“LİBYA'DA NE İŞİMİZ VAR?” ÜSTÜNE HARİÇTEN GAZEL

07 Mayıs 2021 17:16 / 307 kez okundu!

 

 

Atlantic Council adlı düşünce kuruluşu Libya süreci ile ilgili bir analiz yayımladı. Bakın yaptıklarımız "Düzenin değişmesi ve geri dönüşümüz olarak" nasıl nitelendiriliyor... Bir zamanlar "Libya'da ne işimiz var?" diyenlerin dikkatine sunulur. Analizin tamamının çevirisi için buyrunuz👇

 

***

“LİBYA’DA NE İŞİMİZ VAR?” ÜSTÜNE HARİÇTEN GAZEL

Atlantic Council adlı düşünce kuruluşu Libya süreci ile ilgili bir analiz yayımladı. Bakın yaptıklarımız "Düzenin değişmesi ve geri dönüşümüz olarak" nasıl nitelendiriliyor. Bir zamanlar "Libya'da ne işimiz var?" diyenlerin de dikkatine sunulur. Analizin tamamının çevirisi aşağıdadır:👇
 
"Avrupa Devletleri ve birçok uluslararası güç için Türkiye’nin Trablus’un ana koruyucusu olarak yükselişi bir şok oldu. Ancak diğer yandan son on yılda Türkiye’nin bölgedeki rolünün önem kazanmasıyla,  Libya’daki varlığını da doğal görüyorlar.
 
Ankara’nın Trablus üzerindeki etkisinin Fayiz es-Serrac liderliğindeki Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (GNA) sona ermesinin ardından azalacağını düşünenler tam tersi bir gerçekle yüzleşti. Libya yeni hükümeti ve Türkiye, yakın zamanda eğitim, enerji, medya ve yeniden yapılanma alanlarındaki projeleri içeren yeni Mutabakat Muhtıraları konusunda anlaştılar.
 
Türkiye’ye göre, Libya’ya bu geri dönüş Osmanlıların Libya’dan çıkarıldığı 1912 Uşi Antlaşması ile kurulan düzenin sonunun geldiğini işaret ediyor. Bu antlaşma; Karlofça, Küçük Kaynarca ve Sevr gibi Türk tarihindeki ‘acı veren’diğer diplomatik antlaşmalar kadar önemli olmasa da, Kuzey Afrika’daki Türk varlığının sonunu işaret ediyordu.
 
Türkiye’nin Libya’daki askeri varlığını yakın zamanda sona erdirmesi mümkün görünmüyor. Özellikle de Türkiye’yi Yunanistan ve Kıbrıs ile karşı karşıya getiren Doğu Akdeniz’deki durum ve Mısır ve BAE gibi ülkelerle yaşanan gerginlikler önemli bir stratejik kaygı oluşturmaya devam ediyor ve Ankara için diplomatik bir rekabet unsuru.
 
Bu açıdan bakıldığında Ankara-Kahire yakınlaşması ve Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile BAE’li mevkidaşı Şeyh Abdullah bin Zayed arasındaki 22 Nisan’da yapılan Ramazan içerikli telefon görüşmesi önemli birer adım olarak görülebilir. 
 
Uluslararası toplumun, tüm yabancı güçler ve paralı askerlerin “16 Nisan BM Güvenlik Konseyi’nin 2570 sayılı kararına göre Libya’yı terk etmesi” kararının uygulanması beklentisi var. Türkiye’nin Libya’daki mevcut güçleri, Hafter’in saldırılarına karşı Trablus’taki meşru hükümet tarafından çağrıldı.
 
Şimdiye kadar Türkler, Libya ordusunun ve polis güçlerinin  yeniden yapılandırılmasına yardım etme konusunda iyi bir iş çıkardılar ve isyan eden Trablus milislerine karşı güven verici bir rol oynadılar. Ankara için bu askeri varlık, Akdeniz ve Körfez’deki daha geniş stratejik hedeflerinin korunması için önemli bir rol oynuyor. 
 
Libyalıların kaderlerini yeniden kontrol etmelerine izin verirken Doğu Akdeniz ve Basra Körfezi boyunca ilgili aktörlerin daha verimli bir işbirliği yaratması şüphesiz Libyalılarla birlikte ilgili tüm aktörlerin de çıkarınadır."
 
Çeviri/Analiz: Adem KILIÇ

 

Bu yazıyı Facebook'ta paylaşabilirsiniz:
Facebook'ta paylaş
0
Yorumlar
Uyarı

Yorum yazabilmek için üye olmalı ve oturum açmalısınız.

Eğer sitemize üye değilseniz buraya tıklayarak hemen üye olabilirsiniz.

Eğer üye iseniz oturum açmak için buraya tıklayın.