareketleri şiddetle bastırmak amacıyla teyakkuza geçirdi. Kendine demokrasinin beşiği ve koruyucusu olarak satmaya çalışan ve gerçekte kapitalizmin en vahşet yüzü olan ABD yönetimi siyah Amerikalılara yönelik şiddeti engellemek yerine polis polis şiddeti  mağdurlarını devlet askerininde sidddeti hedefi haline getirmiştir.

Amerikada 400 yıllık köleci zihniyetin siyahlarda bıraktığı derin yaralar her yeni polis şiddet olayında yeniden kanıyor, vicdan sızlamaları tazeleniyor, isyan duyguları tavan yapıyor. 

Batı Avrupa ülkelerinde de siyahlara ve ozellikle müslümanlara karşı benzeri şiddet olaylarına ve sürekli artan ırkçı uygulamalara tanık olmaktayız.

Hollanda devletinin karar almakta olduğu  ve şiddet kullanan polislere yönelik cezai uygulamaların hafifletileceiği yeni yasa vatandaşı artık kim beyaz polise karşı koruyacaktır sorusunu beraberinde getirmektedir. 

Hollandada polislere verilen bütün egitim proğramlarına, bilgilendirmelere, uygulanan disiplin tedbirlerine rağmen polislerin çok fazla orantısız şiddet kullandığı günlük Hollandanın yaşam gerçeği olmuştur. Özellikle göçmenlerin yoğunluklu ikamet ettiği bölge ve mahallelerde sokağın değişmez tablosu haline gelmiştir. Amerikadaki klasik siyah gettolardaki polis şiddeti foroğrafını Hollandanın bir çok semtinde görmek mümkündür.

Polis şiddetiyle ilgili yasaların gevşetilmesi kaçınılmaz olarak ırkçı polis şiddetini arttıracaktır. Vatandaş Hollandada polise karşı yasal olarak yeterince korunmadığı durumunda vatandaşın polise karşı kendikendini koruması ve polis memurlarının çiddetin hedefi haline gelmeside kaçınılmaz hale gelecektir.

Daha sert polis uygulamalarıyla vatandaşın korkacağı ve polise karşı şiddet kullanmaktan kaçınacağı algısı çok safça bir algıdır. Diktatürlüklerin hakim olduğu bir çok ülkede sert polis uygulamaları karşısında vatandaşın tepkilerinin aynı orantıda sertleştiğini görüyoruz.

Körce polis devleti zihniyetiyle hareket etmenin sorunları çözmeyeceğini, aksine arttıracağını görmeli ve bu bu zihniyete ivedilikle veda etmeli.

Hollanda'daki silah ve şiddete dayalı polis modeli artık medeni bir ülke ve halka uygun değildir, mustahak değildir.

Sokaktaki Hollanda polis memurları en kısa zamanda silahsızlanmalıdır ve sokaklarda korku salan polis tablosu kalkmalıdır.

Sokakataki polis memuru bir rehber, bir arabulucu, bir sosyal danışman olmalıdır ve bilgisiyle, sosyal zekasıyla ve sosyal yeteneklerüyle fark atıp asayışı sağlayan bir modern modele dönüşmelidir.

Bu çok safça bir düşünce olarak gelebilir. Ancak değildir.

Bu aynı zamanda kriminal suçlara karşı, uyuşturucu ticareti ve kullanımına karşı, illegal silah bulundurma suçlarına karşı daha etkin politikalara paralel olarak uygulanmalıdır. Kriminal suçlar ve uyuşturucu cenneti modeline son vermek lazım. Kriminal suçlar ve uyuşturucu cenneti modeli ne ilericilikle, ne demokrasiyle nede özgürlikle bağdaşmamaktadır.

Vatandaş kendini güvende hisetmemektedir, polis memuruda kendini güvende his etmemektedir. Bu kısır döngü kırılmalıdır.

Aşırıya kaçmış bir polis devleti modeli Amerikadan ve başka bir çok ülkeden bildiğimiz derin devlet olgusunu beraberinde getirir. Derin devlet olgusuda her alanda hukuk devleti olgusunu imha eder.

Er yada geç silahlı polis Hollanda sokaklarından kaybolacaktır. Ancak o zaman medeni bir devlet ve medeni bir toplum olgusundan bahsetmek mümkündür.

Ancak köleci ve sömürgeci zihniyetin ürünü olan beyaz ırk şiddeti küresel bir sorundur. 

Hollanda devleti geçen günlerde Hollanda başbakanı Ruttenin ağzıyla ırk, etnik ve inanç temelli ayrımcılığın Hollandada sistematik bir sorun olduğunu teyid etmiştir.

Ve ırkçı şiddet bir çok beyaz ülkede artık devlet adına yapılmaktadır. Polis memuru devletin anayasal olarak belirlenen fiziksel şiddet kullanma ve silah bulundurma yetkisine istinaden sozkonusu ırkçı şiddet uygulamalarını yapmaktadır. Devletin siddet kullanma monopolisi (tek yetkili) istismarı sözkonusudur.

Bütün dünyadaki polis teşkilatların teşkilat kültür anlayışı temelde aynıdır. İçerde herkesin birbirine karşı sonsuz sadakat, koruma ve birbirini kollamak mentalitesi tavizsiz bir esastır. 

