Adnan Oktar tutuklandı

19 Temmuz 2018 11:33  

 

Adnan Oktar tutuklandı

Adnan Oktar grubuna yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye getirilen şüphelilerin tutuklanmasının ardından, Adnan Oktar da sabah saatlerinde tutuklandı. Toplam 157 kişi tutuklanırken, 19 kişi de serbest bırakıldı. Adnan Oktar, mahkemedeki ifadesinde suçlamaları kabul etmedi.

Adnan Oktar grubuna yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye getirilen Adnan Oktar'ın da aralarında bulunduğu 157 şüpheli tutuklandı.

Mahkemede, çocuklara cinsel istismarda bulunduğu iddialarıyla ilgili soruları yanıtlayan Adnan Oktar, iddiaları çirkin bulduğunu söyleyerek reddetti. 

Atılı suçlamaları kabul etmediğini söyleyen Adnan Oktar, "Geniş bir arkadaş grubum vardır. Lakap kullanırım ancak kod adım yoktur" dedi.

İfadesinde ayda 3500 lira geliri olduğunu beyan eden Oktar, başka geliri olmadığını söyledi.

Kendisine kumpas kurulduğunu da öne süren Adnan Oktar, yurt dışında yaptığı görüşmelerinin Türkiye aleyhine değil, lehine olduğunu söyledi.

Oktar, küçük kızları evine alarak tacizde bulunduğu iddialarını da kabul etmedi. 

Adnan Oktar suçlamaları reddederken "Hukukun içinde yaşayan bir kişiyim, halkın içinde yaşayan bir kişiyim. Herkes beni görür tanır. Gittiğim yerler bellidir. Gizli anlaşılmaz örgüt lideri değilim, Dürüst insanlarla yaşamayı seven, dost olmayı seven, arkadaş çevresi olan bir kişiyim. İddiaları çirkin buluyorum, kabul etmiyorum." ifadelerini kullandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca yürütülen soruşturma doğrultusunda gözaltına alınan ve tutuklanmaları talebiyle hakimliğe sevk edilen 176 şüphelinin işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından sorgulanan, aralarında Adnan Oktar'ın da bulunduğu 157 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. 5 kişi Emniyet, 1 kişi Savcılık, 13 kişi Adli Kontrol şartıyla olmak üzere toplam 19 kişi serbest bırakıldı.

Aralarında örgüt yöneticilerinin de olduğu 11 şüphelinin hakimlikteki işlemleri ise devam ediyor.

Savcılık, örgüt lideri olduğu öne sürülen Adnan Oktar ile Didem Ürer, Alev Babuna, Ayşegül Hüma Babuna ve Ahmet Oktar Babuna'nın da aralarında bulunduğu 59 şüpheliyi "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "çocuğun cinsel istismarı", "nitelikli cinsel saldırı", "şantaj", "mal varlığı değerlerini yurt dışına çıkarma", "cebir, şiddet ve tehdit kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma" suçlarından tutuklanmaları istemiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk etti.

Savcılığın hazırladığı sevk yazısında, şüpheli Adnan Oktar'ın örgütü kurduğu ve dini değerlere zarar vermek, toplumun yapısını bozmak ve haksız elde ettikleri kazançları meşrulaştırıp lüks bir hayat sürerek devamlılığını sağlayacak şekilde yapılandırdığı anlatıldı.

Gruptaki birçok kişinin ise gerçeğe aykırı kuyumculuk faaliyetleri üzerinden alınan ruhsatlarla silahlandırıldıkları vurgulanan sevk yazısında, ''Yapılanmaya yurt dışından da geldiği tespit edilen paraları örgüte mensup kişilerin kurmuş oldukları şirketler üzerinden akladıktan sonra örgüte aktardığı MASAK raporuna göre örgüt mensupları ve yöneticilerine ait şirketlerin yetkililerin şirketlerin mal satışlarından elde edilen gelirleri şirkete aktarmadan örgütle bağlantılı şahıslara vermek suretiyle parayı kaynağından uzaklaştırma, banka kredilerini ödemeyerek üçüncü kişilere aktarma, yeni kurulan ticari faaliyeti olmayan şirket hesaplarına nakit yatırma ve bu hesaplardan para çekme, gayrimenkul edinme ve akabinde gayrimenkulün mülkiyet yapısını sürekli değiştirerek kara para aklamaya matuf olmuşlardır.'' denildi.

