TÜRKİYE-İSRAİL ÜSTÜNE HARİÇTEN GAZEL

29 Temmuz 2021 16:42 / 276 kez okundu!

 

 

"Israel Institute for Regional Foreign Policies (İsrail Dış politika Enstitüsü) ve Jerusalem Post’da yayımlanan analizi hazırladım dostlar. 
Eskiden bu tür analizleri Türk medyası ve araştırma kurumları yapardı. ABD ve İsrail gibi ülkelere karşı mecburiyetten olumlu yanları sıralar ilişkiler devam etmeli derdik. Şimdi zor oyunu bozuyor ve benzer analizleri onlar yapıyor. D.Akdeniz'de yok saydıkları ve Türkiye'siz gaz forumu bile kurdukları noktada şimdi Türkiye ile ilişkileri iyileştirmeliyiz analizleri yapıyorlar." 
 

 

***

TÜRKİYE-İSRAİL ÜSTÜNE HARİÇTEN GAZEL
 
Israel Institute for Regional Foreign Policies (İsrail Dış politika Enstitüsü) ve Jerusalem Post’da yayımlanan analizi hazırladım dostlar. 
 
Eskiden bu tür analizleri Türk medyası ve araştırma kurumları yapardı. ABD ve İsrail gibi ülkelere karşı mecburiyetten olumlu yanları sıralar ilişkiler devam etmeli derdik. Şimdi zor oyunu bozuyor ve benzer analizleri onlar yapıyor. D.Akdeniz'de yok saydıkları ve Türkiye'siz gaz forumu bile kurdukları noktada şimdi Türkiye ile ilişkileri iyileştirmeliyiz analizleri yapıyorlar. 
 
Buyrun analizin tamamı 👇
 
“İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki son telefon görüşmesi, İsrail-Türkiye ilişkilerinin iyileştirilmesi için bir fırsat penceresi açıyor. İki ülkenin 1990’larda sahip olduğu sıcak ilişkiyi yeniden tesis etmek şu an için mümkün olmasa da, büyükelçilerin dönüşü, bölgesel meselelerde stratejik diyaloğun yeniden başlatılması ve sivil ve ekonomik işbirliğinin genişletilmesi, İsrail’in çıkarlarına hizmet edecek ulaşılabilir politika hedefleridir.
 
Oraya ulaşmak için, İsrail’in “değişim hükümeti”nin başkanlarının, Türkiye’ye ilişkin geçmişte ifade ettikleri tutumları yeniden gözden geçirmeleri gerekecek.
 
Soldaki politikacılar, bozulan demokrasisini öne sürerek kendilerini Türkiye’den uzaklaştırmaya çalıştılar. İlişkilerin iyileşmesini desteklemekten ve eski başbakan Benjamin Netanyahu’nun suçlarını Erdoğan’ınkilerle eşitlemeye çalıştılar. Yavaş yavaş, İsrail’in güç koridorlarında Türkiye ile bağları iyileştirme çabalarının zaman kaybı olduğu neredeyse düşman bir devlet olarak gösteren bir tutum sergilediler.
 
Erdoğan ve Herzog’un yaptığı telefon görüşmesine İsrail’in tepkileri, Türkiye’nin niyetine yönelik bazı şüpheleri de beraberinde getirdi. Bazıları bunun Erdoğan’ın İsrail ve İsrail’e yönelik olumsuz tutumları maskeleme hilesi olduğunu savundu. Siyasette veya kamuoyunda çok az kişi bardağın dolu tarafına baktı ve bu hareketi diyalog arzusunun ve son yıllarda İsrail-Türkiye ilişkilerinin temelini oluşturan çatışmacı söylemden ayrılmanın işareti olarak karşıladı.
Arap dünyasındaki ülkelerle olduğu gibi İsrail ile Türkiye arasında barış veya normalleşme anlaşmalarına gerek yok . İki devlet, 1949’dan beri kesintisiz diplomatik ilişkiler sürdürüyor. Bu ilişkilerin iniş çıkışları olsa da, hatta bazıları dramatik olsa da hiçbir zaman kesilmedi. Son on yılda bile ilişkilerdeki derin krizlere rağmen, ekonomik ve sivil bağlar korundu (ve hatta bazen örneğin ticarette genişletildi) ve düşük düzeyde de olsa  diplomatik ve güvenlik temasları gerçekleşti.
 
