NATO, AB VE TÜRKİYE

31 Aralık 2020 17:15 / 1269 kez okundu!

 

 

"ABD’nin yaptırım kararları, AB’nin aldığı kimi kararlar, Hollanda’nın silah ambargosu kararı, Belçika Meclisinin, Türkiye'ye, 'bölgede istikrarı bozucu müdahalelere son vermesi' çağrısı ve Karabağ’ı tanıma kararı gibi adımlar, bunların hepsi aslında tek merkezden yönlendirme gibi ortaya çıkıyor. Bu nedenlerle de artık büyük resmi daha iyi tanımlamalıyız."

 

 

****

 

NATO, AB VE TÜRKİYE

 

Hollanda parlamentosunda geçtiğimiz günlerde iki kanun teklifi kabul edildi: Azerbaycan Devlet Başkanı Aliyev ve eşi Mihriban Aliyeva'ya karşı yaptırım uygulanmasına yönelik kanun teklifi ve Azerbaycan'a verdiği destek nedeniyle Türkiye'ye silah ambargosu uygulanmasına yönelik kanun teklifi. İkisi de elbette aptalca kararlar. Üzerinde durmaya bile gerek yok.

ABD’nin yaptırım kararları, AB’nin aldığı kimi kararlar, Hollanda’nın silah ambargosu kararı, Belçika Meclisinin, Türkiye'ye, “bölgede istikrarı bozucu müdahalelere son vermesi" çağrısı ve Karabağ’ı tanıma kararı gibi adımlar, bunların hepsi aslında tek merkezden yönlendirme gibi ortaya çıkıyor.  Bu nedenlerle de artık büyük resmi daha iyi tanımlamalıyız.

Batı emperyalizmine iktisadi, siyasi, askeri bağımlılık en kötü demokrasiden daha kötüdür. AB ile ekonomik birlik iş adamlarına ticari kazanç sağlasa da Türkiye’nin ulusal bağımsızlığından daha önemli değildir. AB’ye siyasi bağımlılık, Türkiye’nin Avrupa dışındaki bölgelere, Ortadoğu’ya, Türkî cumhuriyetlere açılımına duvar oluşturuyor. NATO’ya üyelik ise askeri bağımlılığın kalbidir ve ilerdeki bağımsız açılımlara en büyük engeldir. Tabloya bir bütün olarak bakmak lazım. Irak ve Yugoslavya örneklerini hiç akıllardan çıkarmayalım. İç muhalif kesimlerin batı emperyalizmine kucak açması sonucu Irak ve Yugoslavya paramparça edildi. Batı emperyal güçlerin eline hem Yugoslavya ve Irak gibi ve de Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ülkemizi işgal ettikleri gibi yeniden fırsat vermemek için, içerdeki barış ve demokrasi, olmazsa olmaz koşuludur. Batı Avrupa ülkeleri ve NATO hiçbir zaman Türkiye’ye eşit gözle bakmayacaktır. Üç yüz yıllık süreç bunu çok net bir şekilde ortaya koymuş durumdadır. Türkiye ne kadar olumlu diplomasi tavrı sergilese de AB’nin duruşunda bir şey değişmeyecek. Türkiye’nin AB üyeliğini sürekli ertelemek için kırk dereden su getirenler, sonra doğu Avrupa ülkelerini her türlü eksikliğe rağmen alelacele AB üyesi yaptılar. Türkiye bir ulusallaştırma yoluyla yakayı AB’den kurtarmayı seçebilir. Bağımsız Türkiye projesinin yegâne yolu budur. Bunun için içeride çatlak olmamalı.

AB ile üyelik görüşmeleri şimdilik karşılıklı olarak politik bir silah olarak kullanılıyor. Birden dengesizce NATO’dan çıkamayacağımızı da biliyorum. Hatta NATO’nun Türkiye’ye karşı daha aptalca kimi kararlarına veto hakkını elde tutmak da kimi zaman çok önemli olabilir. Devletin o andaki çıkarlarının da elbette gözetilmesi gerekir.

Batı ülkelerinin Türkiye’ye yönelik ambargolar ve askeri tedbirlerini hafife almamak lazım. Onlarla tartışmaya elbette devam ama unutulmasın ki kabullenecekleri tek olgu “köle Türkiye” pozisyonudur. O da bize uymaz.

Herkese daha sağlıklı, daha özgür bir yeni yıl diliyorum.

 

Ahmet DAŞKAPAN

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.