"ÖRGÜTTEN AYRILMAYI YEMİNLE ENGELLEME GAYRETİ"

Sevk yazısında, "grubun Global Yayıncılık firmasına yurt dışı şirketlerden gelen bir kısım transferlerin de yine örgütsel kaynakları gizleme ve aklamaya yönelik işlemler olduğu, aktarılan bu paraların örgüt içinde güvenilir olan şahısların adına çok hisseli olacak şekilde menkul ve gayrimenkul alınarak aklandığı, kayıtlı ya da kayıt dışı olarak örgüte gelen paraların nasıl değerlendirileceğine örgüt elebaşısı Adnan Oktar'ın karar verdiği" kaydedildi.
"HİYERARŞİK YAPI FETÖ/PDY BENZERİ''
"ÖRGÜTTEN AYRILMAYI YEMİNLE ENGELLEME GAYRETİ"

Şüpheli Oktar'ın ''mehdi'' olduğuna örgüt üyelerini inandırdığı, örgüt içerisinde hazırlanmış olduğu ''Eğer bu davadan ayrılırsam Allah'ın, meleklerin ve tüm lanet edicilerin laneti üzerime olsun'' şeklinde yemin metniyle dini duygular üzerinden örgütten ayrılmayı engelleme gayreti içerisinde olduğu anlatılan sevk yazısında, yemin metnini ve mehdiye biat kavramını örgüt üyeleri üzerinde mutlak bir hakimiyet sağlamak için kullandığının anlaşıldığı belirtildi.

Grubun içerisinde bulunan ''imam bacılar'', ''bacılar'' ve ''kız kardeşler'' olarak sınıflandırılan tüm kadınların Adnan Oktar'ın eşi konumunda olduğu bilgisi verilen sevk yazısında, şüpheli Oktar'ın yapılan sahte evliliklerden örgüt içerisindeki hiyerarşiye ve turnike sistemiyle örgüte kazandırılacak kişilere kadar her konuda kendisinin karar verdiği, diğer örgüt mensuplarının Oktar karşısında ''esas duruş'' olarak tabir edilen mutlak itaatkar bir şekilde tavır sergilediklerinin beyanlarından anlaşıldığı ifade edildi.

Sevk yazısında, şüpheli Oktar hakkındaki suçlamalar şu şekilde sıralandı;

''Görüntü tespitleri, mağdur ve müşteki ifadeleri, adli muayene raporları, görüntü ve açık kaynak tespitleri, tape kayıtları ile tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde şüpheli Oktar'ın silahlı suç örgütünün kurucusu ve elebaşısı konumunda olduğu, örgütün faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen tüm cinsel saldırı, çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, şantaj ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından sorumlu olduğu, ayrıca 2 mağdura yönelik cinsel istismar, iki kişiye yönelik cinsel saldırı, 22 kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna bizatihi iştirak ettiği anlaşılmıştır.''

"HİYERARŞİK YAPI FETÖ/PDY BENZERİ''

Şüphelilerin haricinde Adnan Oktar grubuna yönelik tespitlerin de bulunduğu sevk yazısında, ''Örgütün, çocukların cinsel istismarı, cinsel saldırı, suçtan elde edilen mal varlığı değerlerinin aklanması, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak elde edilmesi ve yayılması, şantaj, dolandırıcılık, rüşvet, eziyet suçlarını işlemek amacıyla ortak bir iradeye dayalı, 80'li yıllardan itibaren devamlılık arz eden, belli bir hiyerarşi dahilinde planlı ve disiplinli bir oluşum içerisinde, amaç ve stratejisi, zihin yıkama yöntemleri, FETÖ/PDY benzeri hiyerarşik yapısı, üye sayısı, sahip olduğu silahlı ve zorlayıcı gücü itibarıyla amaç suçları işlemeye elverişli bir suç örgütü olduğu hukuki kanaatine varılmıştır.'' ifadelerine yer verildi.

Şüpheli Oktar’ın liderliğini yaptığı örgüt ile FETÖ arasındaki benzerlikler bulunduğuna işaret edilen sevk yazısında, örgütün FETÖ gibi, "imam kardeşler", "imam bacılar", "adliye imamı", "para imamları", "infak", "himmet", "ecir" gibi isimler altında farklı alanlarda sorumluluklarının bulunduğu, Oktar’ın da FETÖ elebaşı Fetullah Gülen gibi kendisini mehdi ilan ettiği, 17-25 Aralık’ın ardından örgüt mensuplarıyla özel toplantılar yaptığı, yine FETÖ mensupları gibi önemli yayın kuruluşlarında, holdinglerde çalışan örgüt mensupları aracılığıyla istihbarat topladığı vurgulandı.