Yani ilişkilerin düzeltilmesi için resmi bir anlaşmaya veya parlamento kararlarına gerek yok. Türkiye 2018’de İsrail büyükelçisini sınır dışı ettiğinde geçmişte olduğu gibi ilişkileri resmi olarak alt düzeye düşürmedi. Türkiye, 2010 Marmara olayından sonra olduğu gibi ilişkilerin düzelmesi için kamusal talepler de sunmadı. Hatta Netanyahu bir özür yayınladı. Netanyahu 20 milyon doların üzerinde tazminat ödemeye hazırdı ve Türkiye’nin Gazze Şeridi’nde altyapı projeleri yürütmesine izin verdi. Netanyahu bu tavizler için kamuoyunda eleştirilere maruz kaldı.
 
Yeni adımlar temelde teknik bir hatanın onarılması olarak sunulabilir ve büyükelçilerin dönüşü neredeyse bir gecede hızlı bir şekilde gerçekleştirilebilir. Ve İsrail, İsrailli mahkumların ve askerlerinin cesetlerinin iadesi konusunda Hamas ile müzakereler için Türkiye’nin yardımını seferber etmeyi başarırsa bu İsrail’e kamusal ve siyasi fayda sağlayacaktır.
 
İsrail, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs gibi daha çok değer verdiği diğer bölgesel ilişkilere zarar vermeden Türkiye ile ilişkilerini geliştirebileceğini zaten kanıtladı. Türkiye ile daha iyi ilişkiler, İsrail’in Akdeniz’deki seçeneklerini ve bölgede önemli bir rol oynama kabiliyetini genişletecektir.
 
İsrail aynı zamanda Türkiye ile Suriye, İran ve Rusya’da diyalog kurmaktan stratejik olarak fayda sağlayacaktır. Ekonomik ve sivil İsrail-Türkiye işbirliği için de yeni fırsatlar ortaya çıkacaktır. Aynı zamanda, İsrail ile Türkiye arasında Filistin meselesinde, ilişkileri iyileştirmeye yönelik önceki girişimleri baltalayan büyük bölünmeleri de göz ardı etmemek önemlidir. Örneğin, Bölgesel İşbirliği Bakanı Esawi Frej’in öncülüğünde İsrail’in Filistin Yönetimi ile ekonomik bağlarını güçlendirme çabalarında Türkiye’nin rol oynayabileceği bir alan belirlemek mümkün olabilir.
 
Herzog, taraflar arasındaki olumlu diyaloğun derinleştirilmesinde önemli bir rol oynamaya devam etmelidir.  Ancak diplomatik bir yakınlaşmanın olgunlaşması, hükümetin, özellikle de Dışişleri Bakanlığı’nın katılımını gerektirir. Türk yetkililer özellikle turizm, teknoloji ve enerji alanlarında İsrail ile işbirliği potansiyeli belirlediler ve bu her iki taraftaki profesyoneller ve ilgili bakanlar arasında diyalog oluşturmak için kullanılabilir.
 
Ülkeler arasındaki yoğun ticaret göz önüne alındığında Ekonomi Bakanlığı da bu açıdan önemlidir ve Sağlık ve Çevre Koruma bakanlıkları da her iki ülke için önemi artan konularla ilgilendikleri için kritiktir.
 
Hükümet yetkilileri arasındaki bağların genişletilmesi ve çeşitlendirilmesi, Bennett ile Erdoğan arasında nihai bir görüşmenin hatta belki Eylül ayında New York’ta yapılacak BM Genel Kurulu’nda bir yan toplantının yolunu açabilir.
 
Bariz zorluklara, tarihi birikimlere ve ilişkinin cam tavanına rağmen İsrail-Türkiye ilişkileri de bu yönde ilerleyebilir mi? En azından diplomatlar, uzmanlar ve özellikle İsrail’in “değişim hükümeti” başkanlarının derinlemesine incelemesini hak ediyor.
 
Bu ay Brüksel’e yaptığı ziyarette Lapid, siyasi bir güç olarak iyimserlikten söz etti. Türkiye meselesinde, bu gücü kullanmanın ve bağların iyileştirilmesini gerçek bir teste tabi tutmanın zamanı gelmiştir…”
 
Çeviri/Analiz: Adem KILIÇ

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.