Bu sebeple dünyanın her yerinde polis tarafından kullanılan orantısız şiddetin suçlusu memurların belirlenmesi, gerçekten yargılanması veya kendilerine verilen cezanın infaz bulması büyük bir sorun teşkil etmektedir.

Amerikada Missisippi kentinde beyaz polislerin sıyah gençleri öldürmesi ve konuya ilişkin cinayet masası araştırması “Bississippi Burning“ filminin konusu olmuştur. Şiddetin temelinde ırkçılık yatıyorsa bu beyaz toplumlarda çok daha rahat inkar edilmekte ve örtbas edilmektedir.

Hukuk çerçevesinde polis teşkilatları üzerinde resmi bir kontrol mekanizması olmasına rağmen gerçek hayatta siyasi ve hukuksal kontrolün dışında hareket edebilen devlet içinde devlet teşkilatları konumuna gelebilmektedirler. Seçilmiçlerin kontrol yetki ve olanakları azaldıkça vahimiyet boyutu orantılı olarak artar. Derin devlet kavramının Amerikan devletin iç işleyişinden esinlenerek literatüre geçmiş bir terim olmasıda çok manidardır.

Hollandada polis teşkilatının içinde bulunan dürüst memurlar irkıcılığı gündeme getirdiklerinde işten atılabiliyor, zoraki başka göreve atanıyor, polis teşkilatı ahlakına ters davrandığı ve arkadaşlarına ihanet ettiği algısıyla safdışı bırakılıyor ve ırkçılık azami düzede örtbas ediliyor. Irkçılık yapanlarda genellikle cezasız kalıyor. Hollanda hukumetinin karara bağladığı ve henüz senatodan geçmeyen yeni yasal düzenlemeye göre şiddet kullanan polislere yönelik iç genelge temelinde ceza kanununa dayalı işlem yapmak nerdeyse imkansız hale gelecek.

Polis teşkilatlarına verilen fiziksel şiddet kullanma yetkisi ırkçı şiddet uygulamaları sebebiyle artık ciddi tartışı konusu haline gelmiştir. 

Batı Avrupa ülkelerinde bu model polis teşkilatlarını bir ülkenin iç asayişinden sorumlu yapmak artık modern çağın tercih etmemesi gerek bir modeldir.

Mevcut polis teşkilatların gördükleri eğitim ve teşkilatların tarihleri sürecinde geliştirdikleri iç organizasyon kültürü ve mesleki anlayışı itibarıyla değişebilmesi çok zor.

Mevcut Batı Avrupa polis teşkilatları personelinin daha modern, silahsız ve şiddetsiz yöntemlerle iç asayişi sayılabilecek teşkilat modellerini anlamak, kabullenmek veya uygulamak kapasitesinden yoksun olduğunu görmek gerekir. Irkçı ve sömürgeci zihniyetin izlerinden kurtulmaları imkansız görünmektedir.

Bu sebeple Hollanda ve diğer batı Avrupa ülkelerinin ve hatta bütün modern dünyanın artık bu eskimiş polis teşkilatları modelini geride bırakması, mevcut personellerini askeri teşkilatlara dış güvenlik misyonlarında görevlendirilmek üzere aktarması en sağlıklı yoldur diye düşünüyorum. 

Yeni ve modern toplumlarda silahlı polislere ihtiyac yoktur. Iç asayisi silahlı polisle ve fiziksel siddetle sağlamak yöntemi toplumda silahlı ve şiddet eksenli karşı hareketleri yaratır, uyandırır. 

İç asayişin sorumluluğunu artık silahsız, üstün sosyal, toplumsal ve psikolojik bilinci olan ve şiddeti rededen personelden oluşan modern teşkilatlara bırakmak gerekmektedir. Egitimi akademik meslek okulu düzeyinde olan, silah yerine müdafa dövüş teknikleri eğitimi gören ve asla şiddet kullanmayan modern polis modeli üzerinde çalışma yapılmalıdır.

Bu bence hayata geçmesi gereken toplumsal barışın birinci önkoşuldur. Amerika, bati Avrupa ve dünyada modern ülkeler sırasında yer almak isteyen bütün ülkelerin artık bu yolu izlemesi gerektiğini düşünüyorum. 

Organizasyon bilimcileri iyi bilir. Mevcut bir teşkilâttaki kütürü değiştirmek hem çok zaman ve enerji gerektirir ve hemde nerdeyse mümkün değildir. Yani cok zordur.

Onun icin bu yeni yolu tercih etmeyi düşünecek her ülke sıfırdan ve yepyeni bir anlayışla kurulacak yeni sosyal asayiş teşkilatları modeli düşünmelidir.

Bu yeni ve modern sosyal asayişçiler, toplumsal barışın ve ülkenin iç huzurunun mimarı ve temeli olmak potansiyelini taşımaktadır. 

Üstün bilinç ve yeteneklere sahip silahsız, sosyal, barışçıl asayisçiler modeli...

Özetle Amerika ve Avrupa'daki son gelişmelere bakarak diyebiliriz ki, "vatandaşı ırkçı polis şiddetinden kim koruyacak?" sorusu hala ortadadır"

 

Ahmet DAŞKAPAN

 

 

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.