Sevk yazısında, örgütün yurt dışında Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde faaliyet gösteren yabancı ülke kurum ve kuruluşlarıyla irtibatlı olduğu, bu şekilde kişi ve kurumlara bilgi, belge temin ettiklerine dair bulgulara erişildiği anlatılarak, örgüt mensuplarının kamu görevlileri ile irtibat kurarak aleyhlerindeki olaylardan önceden haberdar oldukları, yasal görünümde de olsa usulsüz temin edilen silahlarla örgüt üyelerinin silahlandırıldığı savunuldu.

Grubun zengin ve fiziki görünümleri iyi olan erkek mensuplarının örgüte kazandırılması istenen kadınlarla önce duygusal anlamda ilişki yaşadıkları belirtilen sevk yazısında, ardından da bu kişilerin örgüt içerisinde öğretilen sözde "psikolojik telkin, dini telkin, ileriye dönük ideal telkin ve son olarak cennet vaadi" yöntemleri ile örgüte kazandırıldığı aktarıldı.

"(ADNAN HOCA’NIN KEDİCİKLERİ) SÖYLEMİ SUÇ FAALİYETLERİNİ GİZLEME AMAÇLI"

Sevk yazısında, "şüpheli Oktar’ın mehdiliğine inandırılan kadınların, öncelikle örgütte yeni eleman kazandırılmasında görevli erkek şahıslarla grup veya ayrı yarı cinsel ilişkiye zorlandıkları, çocuk yaştaki kızların dahi zorlandığı hatta cinselliği artırıcı ilaçların katıldığı içeceklerin kullanıldığı partilerin düzenlendiği, ilişkiye zorlanan kadınların kategorilere ayrılarak örgütte farklı görevler verildiği, birçok kadına da eziyetler uygulanıp sapkın arzuları kabul eden birer köle haline getirildikleri ilişki görüntülerinin şantaj amaçlı kullanıldığı" belirtilerek, şüpheli Oktar’ın "Adnan Hoca’nın kedicikleri" söyleminin de yine örgütün suç faaliyetlerini gizlemek amacıyla kullanıldığı ifade edildi.

Gruba ait A-9 televizyon kanalında dini değerlere aykırı şekilde programlar yapıldığı vurgulanan sevk yazısında, kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla örgüt elemanı avukatların piyanist Fazıl Say hakkında milli değerleri aşağıladığı iddiasıyla kamu davası açılmasını sağladığı ve davayı takip ettikleri anlatıldı.

 

"AHMET OKTAR BABUNA 'İMAM KARDEŞLER' GRUBUNDAN"

Sevk yazısında tutuklamaya sevk edilen diğer şüpheliler hakkındaki suçlamalara ve bilgilere de yer verildi.

Tutuklamaya sevk edilen şüpheli Ulviye Didem Ürer'in "Dido" kod adını kullandığını, örgütün iki numaralı yöneticisi olduğu, Kandilli'deki Dragos adı verilen örgüt merkezinde Adnan Oktar ile birlikte yaşadığı kaydedilen sevk yazısında, şüphelinin Oktar'ın talimatıyla örgütten ayrılanları karalamak amacıyla montajlı resimleri internette yayma noktasında faaliyette bulunduğu savunuldu.

Sevk yazısında, yine tutuklamaya sevk edilen şüpheli Alev Babuna'nın birinci derece örgüt yöneticisi ve örgütün kasasından sorumlu "imam bacılar" grubundan olduğu, tutuklamaya sevk edilen Mehmet Alp Ünlü'nün örgütün emniyet ve yargıdaki bağlantılarını sağladığı anlatılarak, şüpheli Ayşegül Hüma Babuna'nın örgüte nüfuz sağlayıcı bağlantılar kurmakla görevli olduğu, Ahmet Oktar Babuna'nın "imam kardeşler" grubundan olduğu, örgüt üyelerine görev dağılımı yaptığı, İsrail başta olmak üzere örgütün yurt dışı bağlantılarını sağladığı ileri sürüldü.

ntv.com.tr

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz*:
Facebook'ta paylaş
0